⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️ 🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️
Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!
Yönetici Girişi
Yeni Karar Ekle
Mevcut Kararları Yönet
Aşağıdaki arama sonuçlarında **Düzenle** ve **Sil** butonları ile yönetim yapabilirsiniz.
... verdiği telefonunu da geri alıp mont ile kaçmaya başladığı, bunun üzerine mağdur ve katılanın sanığı kovaladıkları, sanığı yakalamaları üzerine önce mağdur ile sanık arasında boğuşma yaşandığı, daha sonra sanığın katılan ile boğuşarak montu vermemek için katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı, olayın devamında sanığın belinde bulunan siyah saplı bıçağı katılan ve mağdura göstererek "Ecelin benim elimden olacak!" dediği, mağdurun polisi araması üzerine sanığın montu atarak oradan uzaklaştığı kabul edilen olayda; İlk Derece Mahkemesince; mağdurun mont üzerindeki fiilî hâkimiyetinin olay anında devam ettiği, icra hareketlerinin henüz tamamlanmadığı ve bu hâliyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bu hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince; olayda katılanın direncinin kırıldığının ve polisi arayarak ihbarda bulunduğunun, bu nedenle yağma suçunun tamamlandığının, sanığın suça konu montu parktaki bir ağacın üzerine atarak kaçmasının etkin pişmanlık kapsamında kaldığının gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulduğu, İlk Derece Mahkemesinin ise nitelikli yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle önceki hükümde direnilmesine karar verdiği anlaşılmaktadır.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
Yağma suçunu düzenleyen TCK'nın 148. maddesi şöyledir; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.".
Madde gerekçesi ise şu şekildedir; "Hırsızlık suçundan farklı olarak yağma suçunun oluşabilmesi için mağdurun rızasının cebir veya te ...
... deliller karar yerinde incelenip, sanık Veli'nin maktuller A... ve Emine'yi tasarlayarak öldürme suçlarının sübutu kabul, bozma nedeni saklı kalmak kaydıyla suçların niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık hakkında hırsızlık suçundan hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınarak beraatine karar verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin eksik incelemeye, sübuta, sanığın suçlara iştirak kastının bulunmadığına yönelen, Cumhuriyet Savcısının hırsızlık suçunda sübuta ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
1- Hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmünün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
2- Sanık hakkında maktuller A... ve Emine'ye karşı eylemleri yönünden;
Oluşa ve dosya içerisindeki del ...
... ği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir.
Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/6-110 Esas, 465 Karar ve 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.
Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir.
Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirl ...
... un (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.
Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia v ...
... elirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.
Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekecektir.
Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır.
Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadğı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir.
Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da ihtilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağlad ...
... sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir.
Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir.
Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki ...
... ktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.. (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin ve sanığın hüküm tarihinden sonra dosyaya sunduğu 23/11/2022 ve 05/12/2022 tarihli dilekçelerinde, sanığın yargılama devam ederken ve yargılama sonrasında taksitler halinde ödeyerek zararı tamamen giderdiğini, hüküm verilmeden önce 15/06/2022 ve 18/10/2022 tarihlerinde ise kısmen geri ödediğini belirtmeleri ve banka dekontlarını dosyaya sunduklarının anlaşılması karşısında, hüküm verilmeden önce zararının kısmen giderildiği anlaşılan mağdurdan 5237 sayılı Kanun'un 168/4. maddesi gereğince sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorulduktan sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
pişmanlık" başlıklı 168. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları;
"(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
...
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
..."
Şeklinde ...
... u savunma kapsamında kasten öldürme suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eylemini kanunun hükmünü yerine getirirken sınırın kast olmaksızın aşılması suretiyle işlediğinin kabulü ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/1 ve 27/1. maddeleri yollamasıyla aynı Kanun’un 85/1, 27/1, 62, 50/4, 52/2 ve 54. maddeleri uyarınca 22.680 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye ilişkin Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.03.2019 tarihli ve 90-136 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 06.12.2019 tarih ve 1125-1357 sayı ile duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak sanığın kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemi nedeniyle TCK' nın 87/4-2, 62, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.04.2021 tarih, 1271-6088 sayı ve oy çokluğu ile; "…Oluşa ve dosya kapsamına göre; maktul ... hakkında Karasu ilçesinde meydana gelen çok sayıda hırsızlık olaylarının şüphelisi olarak Karasu Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla yakalama emri çıkarıldığı, maktulün yakalama emri uyarınca İstanbul’da yakalanarak Karasu ilçesine getirildiği, kolluk nezaretinde sorguya sevkedilerek sulh ceza hakimliği duruşma salonunda bekletildiği sırada nezaret eden polis memurunu itekleyip yaralanmasına da sebebiyet vererek duruşma salonunun penceresinden atlayıp kaçtığı, sanığın ise olay günü izinli olmasına rağmen emniyet müdürlüğünde düzenlenen seminere katılmak üzere emniyet binasında bulunduğu, maktulün kaçtığı haberinin emniyete ulaşması üzerine kolluk amirinin emriyle gruplar halinde yakalama çalışmaları başlatıldığı, amiri tarafından kendisine emir verilen sanığın yanında bulunan iki memur ile birlikte maktulün kaçtığı istikamette araştırma yaptıkları sırada, maktulü otluk ve çalılık alanda gördükleri ‘dur’ ihtarında bulunmalarına rağmen maktulün kaçmaya devam ettiği, sanık ve arkadaşlarının ikaz amaçlı havaya ateş ettikleri ancak maktulün ihtar ve ateş etmelerine kayıtsız kalarak kaçmaya devam ettiği bunun üzerine sanığın maktulü yakalamak amacıyla vücudunun alt kısmını hedef alarak peşpeşe iki el ateş ettiği, birinci atışın sağ bacak diz üstü arka iç kısmına isabet ettiği, onu takip eden ikinci atışın ise birinci atışın etkisiyle yere düşmekte olan maktulün sırt sağ tarafına isabet ederek arkadan öne, aşağıdan yukarıya, sağdan sola seyirle sol omuz ön yüzünden çıktığı ve bu atışın ölüme neden olduğu anlaşılmaktadır.
Olaydan sonra maktulün sağ elinde ses ve gaz tabancası tespit edilmiş ise de, maktulün içinde bulunduğu durum, kaçtığı ve vurulduğu yerler nazara alındığında bu tabancanın olayla ilişkisi bulunmadığı kabul edilmiştir.
Sanığın 2559 sayılı Yasanın 16. maddesi kapsamında maktulü yakalamak amacıyla ve yakalayacak ölçüde silah kullanma yetkisi bulunduğu, başka türlü yakalanamayan maktulün yaralayarak yakalanmasının sağlanması durumunda eylemin TCK’nin 24/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Başka bir deyişle sanık maktule yaptığı ilk atışın sonucunu bekleyip onu yaralı halde yakalasaydı bu fiilden sorumlu tutulmayacaktı. Sanığın yerine getirdiği kamu görevinin mahiyeti, maktulün yakalama emrine rağmen duruşma salonundan nezaret eden görevliyi de etkisiz hale getirerek kaçması, dur ihtarlarına ve uyarı atışlarına kayıtsız kalarak kaçmaya devam etmesi ve eylemin hukuka uygunluk nedeni içinde başlamış olmasının hukuksal bir değeri bulunmadığı düşünülemez. Bu nedenle Sanığın eyleminin herhangi bir olayda hasmını yaralamak isterken onun ölümüne neden olan herhangi bir failden farklı olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte sanığın maktulü yaralayarak yakalamasına imkan veren yasal düzenleme nazara alındığında hem yaralama kastıyla hareket ettiği hem de bu fiilden tam olarak sorumlu olduğunun kabulü kendi içinde bir çelişki oluşturmaktadır.
Ne var ki, sanık bu ölçüyü aşarak ilk atışla yaralanan maktule yersiz olarak ikinci bir atış daha yapıp onun ölümüne neden olmuştur. Sanık tarafından ardarda iki el ateş edilmiştir. Bu durumda sanık hukuka uygunluk nedeni içinde başladığı eylemi sürdürerek hukuka uygunluk sınırını aşmıştır. O hâlde sınırın aşılmasının kusurlu olup olmadığı ile kusurun niteliğinin tespit ve tayini önem arz etmektedir. Öncelikle sanığın ilk atışla yaralanan maktule zorlayıcı bir neden yokken ve ilk atışın sonucunu beklemeden ikinci bir atış yapması sınırı aşmakta kusurlu olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak bu sınırı kasten aştığını gösteren somut bir delil, bunun için bir neden bulunmadığından bu durumda oluşan şüphe sanık lehine yorumlanmalı, sanığın bu sınırı yeterli dikkat, özen ve basireti gösterememesi nedeniyle taksirle aştığı kabul edilmelidir.
Sanığın mesleği gereği sahip olduğu bilgi, tecrübe ve eğitimi, olay sırasında maktulle sanık arasındaki mesafenin yakın sayılabilecek bir mesafe olması nazara alındığında, sanığın eyleminin sonuçlarını istemese de öngörebilecek durumda olduğu, bu nedenle olayda bilinçli taksirle hareket ettiği ve hukuka uygunluk sınırını bilinçli taksirle aştığı kabul edilerek eyleminin TCK’nin 24/1, 27/1, 85/1 ve 22/3 maddeleri kapsamında cezalandırılması yerine, yazılı şekilde kasten yaralama sonucu ölüme neden olma ...
... ası halinde mağdura yönelen cebir eylemi yağmaya dönüştürmez. Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Bunun gibi bir mal almaya yönelik olmayan cebir eylemi yağmaya dönüştürmeyecektir. Mesela cinsel istismara karşı koyan mağdura uygulanan cebir de olduğu gibi. Bu gibi durumlarda yağma değil cebren cinsel saldırı suçları oluşacaktır. (Benzer görüşler için bkz. Artuç, Mal Varlığına Karşı Suçlar, Adalet, 2011, s. 231; Gökcan/Artuç, s. 5348)
Doğrudan malı almaya yönelik olmayan zor eylemi yağmaya dönüştürmez. Mesela başka nedenle kavga ettikten sonra giderken mağdurun mallarının alınması halinde yağma değil gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Cebir veya tehdidin cezasına ilave olarak hırsızlıktan ceza verilmelidir. Ancak bura da dikkat edilmesi gereken husus mağdurun malın alındığını görmemesi gerekir. Eğer mağdur malın alındığını gördü ama az önce uğradığı saldırının etkisi ve korkusu ile kendisini savunamayacak durumda, direnci kırılmış olduğu için müdahale edemeyecek durumda ise artık yağma oluşacaktır.
Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır ve bu cebrin mal alma tamamlanmadan önce yapılması, malın bu cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasıdır.
Kişinin kastı iç dünyasında meydana geldiğinden niyet okuyuculuk yapılamayacağından kastını tespit için dış dünyaya yansıya ...
... tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre sanığın temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın müştekinin cebindeki 30 TL parayı çalması şeklinde gerçekleşen ol ...
... en sonra, yenilenen kasıtla maktüleye ait cep telefonu ile altın küpe ve yüzüğü çaldığından, hakkında hırsızlık suçundan zamanaşımı süresi içinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
2-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın kasten öldürme suçunun sübutunda, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliğinin tayin olunmasında isabetsizlik bulunmamıştır.
Ancak;
a)Erkeklerle para karşılığı ilişkiye giren maktüle ile sanığın da bir çok defa para ka ...
... e suçunun sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin haksız tahrikin ağır olduğuna yönelen, müdahiller vekilinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Sanığın, maktulün sorumlu olduğu marketten hırsızlık yaparken aynı markette çalışan tanık Hasgül tarafı ...
...
Belgini başka bir suçu hazırlamak, delillerini ortadan kaldırmak maksadıyla ve tasarlayarak öldürmekten, yağmaya teşebbüsten ve hırsızlıktan sanıklar İsa ile Adil'in bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin (Ankara Beşinci Ağır Ceza Mahkemesi)'nden verilen 17.06.2008 gün ve 99/148 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık Adil müdafii ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C. Başsavcı lığ ı'ndan tebliğ-name ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1)Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17.04.2007 gün ve 2007/1-32-97 sayılı kararı uyarınca, Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlarda, her suç yönünden ayrı ayrı yapılan değerlendirme sonucu, her suçla ilgili lehe yasa ve buna göre her suçun sonuç cezası belirlendikten sonra, 765 sayılı TCK'nın 68-77. maddelerindeki ilkelere göre cezaların toplanmasına ilişkin kararın infaz aşamasında verilmesi mümkün görülmüştür.
2)Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar İsa ve Adil'in suçlarının sübutu kabul, ...
... nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-f, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.09.2020 tarihli ve 606-250 sayılı hükmün, hükümlü müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 11.01.2021 tarih ve 2040-26 sayı ile; tekerrür uygulamasına ilişkin bölümden "ikinci kez" ibaresinin çıkartılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hükme yönelik hükümlünün, yargılamanın yenilenmesine ilişkin talepte bulunması üzerine Antalya 12. Ceza Mahkemesince 02.09.2021 tarihli ve 606-250 sayılı ek karar ile istem reddedilmiş, vaki itiraza istinaden inceleme yapan Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 10.09.2021 tarih ve 834 değişik iş sayı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
Merci kararına karşı Adalet Bakanlığınca 04.04.2023 tarih ve 25386-2021 sayı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.05.2023 tarih ve 41256 sayı ile; "...CMK'nın 23/3 ve 318/1. maddelerindeki düzenlemeler göz önüne alınarak ilk kararı veren hâkimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümde belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılanma hakkının bir uzantısı olarak, olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği cihetle; somut olayda, ilk yargılamada görev alan hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararda da görev alamayacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." düşüncesiyle hükmün kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 06.12.2023 tarih ve 17504-8450 sayı ile; "...Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına ilişkin kararın, duruşma açılmaksızın CMK’nın 301. maddesinde sınırlı olarak sayılan nedenlerin mevcut olup olmadığı ve başvuru koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinden yapılan değerlendirme sonucunda verilmesi, mahkemenin istemi kabul etmesi durumunda dosyadan el çekip yeni bir hâkim görevlendirilmesi için dosyayı merciine göndermesi gerekmesi, istemin reddine ilişkin karara da itirazın mümkün bulunması, itiraz üzerine yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olup olmadığı hususunun başka bir hakim tarafından değerlendirilecek olması, aksinin kabulü hâlinde sadece biçimsel bir inceleme olan birinci aşama için başka bir hâkimin görevlendirilmesinin gerekmesi, bu durumun da yargılamanın uzamasına sebebiyet vereceği gibi makul sürede yargılanma ilkesine de aykırılık teşkil etmesi," açıklamasıyla kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.05.2024 tarih ve 41256 sayı ile; "...İlk hükmü veren hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olup olmadığını inceleyemeyeceği, bu yöndeki talebi, adil yargılama hakkının bir uzantısı ola ...
... şebbüs aşamasında kalan nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 35, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.04.2021 tarihli ve 107-56 sayılı hükmün, hükümlü ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 02.07.2021 tarih ve 1691-1928 sayı ile vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hükme yönelik hükümlü müdafiince yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesince 23.05.2022 tarihli ve 107-56 sayılı ek karar ile istem reddedilmiş, vaki itiraza istinaden inceleme yapan Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesince 14.06.2022 tarih ve 422 değişik iş sayı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
Merci kararına karşı Adalet Bakanlığınca 27.12.2022 tarih ve 22265-2022 sayı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.02.2023 tarih ve 165531 sayı ile; "CMK'nın 23/3 ve 318/1. maddelerindeki düzenlemeler göz önüne alınarak ilk kararı veren hâkimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümde belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılanma hakkının bir uzantısı olarak, olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği cihetle; somut olayda, ilk yargılamada görev alan hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararda da görev alamayacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." düşüncesiyle hükmün kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 11.12.2023 tarih ve 10721-8637 sayı ile; "...Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına ilişkin kararın, duruşma açılmaksızın CMK’nın 301. maddesinde sınırlı olarak sayılan nedenlerin mevcut olup olmadığı ve başvuru koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinden yapılan değerlendirme sonucunda verilmesi, mahkemenin istemi kabul etmesi durumunda dosyadan el çekip yeni bir hâkim görevlendirilmesi için dosyayı merciine göndermesi gerekmesi, istemin reddine ilişkin karara da itirazın mümkün bulunması, itiraz üzerine yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olup olmadığı hususunun başka bir hakim tarafından değerlendirilecek olması, aksinin kabulü hâlinde sadece biçimsel bir inceleme olan birinci aşama için başka bir hâkimin görevlendirilmesinin gerekmesi, bu durumun da yargılamanın uzamasına sebebiyet vereceği gibi makul sürede yargılanma ilkesine de aykırılık teşkil etmesi," açıklamasıyla kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.05.2024 tarih ve 165531 sayı ile; "...İlk hükmü veren hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olup olmadığını inceleyemeyeceği, bu yöndeki talebi, adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak ol ...
... na ilişkin tavsiyeler listesinin incelenmesinde, ikinci sayfada, daimi aramaya alınan bir kısım hırsızlık dosyalarına ilişkin olarak eylemin niteliğinin tespiti ve dava zamanaşımının belirlenmesi bakımından keşfen tespit yapılması gerektiğine temas edilerek bu gerekliliğe uyulmamasının eleştiri konusu yapıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar soruşturma raporunda 2002 yılındaki teftiş sonucu hazırlanan tavsiyeler listesinde binanın niteliğine ilişkin gereksiz keşifler yapıldığı yolundaki açıklama ile önceki tavsiyeye açıklık getirildiği belirtilmişse de, bu ifadenin önceki tavsiyeyi bertaraf ederek uygulanmasına engel oluşturduğunu söylemek de mümkün görülmemiştir. Soruşturma raporunda sanığın diğer Cumhuriyet savcılarından daha fazla "gerekmediği halde" keşif yaptığı belirtilerek bu konudaki "eğilimini" ortaya koyduğu belirtilmiştir.
Ancak bu konudaki kriterin de objektif ölçülere uymadığı, aksine tanık anlatımlarında sanığın bu yönde bir eğiliminin olmadığı, müfettiş tavsiyelerine uyarak ve sor ...
... . Yağma suçunda almanın gerçekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle sanığın malı alıp giderken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir (Nur Centel-Hamide Zafer-Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt:1, 4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406).
Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Cebir ve tehdit etkisiyle suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koymayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliği sona ermiştir. Bu aşamada mağdurun yeniden eşya üzerinde zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez.
Somut olayda, katılan ...'in temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ... ve sanık ... ile arkadaş olduğu, olay günü katılanın sokakta kedilere mama verdiği sırada suça sürükl ...
... nu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
2. Nitelikli hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 143 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/901 Esas ve 2021/749 Karar sayılı kararı il ...
... S kayıtları ile cep telefonlarından elde edilen tüm verilerin incelendiği, 10 Ocak 2020 tarihinde yaptıkları WhatsApp görüşmelerinin; sanık''Sen gelme ben sizin evinize gelecem ..., sen ne şerefsiz bir insansın benim karımla konuşuyorsun? her bunu kan temizler, aşiret kuralları konuşacak artık'', ''... bu eve gelecek, her şey kapanacak, sen de bu Uşak'ı terk edeceksin yada gerisini sen düşün, babanı da arıyorum şimdi" "ben kanıtladım mı sen bir namus hazırla" babasının evinde olduğunu söyleyen maktul "Git evde 4 tane bekar, ben de 5 erkek var, ister misin? bak Esentepe'deyim evime gitcem, çık gel boşuna konuşmayalım" sanık "Sen ne diye benim eşimle konuşuyorsun, şerefsiz misin lan sen? bir de akraba olacaksın" maktul "Ben ...la konuşmadım git dokümanları çıkar, elinden geleni ardına koyma, aha savcı, aha devlet, aha kanun git çıkar" sanık "hala yalan söylemekten bıkmadın mı ben işi devlete bırakmam" 11 Ocak 2020 tarihinde; sanık "Ortalığı yaygara etme, babamları da ara kimseye birşey demesinler, ben babamları arıyom bana küfür ediyorlar, hakaret ediyorlar, bu konu kapansın, dokümanların çıktığı gün gel ara o zaman, kimsenin adı çıkmasın ben kimseyle görüşmedim, bak ben evime gidemiyom senin yüzünden, ara konuyu kapat sonra kanıtlarını da al gel, benim anlamadığım ... evde mi hastanede mi, benim kafamı allak bullak ettiniz, yaptığın iyi birşey değil" sanık "Ben babana dedim susun doküman ve kamera kayıtları çıkana kadar ben diyeceğimi dedim" maktul "Ne zaman dedin, bak benim ailem ortalığı yaygara etmesin, kimsenin adı çıkmasın" sanık "1 saat önce konuştum, anla dedim herkes sussun doküman çıkana kadar, onu ailene söyle bana değil, kimseye birşey demeyin bu dokümanlar ortaya çıkana kadar" maktul "babamlar söylemez kimseye inşallah, ama sen zırt pırt ararsan senin de adın çıkar benim de boş yere, ama sen bu hareketi yaptın diye babam beni eve almıyor ben eve gidemiyom" sanık "ara beni bi, şu an neredesin?" maktul "Yerimi kimseye söyleyemem, ailem beni arıyo zaten Uşak'ta değilim, bu mesele hallolsun sen dokümanları çıkar benim içim rahatlasın, ben öyle geçeceğim, yoksa babamlar beni vuracak anlamadan dinlemeden" 12 Ocak 2020 tarihinde; maktul "Sen babamlara ... ...'ı kaçırmış mı dedin? Adımı niye çıkarıyon ...?, senin yüzünden ben Uşağa çıkamıyom, elinde kanıt olmadan bana iftira atamazsın, bu ...'ın kaçıncı gidişi? Allah bilir ne zaman çıkacak gelecek yine, yemin ederim ki pislik çıkmasın diye gelmiyim, dokümanları çıkar sonra ailemi ara kime gidersen git, kimse de senin bokuna girmez, sen boş hayaller peşindesin, kendini rezil etmekten başka birşey yapmıyorsun" sanık "Ben kimseyi buna bulaştırmam zaten gereken neyse ben yaparım tamam mı?" 13 Ocak 2020 tarihinde; maktul "Sen daha önce aklın nerdeydi? anca ses kaydı doküman kamera gibi fasa fiso, işlerle uğraşırsın, yeni mi namus bekçisi oldun, senin baban abilerin amcaların kimi öldürmeye geliyor? Kürtçe öyle diyorsun, hadi bu mesajı da göster polise ka...t, ailece ka..sınız olum, sen kimsin lan benim amcaoğlum olacan g..t, git bul karını p..enk" yazdığı sanığın maktule saat 13.30'da "senin ka..lığın şu an bile belli konuştuğun kişiye sahip çık da adamlığını göreyim senin şe..siz, hala inkar ediyorsun, sen bana bir namus borçlusun, tamam mı fazla havlama senin namussuzluğun ortada tamam mı?", "At watsaptan ya..ım, madem öyle at bana watsaptan, ka..t!" yazdığı, sanık "Kim ka..t belli, ben senin gibi şe..siz değilim, havlama bana ordan, her şey ortaya çıktığı zaman konuş ne konuşacaksan, sus yerine otur, adam ol erkek ol biraz, karı gibi si..rim felan deme, benim yerim belli yurdum belli" maktul "sus ka..t oğlu ka..t, bana yeni namus bekçisi olmuş, ... Afyonda si..iyor, o da burda sahip çıkamadı, ancak burdan erkeklik yapıyorsun, ...'ın Allah bilir kaçıncı gidişi bu, yuvarlak gozelden çıkan kafana so..yım, fino kö..ği" sanık "Sen havla ve gör ne olacağını, sabret senden bir namus aldığımda konuş bunu unutma başı boş köpekler hep havlar senin gibi şer...ler de hep ortaya laf atar, şimdi sus konuşma" maktul "Git evde 4 bekar erkek var, seç beğen hangisinin ya..ğı iyiyse onu al kendine p..ç ne namusu, sen zaten ka...sın, o kadına kocalık yapmadın bari çocuklarına babalık yap! Neyin peşindesin?" sanık "Siz bana bir namus vereceksiniz o zaman da bunları sana hatırlatırım, sen adamlığını yap, o zaman böyle böyle yaptım dersin, inkar mı ediyorsun, her şey ortaya çıktığı zaman böyle böyle yaptım dersin, o zaman en büyük ka..t sen olursun", 14 Ocak 2020 tarihinde; maktul "Ne oldu lan, binanın kamera kayıtlarını buldun mu?" sanık "kamera görüntüleri var hastanede, sana gösterdiğim zaman konuş, otur oturduğun yerde mesaj atıp durma" maktul "Ben adım gibi eminim, ... hastanede olduğu gece İzmir'de değildin, g..t korkusuna hastaneye karının yanına gelemedin acaba kim var yanında diye" sanık "Kamera var, devlet var, herşey ortaya çıktığı zaman konuş" maktul "sen o gece gel namus diye tutturduğun kadını kontrol etme, g..t korkusundan kadın elinden gidince namus bekçisi ol, sen böyle devam et canım" 15 Ocak 2020 tarihinde; maktul "Olum madem kamera görüntülerini bulamadın ne diye beni reklam ettin Uşak'a dediği, git karın kimin altındaysa ondan al gel karın benim yanımda değil, şimdi savcılığa gidecem benim adımı çıkarıyorsun.", "Sen adam olsaydın gider karını hastaneden çıkarırdın", sanık "Hele senin bir konuşman kamera görüntün çıksın" maktul "Lan olum sen niye benim adımı çıkarıyon? karınla a..a koduğumun gabağı?", "Lan ben bugün Uşağa gelecektim, babam gelme adın çıkmış seni vuracam dedi bana, sen niye kanıtın yokken ailemi arayıp benden bahsediyorsun?" sanık "Ben babana öyle birşey demedim, sadece ... onu hastaneden çıkarmış dedim, ben kanıtları bekliyom", maktul "Sen adam olsaydın gider karını hastanede kontrol ederdin sendeki yürek de bu kadar" yazdığı, sanığın "senin yerinde olsam herşeyi erkek gibi anlatırdım, sen şimdi ne konuştum, ne de hastaneye gittim diyorsun öyle mi?", maktul "Ben gitmedim kardeşim, elinden geleni ardına koyma, adımı da çıkarma!", sanık "Tek bir görüntün ...la çıksa sana hatırlatırım bu mesajı", maktul "Karın yanımda değil, istediğin görüntüyü çıkar, senin karını kaçıran yok, senin karın senden kaçmış, bu hareketlerin sadece seni batıracak ben bekarım, en fazla adım çıkar kürtler bana kız vermez, ben de türkün birini alırım namusum yaparım" "Sen ve ailen hiçbir şeyin davasını yapamazsınız, savcıya herşeyi anlatıcam, benden şüpheleniyor, kadının yaşı reşit, şu an Allah bilir nerde, benim ailemden berel istiyor, namus istiyor, para istiyor diyecem, bak gör devlet kimin yanında o zaman", sanık "Benim kimseden para istediğim yok, sen böyle inkar et, herşey ortaya çıktığı zaman konuş, tamam mı bana mesaj atıp durma" 16 Ocak 2020 tarihinde maktul "Sen adam olmazsın olum, acaba seni arayan soranlara nasıl cevap veriyorsun karımı kaçırdı diye sende nasıl bir mide var lan reklam yapmışsın reklamm, beni s..ir et, kendi ailenin yüzüne nasıl bakıyorsun, ben senin yerinde olsam bu utançtan kafama sıkarım yemin ederim", sanık "Bu iş sizin çek senet işlerine hırsızlıklarınıza benzemez, herşey ortaya çıktığı zaman konuş ne konuşacaksan", maktul "Millete gidip demişsin onları bi kere yakaladım felan bu lan senin namusun tüküreyim senin şerefine yuh lan, açık açık diyorum al silahını gel vur beni madem ben senin namusunu kirlettiysem öyle her yere telefon açmakla reklam yapmakla namus temizlenmez", sanık "O zaman konuşuruz şimdi havlamana gerek yok, adam ol kendine, herşey ortaya çıktığı zaman konuş", maktul; "Başına belayım ...! git karını bul, allah bilir karın hangi sığınma evinde, yada nerde abooo...", "Sana ne namus veririm ne de başlık parası anca canımı alırsın sen hala doküman tuttur" sanık "Başlık parası da neymiş onu da yeni duyuyorum kendiniz ortaya birşeyler çıkarmayın", maktul "senin ailen reklam etmiş, elinden geleni ardına koyma bence git kafanı toprağa sok, sana namus veren adam doğmadı daha başkası olsa namusunu temizlemişti çoktan, sen anca karı gibi doküman de tuttur", "Benim adımı çıkarmışsınız, nam...sunuz oğlum, karısına sahip çıkamayan adam" 20 Ocak 2020 tarihinde; maktul "Selamın aleyküm ... buldunuz mu ...'ı gel bak bu işi çözelim insan içine çıkamıyorum" yazdığı, sanık "Artık inkar etme", maktul "Sen ...dan belli ki bıkmışsın benim üstüme yamamayı düşünüyorsun", "Sen benim artık düşmanımsın", sanık "Şimdi uzatmanın anlamı yok herşey ortaya çıkana kadar bekleyeceğim" yazdığı,
Şeklinde olduğu,
Suç tarihinden geriye dönük son iki ay içerisinde maktulle sanık arasında doğrudan bir telefon görüşmesi olmadığı,
28.07.2020'de (suç tarihinden üç gün önce) sanık ...'ın maktulün babası ...'i 4892 ile biten cep telefonundan saat 17.45'te aradığı ve aralarında 206 saniyelik bir görüşme gerçekleştiği,
İnceleme dışı mağdur ...'ın 01.12.2019-16.12.2019 tarihleri ile 19.01.2020-20.01.2020 tarihleri arasında ... Kadın Konukevinde kaldığı,
18.02.2021 tarihli Uşak İl Sağlık Müdürlüğü yazısında; inceleme dışı mağdurun 09.01.2020 tarihinde intihara teşebbüs etmesi nedeniyle Uşak Üniversitesi Hastanesine giriş yaptırdığının, hasta yakını olarak maktulün imzasının alındığının belirtildiği,
UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada; inceleme dışı mağdurun nüfus aile kayıt tablosunda, maktulden olduğunu beyan ettiği bebeğin doğum tarihinin 28.10.2020 olduğu,
Anlaşılmaktadır.
İnceleme dışı mağdur ... ... kollukta; dokuz yıldır evli olduğu ve üç çocukları bulunan sanık tarafından evlilikleri süresince defalarca darp edildiğini, birçok kez şikâyetçi olduğunu, bu nedenle 2020 yılı Ocak ayında intihara teşebbüs ettiğini, dört sene önce tanıştıkları ve eşinin akrabası olan maktulün her olayda kendisini koruyup kolladığını, hastanede de yanında olduğunu, bu nedenle maktulün yanına gitmeye karar verdiğini, ancak daha sonra eve geri döndüğünü, sanığın kendisini bıçakla tehdit edip "Senin kulaklarını keseceğim" dediğini, polisi aradığını ancak şikâyetçi olmadığını, maktulün "Bu adamdan kurtulman lazım" demesi üzerine Kuşadası'na gittiklerini, ancak bu sefer maktulü düşünerek "Sen ailenle kötü olma" diyerek kadın sığınma evine gittiğini, bu olaylardan sonra aileler arasında tatsı ...