⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️
🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️

Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!


... leri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu mu yoksa özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu mu oluşturduğunun ve sanığın işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili olarak verdiği 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararında, "... sanığa sistemde kayıtlı kişilerin kimlik ve adres sorgulamalarını yapması için kullanıcı şifresinin çalıştığı kurum tarafından verilmesi, sisteme girmek için özel gayret sarf etmemiş olması, katılanın kamuya mal olan kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesi, sanığın merak saiki ile bu bilgileri sadece okumuş olup başkalarıyla paylaşmaması, ayrıca hukuka aykırı bir amaç gütmemesi ve ele geçirildiği iddia edilen kişisel verilerin kapsam ve niteliği ile sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği yönündeki savunması birlikte değerlendirildiğinde; incelemeye konu olay görevin gereklerine uygun olmayan disiplin soruşturması gerektiren eylemin suç teşkil etmediği kabul edilmelidir... Ulaşılan sonuç karşısında sanığın eyleminin nitelendirilmesine ve işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğine ilişkin uyuşmazlık konuları değerlendirilmemiştir..." şeklindeki gerekçelerle uyuşmazlığa konu eylemi, disiplin soruşturması gerektiren ve suç teşkil etmeyen eylem olarak kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2022/7038 Esas, 2024/1950 Karar sayılı kararında ve bu kararla uyum gösteren Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2023/219 Esas, 2024/1951 Karar sayılı kararında da, "... Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararındaki gerekçede de belirtildiği gibi ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir. Olayımızda ise sanık, kurumu tarafından kendisine verilen aparat ve şifre ile kendi hakimiyeti altında bulunan kişisel verilere ulaşmış ve bakmıştır. Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu..." biçimindeki gerekçelerle kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, beğeni vb. saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun kapsamında suç oluşturmayacağı değerlendirilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğunun belirlendiği anlaşılmakla, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi ...

... paylaşımlarda bulunduğunu, eşi hakkında tehdit ve hakaretlerle asılsız isnatlar ve küçük düşürücü ifadelere yer verdiğini, ortak çocuğu da bunlara alet ettiğini, bu surette özel hayatın gizliliğini ihlal ederek suç işlediğini, kişisel verileri yayıp ve paylaştığını, evlilik birliği içinde müvekkilinin ailesine karşı mesafeli duruş sergileyip hiç bir zaman benimsemediğini, ailesinin de olumlu tutum ve davranışlar sergilemediğini, müvekkilinin ailesi ile görüşmelerini sürekli sorun haline getirdiğini, annesine karşı olumsuz ve saygısız söylemlerde bulunduğunu, küsmeleri, eleştirel ve küçük düşürücü yaklaşımları olduğunu, bu konuları sürekli gündeme getirip tartışma zemini yarattığını, her gün kendi ailesi ile konuşup evdeki her şeyi ve maddîyata dayalı konuları konuştuğunu, bir defasında yanlarına giden erkek için "bankamatiğin geldi" dediğini, eşini para kaynağı olarak gördüğünü, tüm maddî imkanlarını kullandığını, işi gereği kişisel görünümü ve dikkat etmesi için yaptığı faaliyetleri tartışma konusu yaptığını, ancak bu aktivitelere katılmayı da istemediğini, kişisel görümününe ve bakımına dikkat etmediğini, birlikte olma isteğine karşı moral bozucu ve onur kırıcı ifadeler kullandığını, erkeklik gururunu kırdığını, çocuklara babaları hakkında olumsuz sözler ve telkinlerde bulunduğunu, yaşanan olaylarda kusurlu bulunduğunu belirterek davanın reddine, çocukların geçici velâyetinin müvekkiline verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının eşinin ailesi ile bir araya gelmekten ve iletişim kurmaktan kaçındığını, kayınvalidesine (sarf ettiği söz nedeniyle) saygısız tutum sergilediği, erkeğin ise başka bir kadınla mesajlaşmalarının çocuk tarafından görüldüğü, bu kadına çiçek gönderdiği, yemek sipariş ettiği, uzun süreli ve sık telefon görüşmeleri yaptığı, sadakat yükümlülüğüne aykırı bu eylemi ile kadının güvenini sarstığı, başka bir kadın ile görüşmesinin zina boyutunda değerlendirilemeyeceği, yaşanan olaylar nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, boşanmaya neden olan olaylarda kadının hafif, erkeğin ise ağır kusurlu olduğunun tespiti ile davacının terditli taleplerinden TMK 161. maddesi uyarınca zina nedenine dayalı boşanma davasının reddine, genel sebebe dayalı boşanma talebinin kabulü ile tarafların TMK 166/1. maddesi gereğince boşanmalarına, çocukların velâyetinin anneye verilmesini, baba ile aralarında kişisel ilişki tesisine, çocuklar yararına hükmedilen 750,00'şer TL tedbir nafakasının karar tarihi itibarıyla 1.250,00'şer TL yükseltilmesine, kesinleşme sonrasında aynı miktarda iştirak nafakası olarak devamına, kadın yararına hükmedilen aylık 1.000,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibarıyla aylık 1.500,00 TL'ye yükseltilmesine, kesinleşme sonrasında aynı miktarda yoksulluk nafakası olarak devamına, kadın yararına boşanmanın fer'î niteliğinde 40.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; TMK 161 maddesi gereğince zina sebebi ile açtıkları davanın reddi, kadına kusur yüklenmesi nedeniyle yapılan kusur tespiti, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat, iştirak ve yoksulluk nafakası miktarları yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuş, taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; kusur tespiti ...

... SI : 2018/3262 E., 2020/2527 K. SUÇLAR : Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, yalan tanıklık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince ve ...