⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️ 🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️
Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!
Yönetici Girişi
Yeni Karar Ekle
Mevcut Kararları Yönet
Aşağıdaki arama sonuçlarında **Düzenle** ve **Sil** butonları ile yönetim yapabilirsiniz.
... nin özel norm niteliğinde olduğu, nitekim dairemizin yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğu, önceki bozma ilâmında bu hususta tereddüt söz konusu olmadığından azmettirmesi nedeniyle sanığın eyleminin de yağma suçunu oluşturup oluşturmadığı hususunun hiç irdelenmediği, bu anlamda sanık ... ... hakkında hukuki ilişkiye dayalı alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün isabetli olduğu, bununla birlikte 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddesindeki 12 yıllık dava zamanaşımı süresinin sonra dolduğu anlaşıldığından kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sanığın eyleminin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğuna dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.
... ndirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK'nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Her ne kadar yürütülen soruşturma neticesinde müşteki vekilinin dosya muhteviyatında şüpheliye ait olduğu iddia edilen isme ait bilginin ... isimli sosyal medya platformunun yüzeysel incelemesinin yapılarak tespit edilmesinin sağlıklı veriler ortaya koymadığı, zira sosyal medya platformlarının sahte olarak açılabileceği ve müşteki vekilinin işaret ettiği şahısların suçun asıl faili olmayabilecekleri ve her bireyin lekelenmeme hakkının bulunduğu, bilahare, ..., ..., ... gibi sosyal paylaşım siteleri üzerinden işlenen suçlar nedeniyle yapılan şikayetler üzerine başlatılan soruşturmalarda Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlükleriyle yapılan yazışmalar neticesinde dosyaya sunulan araştırma ve tespit raporlarından açık kaynaklar kullanılarak yapılan araştırmalarda şüphelilerin tespit edilemediği, bu şekilde şüphelilerin tespitinin mümkün olmadığı, ayrıca olayın fail ya da faillerinin tespiti için sosyal paylaşım sitesi üzerindeki üyelik hesaplarına erişim sağlanan IP adreslerinin tespitinin ve temininin gerektiği, bu tespit ve teminin ancak sosyal paylaşım sitelerinin bağlı olduğu şirketlerin bilgi paylaşımıyla mümkün olabileceği, yapılan araştırmalarda bu firmaların Amerika Birleşik Devletlerinde yerleşik bir tüzel kişiliğe sahip olduğu ve Türkiye Cumhuriyet sınırları içerisinde herhangi bir temsilciliklerinin veya irtibat bürolarının bulunmadığı, bu şirketlerin hukuki temsilciliğini yapan Avukatlık Ortaklıklarıyla yapılan yazışmalarda ortaklığın cevabi yazılarında özetle "Temsilcisi oldukları fırmaların ABD'de faaliyet yürüten firmalar olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde temsilciliklerinin bulunmadığı, insan hayatını tehdit eden suçlar ve çocuklara karşı işlenen suçlar haricindeki taleplerle ilgili olarak kayıt anındaki bilgi ve adresin oluşturulma anındaki IP bilgisinin verilemeyeceği" şeklinde beyanda bulundukları, bu nedenle Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce herhangi bir çalışma yapılamadığının muhtelif dosyalar yönünden tespitinin yapıldığı, mevcut derdest soruşturmanın konusunun benzer nitelikte olup müştekiye ait ... sosyal paylaşım sitesine ait hesap üzerinden cinsel tacizde bulunulması ile ilgili olduğu, bahse konu şirketin şüphelilerin İP bilgilerini paylaşmadığı,Türkiye Cumhuriyet Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 10/07/2013 tarihli Uluslararası Ceza İstinabe ve Tebligat Konulu genelgesinin bazı devletlere yapılacak adli yardımlaşma taleplerinde dikkate alınması gereken hususlar üst başlığı altında Amerika Birleşik Devletleri ile yapılacak olan yazışmaları, istinabe ve tebligatları değişik suçlar açısından düzenlendiği, merkezi ABD'de yer aldığından Yahoo, CCSGoogle, Google Adwords, ..., ..., Instagram, Skype, YouTube, Hotmail, M.massanger gibi yer sağlayıcı şirketlerce verilen kullanıcı hesapları veya servisler kullanılarak işlenen suçlarda IP veya trafik kayıtlarının teminine yönelik ceza istinabe taleplerinde ABD adli makamları yetkili olduğu vurgulanmakta, talep konusu suç, anılan firmaların başka bir ülkede yer alan şubesi, temsilciliği veya reklam işlemi idare etmek için kurulmuş yan kuruluşu üzerinden işlenmiş olsa dahi IP kayıtları veya trafik kayıtlarının yalnızca firmanın merkezi tarafından verilebileceğinin belirtildiği, bu nedenle adı geçen yer sağlayıcı şirketçe verilen kullanıcı hesapları veya servisleri kullanarak işlenen suçlarda erişim sağladıkları IP adres kayıtları, yurt dışı kaynaklı sunucularda tutulduğundan şüphelilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitinin mümkün olmadığı, Anayasa Mahkemesinin 01/03/2017 karar tarihli, Resmi Gazetenin 06/06/2017 tarih ve 30088 sayılı kararına göre de Cumhuriyet Savcılığının internet üzerinden işlenen suçlara yönelik soruşturmalardaki güçlükleri de gözeterek Anayasa'da korunan temel hak ve özgürlükler bağlamında ciddi endişeler ortaya çıkarabilecek şekilde geniş kapsamda etkiler uyandırmayan ya da toplumsal menfaati etkilemeyen bir şikayet hakkında soruşturmayı daha fazla sürdürmeyi reddetmesinin soruşturmanın sürdürülememesinde Anayasanın 17. Maddesinin 1. Fıkrasının devlete yükletiği pozitif yükümlülükler bakımından bireyin menfaatleriyle toplumun menfaatleri arasında açık bir dengesizlik bulunduğunun değerlendirilmediğinin belirtildiği, bu aşamada soruşturmanın devamı halinde ilgili internet sitesinin bağlı olduğu elektronik servis hizmetleri sağlayıcısının yurt dışı kaynaklı olması nedeniyle dijital delil elde edilmesinin mümkün olmadığı ve adı geçen sosyal medya platformuna ait şirketin yabancı kanunlara tabi olmasından ötürü kullanıcıları hakkında bilgi vermediği hususunun birçok nevi soruşturmadan anlaşıldığı, bu minvalde yeni delillere ulaşmanın teknik ve hukuki bakımından imkanının bulunmadığı nazara alındığında kamu davasının açılmasını gerekli kılacak yeterli delil elde edilemediği ve soruşturmaya devam olunmasının kamu yararı açısından abesle iştigal olduğu gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında yeterli ve etkili soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK'nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-... 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/05/2021 tarihli ve 2021/2793 değişik ... sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-CMK’nın 309. maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 07/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
... ı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin sunduğu 05/07/2022 havale tarihli şikayet dilekçesinde özetle, şüphelilerin müşteki ile birlikte Başkaya Kuyumculuk Tekstil Hayvancılık İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi ünvanlı aile şirketinin ortakları olduğu, 08/08/2006 tarihinde müşteki adına karar defterine sahte imza atarak genel kurul toplantısında görev süresinin uzatıldığı, anılan tarihten günümüze kadar söz konusu sahteciliğe dayalı olarak şirket adına işlemler yapıldığı, şüphelilerin anılan şirkete ait para ve kazançları kendi uhdelerinde tutup müştekiye herhangi bir ödeme yapmadıkları, şirkete ait itcari defter ve genel kurul karar defterini gizledikleri, şirket hakkında şirketin zararına sebebiyet verecek şekilde asılsız bilgi verdikleri, müştekiye ve müştekinin yakınlarına karşı hakaret ve tehditte bulundukları hususlarını beyan ederek şüpheliler haklarında şikayette bulunulması üzerine yapılan soruşturma neticesinde, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından olağan ve olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin dolduğundan bahisle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Müşteki vekili tarafından dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının yanı sıra hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, bilgi vermeme, tehdit ve hakaret suçları bakımından da suç duyurusunda bulunulmasına rağmen, yalnızca dolandırıcılık ve sahtecilik suçları bakımından karar verilmekle birlikte, sahtecilik yapıldığı belirtilen genel kurul karar defterine dayalı olarak şirket adına işlemlerin yapılmaya devam ettiğinin belirtilmiş olması karşısında, sahtecilik suçu bakımından suç tarihinin söz konusu sahte belgenin en son kullanıldığı tarih olduğunun kabulü gerekeceği, bu itibarla suç tarihinin tespiti bakımından suça konu belgenin en son hangi tarihte kullanıldığı yapılacak araştırma sonucu belirlenebileceğinden hali hazırda zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyeceği, bu bağlamda sahtecilik suçu bakımından suç tarihinin belirlenmesi amacıyla suça konu belgenin en son hangi tarihte kullanıldığı araştırılarak, anılan belge aslının temin edilmesi halinde üzerinde imza-yazı incelemesinin yaptırılması,
Öte yandan, şüphelilerin şirkete ait para ve kazançları kendi uhdelerinde tutup müştekiye herhangi bir ödeme yapmadıkları şeklinde isnat edilen eylemin, dolandırıcılık suçu yerine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. naddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı ve anılan suç için Kanunda öngörülen olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığı cihetle, maddi gerçeğin tespiti bakımından; anılan suç bakımından söz konusu şirkete ait ticaret sicil kayıtlarının ve belirtilen dönemlerdeki ticari defter ve belgelerin getirtilip, dosyanın alanında uzman bilirkişiye tevdii sağlanarak, şüphelilerin şirkete ait para veya kazançları uhdelerinde tutup tutmadıklarının belirlenmesi, şikayete konu olayların aydınlatılmasına yarar delillerin toplanmasının ardından, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, tehdit ve hakaret suçlarının işlendiği hususunda kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluşması halinde, anılan suçların uzlaşmaya tabi suçlardan olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere Uzlaştırma Bürosuna gönderilerek, yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre; şüpheliler hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan verilen Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.09.2023 tarihli ve 2022/11979 Soruşturma, 2023/6196 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının, şikâyetçi vekiline tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının dosya içerisinde ve UYAP sisteminde bulunmadığı, yine soruşturma dosyasının tamamının UYAP sistemine eklenmediği, bu haliyle dosyanın kanun yararına bozma talebini incelemeye elverişli olmadığı anlaşılmakla; gereğinin yerine getirilmesi ...
... na ilişkin tavsiyeler listesinin incelenmesinde, ikinci sayfada, daimi aramaya alınan bir kısım hırsızlık dosyalarına ilişkin olarak eylemin niteliğinin tespiti ve dava zamanaşımının belirlenmesi bakımından keşfen tespit yapılması gerektiğine temas edilerek bu gerekliliğe uyulmamasının eleştiri konusu yapıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar soruşturma raporunda 2002 yılındaki teftiş sonucu hazırlanan tavsiyeler listesinde binanın niteliğine ilişkin gereksiz keşifler yapıldığı yolundaki açıklama ile önceki tavsiyeye açıklık getirildiği belirtilmişse de, bu ifadenin önceki tavsiyeyi bertaraf ederek uygulanmasına engel oluşturduğunu söylemek de mümkün görülmemiştir. Soruşturma raporunda sanığın diğer Cumhuriyet savcılarından daha fazla "gerekmediği halde" keşif yaptığı belirtilerek bu konudaki "eğilimini" ortaya koyduğu belirtilmiştir.
Ancak bu konudaki kriterin de objektif ölçülere uymadığı, aksine tanık anlatımlarında sanığın bu yönde bir eğiliminin olmadığı, müfettiş tavsiyelerine uyarak ve sor ...
... aya ibraz edilen, sanık ... tarafından 13.06.2008 tarihinde 10.007,56 TL, sanık ... tarafından ise 16.06.2008 tarihinde 104,00 TL'nin Köylere Hizmet Götürme Birliğinin 697-********-5003 numaralı hesabına zimmete konu miktarın yasal faiziyle birlikte Ziraat Bankası aracılığıyla ödendiğine dair belgelerin ilgili bankadan doğruluğunun teyit ettirilerek, ödemeyi gösteren banka hareketlerinin ve dekontların dosya arasına konulmasından sonra sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 248. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 22.03.2022 tarih ve 36281 sayı ile; sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davası bulunmadığı, sanıkların eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve dava zamanaşımının gerçekleştiği görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 28.11.2022 tarih ve 2137-13812 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmiştir.
Ceza Genel Kurulunca 01.03.2023 tarih ve 35-113 sayı ile; Yerel Mahkemenin CMK’nın 315. maddesinin ikinci fıkrasına muhalefet edilerek yeniden yargılama kapsamında verdiği karar ile anılan kararın bozulmasına ilişkin Özel Daire kararları hukuki değerden yoksun olup yargılamanın yenilenmesi istemine konu sebeplerle birlikte itirazın, Yerel Mahkemenin 20.05.2010 tarihli ve 134-120 sayılı kararının onanmasına ilişkin Özel Dairenin 03.12.2013 tarihli ve 10255-11668 sayılı kararına yönelik olarak yapılabileceği gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının, esası incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 29.05.2023 tarih ve 36281 sayı ile; ''...Sanıklar ..., ... haklarında düzenlenen 30.07.2009 tarihli ve 2009/532 Esas sayılı iddianamede, sanıklar hakkında 'Zimmet suçu kapsamında; ... Köylere Hizmet Götürme Birliği kayıtlarının incelenmesinde, Birlik encümen defteri ve imzalı bilgisayar çıktılarınd ...
... 1. cümlesinde tanımlanan tehdit suçu uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, aynı Kanun’un 66/1-e. maddesi gereği 8 yıl olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmış, 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d. maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 23.06.2016 tarihli mahkumiyet kararı olduğu, bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıl olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenle o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak DÜŞMESİNE,
III-Sanıklar ... ve ... Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Verilen Beraat Kararına Yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısının; Sanık ... Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararına Yönelik Sanığın Temyi ...
... e yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, suç ve karar tarihlerine göre dava zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, araştırılması gerekli başkaca bir husus bulunmadığu anlaşıldığından, sanıklar müdafileri ile sanık ...'in temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B. Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden;
İletişimin tespiti tutanaklarının içerikleri ve sanık ...'ın, 18.12.2009 tarihinde tanık ...'ta yakalanan esrarı parasız verdiğine ilişkin kollukta müdafii huzurunda alınan ve ikrar içeren beyanı karşısında, sanığın 18.12.2009 tarihli eyleminin sabit olduğu kabul edildiğinden tebliğnamede yer alan bu yöndeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 18.12.2009 ve 12.01.2010 tarihli eylemlerin sanık ..., 31.05.2010 tarihli eylemin sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, bu eylemlere yönelik vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile ...