⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️
🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️

Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!


... verdiği telefonunu da geri alıp mont ile kaçmaya başladığı, bunun üzerine mağdur ve katılanın sanığı kovaladıkları, sanığı yakalamaları üzerine önce mağdur ile sanık arasında boğuşma yaşandığı, daha sonra sanığın katılan ile boğuşarak montu vermemek için katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı, olayın devamında sanığın belinde bulunan siyah saplı bıçağı katılan ve mağdura göstererek "Ecelin benim elimden olacak!" dediği, mağdurun polisi araması üzerine sanığın montu atarak oradan uzaklaştığı kabul edilen olayda; İlk Derece Mahkemesince; mağdurun mont üzerindeki fiilî hâkimiyetinin olay anında devam ettiği, icra hareketlerinin henüz tamamlanmadığı ve bu hâliyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bu hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince; olayda katılanın direncinin kırıldığının ve polisi arayarak ihbarda bulunduğunun, bu nedenle yağma suçunun tamamlandığının, sanığın suça konu montu parktaki bir ağacın üzerine atarak kaçmasının etkin pişmanlık kapsamında kaldığının gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulduğu, İlk Derece Mahkemesinin ise nitelikli yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle önceki hükümde direnilmesine karar verdiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Yağma suçunu düzenleyen TCK'nın 148. maddesi şöyledir; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.". Madde gerekçesi ise şu şekildedir; "Hırsızlık suçundan farklı olarak yağma suçunun oluşabilmesi için mağdurun rızasının cebir veya te ...

... zararı giderip gidermeyeceği hususlarının sorulması için talimat yazıldığı ancak sanığın adreste bulunamaması nedeniyle talimatın bila ikmal döndüğü, sanığa ödeme imkanı tanınmadan karar verildiği, sanığa zarar miktarı ile zararı nereye ödeyeceği açıkça belirtilip sonucuna göre TCK 168. maddede düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, zararın hükümden sonra giderildiği anlaşıldığından sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle gerekçesi tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 06.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

... ğı yönünde bilgi alınması üzerine kolluk görevlilerince takibe alınan evinin bulunduğu sokak üzerinde, 10/05/2015 tarihinde durdurulan M.. K.. ve İ... U..., 01/06/2015 tarihinde durdurulan Ü... H... İ... 09/06/2015 tarihinde durdurulan C.. G.., 13/06/2015 tarihinde durdurulan A.. A.. isimli şahıslarda ele geçirilen eroinleri, sanık C...'den aldıklarına ilişkin beyanları ile sanığın kardeşi olan diğer sanık C...'ın, Mahkeme'de ablası sanık C....'in eroin sattığını öğrendiğine ilişkin anlatımı ve dosya içeriğine göre; 10/05/2015 tarihli eylem sanık tarafından kabul edilmese de M... ve İ...nın beyanlarıyla sabit olduğundan bu eylemi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının bulunmadığı, diğer suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmeleri nedeniyle zincirleme suç oluşturduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşıldığından, zincirleme suçlarda, zincire dahil tüm suçlar yönünden TCK'nın 192/3. maddesinin uygulanma şartları varsa, ancak o zaman etkin pişmanlık hükümleri uyarınca ceza indirimi uygulanabileceğinden, eylemlerden birinin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulamasını gerektirmemesi halinde zincirleme suç durumunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama yeri bulunmadığından bu yöne ilişkin tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışındaki yaptırımların doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddes ...

... n yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Etkin Pişmanlık" başlıklı 168. maddesinde yer alan, " (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.. (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müştekinin ve sanığın hüküm tarihinden sonra dosyaya sunduğu 23/11/2022 ve 05/12/2022 tarihli dilekçelerinde, sanığın yargılama devam ederken ve yargılama sonrasında taksitler halinde ödeyerek zararı tamamen giderdiğini, hüküm verilmeden önce 15/06/2022 ve 18/10/2022 tarihlerinde ise kısmen geri ödediğini belirtmeleri ve banka dekontlarını dosyaya sunduklarının anlaşılması karşısında, hüküm verilmeden önce zararının kısmen giderildiği anlaşılan mağdurdan 5237 sayılı Kanun'un 168/4. maddesi gereğince sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorulduktan sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. pişmanlık" başlıklı 168. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları; "(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başla ...

... şüpheden uzak kesin delil olmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına, cezanın orantısız olduğuna, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, tekerrür hükümlerinin yanlış uygulandığına, Sanığın temyiz isteği; Verdiği bilgilerin etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, bu hususta eksik araştırma ve inceleme yapıldığına, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; 1. Dava konusu olay, sanığın, uyuşturucu ticareti yaptığı iddiasına ilişkindir. 2. 10.11.2021 tarihli olay, arama, el koyma, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı ile Van İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla ...

... den sanığın yararlanacağına, sanığın uyuşturucu ticareti yaptığına dair somut delil bulunmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Dava konusu olay; olay gecesi şüphe üzerine durdurulan ve kimlik ibraz edemeyen sanığın üzerinde arama yapılacağı sırada, suç unsuru bulunup bulunmadığının sorul ...

... an uyuşturucu madde aldığına dair beyanı ve teşhisi, ikinci eylemde olay öncesi ve sonrasında yapılan telefon konuşmaları, fiziki takip tutanağı ve tüm dava dosyası kapsamından her iki eylemin de sübut bulduğunun belirlendiği, sanık ...'in eylemleri ile ilgili olarak, sanığın ilk eyleminde tanıklara uyuşturucu madde verdiğine dair ikrar içeren ifadesi, ikinci eyleminde sanık ... ile yaptığı telefon görüşmeleri, yine ifadesinde uyuşturucu madde aldığını ve birlikte kullandıklarına dair ifadesi ile tüm dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemlerinin sübut bulduğu, sanık ...'ın eylemi ile ilgili olarak, sanığın alınan ifadesinde sanık ...'e uyuşturucu madde temin etmesi için para verdiğine yönelik ikrar içeren savunması ile taraflar arasında yer alan TAPE kayıtları göz önüne alındığında eyleminin sübut bulduğu, sanık ...'nin eylemi ile ilgili olarak, temyiz dışı sanık ...'le birlikte üzerlerinde uyuşturucu madde varken yakalanması, sanıkların arasında olay öncesine ait ve uyuşturucu madde ticareti ile ilgili olan birçok telefon konuşmasının olması, sanık ...'in sanık ...'den uyuşturucu madde aldığına dair ifadesi, sanıklar arasında birbirlerine iftira atmayı gerektirecek hiçbir husumetin bulunmadığı da göz önüne alındığında sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu, sanık ...'ın eylemi ile ilgili olarak, fiziki takip tutanağı, tanıklar ve sanığın birbirleriyle ve tutanak ile çelişen savunmaları ve özellikle tanıktan ele geçen 1 tam yarım pembe uyuşturucu hapın aynı şekilde sanığın evinde 2 tam bir yarım pembe hap şeklinde ele geçmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde ve gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığı, sanık ... hakkında ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara sonuç olarak aleyhe temyizin bulunması nedeniyle sanığın 09.04.2019 tarihli eylemi ile ilgili olarak mahkumiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, ...'ın eyleminde adli arama işleminin hukuka uygun olarak yapıldığı, sanık ... hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı da belirlenerek; sanık ... müdafinin, sanık ... müdafinin, sanık ... müdafinin, sanık ... müdafinin, sanık ... ile müdafinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR 1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Olarak Yapılan Temyiz Talebinin İncelemesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 266/1. maddesi uyarınca temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 2. Sanık ... Hakkında Kurulan Ek Karara Yönelik Olarak Yapılan Temyiz Talebinin İncelemesinde Sanığın temyiz isteminden kendi hür iradesiyle vazgeçtiği, temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu göz önüne alındığında, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi'nin 21.01.2022 tarihli ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık ve sanık müdafinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 296/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ON ...

... at kararı verilmesi gerektiğine, 2. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 3. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına, 4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, B. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, bera ...

... tkileyecek somut delil elde edilememesi, ayrıca aradan geçen zaman nedeniyle bir kısım tanıkların farazi beyanlarına itibar edilmediği...' şeklindeki gerekçeyle, önceki mahkûmiyet hükümlerinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığının kabul edilmesi karşısında, önceki hükümlerin aynen onaylanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yeniden hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 323/1. maddesine muhalefet edilmesi, Sanıklar hakkında zimmet suçundan kurulan hükümler yönünden CMK'nın 311/1-e maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesine konu edilen ve sanıklar müdafilerince dosyaya ibraz edilen, sanık ... tarafından 13.06.2008 tarihinde 10.007,56 TL, sanık ... tarafından ise 16.06.2008 tarihinde 104,00 TL'nin Köylere Hizmet Götürme Birliğinin 697-********-5003 numaralı hesabına zimmete konu miktarın yasal faiziyle birlikte Ziraat Bankası aracılığıyla ödendiğine dair belgelerin ilgili bankadan doğruluğunun teyit ettirilerek, ödemeyi gösteren banka hareketlerinin ve dekontların dosya arasına konulmasından sonra sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 248. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 22.03.2022 tarih ve 36281 sayı ile; sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davası bulunmadığı, sanıkların eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve dava zamanaşımının gerçekleştiği görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 28.11.2022 tarih ve 2137-13812 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmiştir. Ceza Genel Kurulunca 01.03.2023 tarih ve 35-113 sayı ile; Yerel Mahkemenin CMK’nın 315. maddesinin ikinci fıkrasına muhalefet edilerek yeniden yargılama kapsamında verdiği karar ile anılan kararın bozulmasına ilişkin Özel Daire kararları hukuki değerden yoksun olup yargılamanın yenilenmesi istemine konu sebeplerle birlikte itirazın, Yerel Mahkemenin 20.05.2010 tarihli ve 134-120 sayılı kararının onanmasına ilişkin Özel Dairenin 03.12.2013 tarihli ve 10255-11668 sayılı kararına yönelik olarak yapılabileceği gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının, esası incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 29.05.2023 tarih ve 36281 sayı ile; ''...Sanıklar ..., ... haklarında düzenlenen 30.07.2009 tarihli ve 2009/532 Esas sayılı iddianamede, sanıklar hakkında 'Zimmet suçu kapsamında; ... Köylere Hizmet Götürme Birliği kayıtlarının incelenmesinde, Birlik encümen defteri ve imz ...

... gerçekleştirdiğinin sabit olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a. maddesinde tanımlanan nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması gerektiğine, sanığın suça konu bisikleti kendi rızasıyla iade etmemesi sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. 2. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmasına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yağma Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İsteminin İncelenmesinde 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda i ...

... lerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki husus dışında hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 31.05.2010 tarihinde sanık ...'nın ikametinde ele geçirilen suça konu esrarın sanık ... tarafından getirildiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı aşamada sanıklar ... ve ...'ın beyanlarıyla ...'in suçunun ortaya çıkmasında yardım ve hizmette bulundukları ve haklarında 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkındaki Hükümler Yönünden; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2017/58 Esas, 2020/233 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri ile sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle, hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2017/58 Esas, 2020/233 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, sanık ... yönünden Tebliğname’den farklı gerekçe ile; sanık ... yönünden Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanık ...'ın KAZANILMIŞ HAKK ...