⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️
🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️

Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!


... ktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.. (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müştekinin ve sanığın hüküm tarihinden sonra dosyaya sunduğu 23/11/2022 ve 05/12/2022 tarihli dilekçelerinde, sanığın yargılama devam ederken ve yargılama sonrasında taksitler halinde ödeyerek zararı tamamen giderdiğini, hüküm verilmeden önce 15/06/2022 ve 18/10/2022 tarihlerinde ise kısmen geri ödediğini belirtmeleri ve banka dekontlarını dosyaya sunduklarının anlaşılması karşısında, hüküm verilmeden önce zararının kısmen giderildiği anlaşılan mağdurdan 5237 sayılı Kanun'un 168/4. maddesi gereğince sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorulduktan sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. pişmanlık" başlıklı 168. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları; "(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. ... (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır. ..." Şeklinde ...

... ı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin sunduğu 05/07/2022 havale tarihli şikayet dilekçesinde özetle, şüphelilerin müşteki ile birlikte Başkaya Kuyumculuk Tekstil Hayvancılık İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi ünvanlı aile şirketinin ortakları olduğu, 08/08/2006 tarihinde müşteki adına karar defterine sahte imza atarak genel kurul toplantısında görev süresinin uzatıldığı, anılan tarihten günümüze kadar söz konusu sahteciliğe dayalı olarak şirket adına işlemler yapıldığı, şüphelilerin anılan şirkete ait para ve kazançları kendi uhdelerinde tutup müştekiye herhangi bir ödeme yapmadıkları, şirkete ait itcari defter ve genel kurul karar defterini gizledikleri, şirket hakkında şirketin zararına sebebiyet verecek şekilde asılsız bilgi verdikleri, müştekiye ve müştekinin yakınlarına karşı hakaret ve tehditte bulundukları hususlarını beyan ederek şüpheliler haklarında şikayette bulunulması üzerine yapılan soruşturma neticesinde, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından olağan ve olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin dolduğundan bahisle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müşteki vekili tarafından dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının yanı sıra hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, bilgi vermeme, tehdit ve hakaret suçları bakımından da suç duyurusunda bulunulmasına rağmen, yalnızca dolandırıcılık ve sahtecilik suçları bakımından karar verilmekle birlikte, sahtecilik yapıldığı belirtilen genel kurul karar defterine dayalı olarak şirket adına işlemlerin yapılmaya devam ettiğinin belirtilmiş olması karşısında, sahtecilik suçu bakımından suç tarihinin söz konusu sahte belgenin en son kullanıldığı tarih olduğunun kabulü gerekeceği, bu itibarla suç tarihinin tespiti bakımından suça konu belgenin en son hangi tarihte kullanıldığı yapılacak araştırma sonucu belirlenebileceğinden hali hazırda zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyeceği, bu bağlamda sahtecilik suçu bakımından suç tarihinin belirlenmesi amacıyla suça konu belgenin en son hangi tarihte kullanıldığı araştırılarak, anılan belge aslının temin edilmesi halinde üzerinde imza-yazı incelemesinin yaptırılması, Öte yandan, şüphelilerin şirkete ait para ve kazançları kendi uhdelerinde tutup müştekiye herhangi bir ödeme yapmadıkları şeklinde isnat edilen eylemin, dolandırıcılık suçu yerine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. naddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı ve anılan suç için Kanunda öngörülen olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığı cihetle, maddi gerçeğin tespiti bakımından; anılan suç bakımından söz konusu şirkete ait ticaret sicil kayıtlarının ve belirtilen dönemlerdeki ticari defter ve belgelerin getirtilip, dosyanın alanında uzman bilirkişiye tevdii sağlanarak, şüphelilerin şirkete ait para veya kazançları uhdelerinde tutup tutmadıklarının belirlenmesi, şikayete konu olayların aydınlatılmasına yarar delillerin toplanmasının ardından, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, tehdit ve hakaret suçlarının işlendiği hususunda kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluşması halinde, anılan suçların uzlaşmaya tabi suçlardan olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere Uzlaştırma Bürosuna gönderilerek, yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; şüpheliler hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan verilen Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.09.2023 tarihli ve 2022/11979 Soruşturma, 2023/6196 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının, şikâyetçi vekiline tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının dosya içerisinde ve UYAP sisteminde bulunmadığı, yine soruşturma dosyasının tamamının UYAP sistemine eklenmediği, bu haliyle dosyanın kanun yararına bozma talebini incelemeye elverişli olmadığı anlaşılmakla; gereğinin yerine getirilmesi ...