⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️
🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️

Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!


... ca hisle gerçekleştirildiğinden bahisle suç vasfına, haksız tahrike, takdiri indirim nedenlerine, sanık ... yönünden mahkumiyetine yeterli delil bulunduğuna, 2. Sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri özetle, sanık ... yönünden haksız tahrike, sanık ... yönünden suçun işlenmediğinden bahisle beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen ...

... atla vurmasının suça sürüklenen çocuk .. ve sanık ..’a yönelik haksız eylem oluşturmadığı gibi, mağdur ..'dan suça sürüklenen çocuk .. ile sanık ..'a yönelik olarak gerçekleştirilen ve haksız tahrik teşkil eden söz veya davranış bulunmadığı halde, dosya içeriği ile uyumlu olmayan, tanık .. ile mağdur .. tarafından da doğrulanmayan, cezanın azaltılmasını amaçlayan, kovuşturma aşamasında geliştirilen suça sürüklenen çocuk .. ile sanık ..'ın ifadesinin dayanak yapılmak suretiyle sanıklara verilen cezadan TCK’nun 29. maddesi uyarınca indirim yapılarak eksik ceza tayini, b- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesi son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi uyarınca, 5271 sayılı CMK’nun 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına ilişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin sanıklardan alınmasına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş olup katılan .. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yeri ...

... nan deliller karar yerinde incelenip, sanık ..'ın kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin eksik incelemeye, suç niteliğine, TCK.nun 25 ve 27/2. maddelerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrikin varlığına yönelen, katılanlar vekilinin eksik incelemeye ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanık .. ile maktul ..'nın tan ...

... nık tarafından tahsil edememiş olması karşısında başta zilyedlik iradesi göstermeyen maktulün yaptığı masraflar karşılanana kadar evin boş durmaması amacıyla ailesiyle söz konusu yere taşındığı ve burada yaşamaya başladığı, sanığın bu duruma binaen iddia ettiği hakları meşru yollardan alma imkanı olduğu ve maktulden dosyaya yansıyan haksız tahrik oluşturacak herhangi bir durum bulunmadığı anlaşıldığından, sanık lehine 5237 sayılı TCK.nin 29. maddesi uyarınca tahrik nedeniyle ceza indirimi yapılması suretiyle eksik ceza tayini, Yasaya aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmekle, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 09/12/2020 gününde oy birliği ile karar verildi. 09/12/2020 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... Aydoğan müdafii Avukat ...'ın yokluğunda 17/12/2020 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.

... ine ve mahkemenin gerekçesine göre; sanık ...'ın, hakkında kurulan beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık ...'nin savunmaları ile de desteklenen "olay öncesinde maktul tarafından kendisine küfür edildiğine" yönelik aksi ıspat olunamayan savunması karşısında, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, aksi görüşle bozma öneren tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. 2) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'ın, maktul ...'e yönelik eylemi ile 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunun niteliği tayin, kasten öldürme suçu yönünden kusurluluğu etkileyen sebeplerden haksız tahrikin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme ve bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin, sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, Cumhuriyet savcısının, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, A) Sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 ...

... sastan reddine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar ..., ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ile karar verildiğine, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne, suçun tasarlanarak işlendiğine, suç vasfının hatalı belirlendiğine, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, 2. Katı ...

... derece mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmişir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; sanıkların öldürme kastı bulunmadığına, gönüllü vazgeçme, haksız tahrik ve diğer lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Katılanın arkadaşı ... ile temyiz dışı sanık ...'ın telefonda tartıştıkları, telefonu eline alan katılanın ... ile görüşüp, nerede olduklarını sorduğu, sanıkların bulunduğ ...

... 410, 411, 413, 414). Sınırın aşılması, TCK’nın 27. maddesinde; "(1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yer alan cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur. (2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez" şeklinde düzenlenmiştir. Her ne kadar madde metninde "ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması" ibaresine yer verilmişse de, bundan maksat, hukuka uygunluk sebeplerinde sınırın aşılmasıdır. Bilindiği gibi "Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler" başlığı altında hukuka uygunluk sebepleri ile kusurluluğu etkileyen sebepler birlikte düzenlenmiştir. Kusurluluğu etkileyen hallerin söz konusu olduğu durumlarda (haksız tahrik, zaruret hâli gibi) kişinin işlediği fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği etkilenmekte ancak kişi, kasten hareket etmektedir. Bu bakımdan bir olayda örneğin, hem zaruret hâlinden hem taksirden bahsedilmez. Hukuka uygunluk sebebinde sınırın aşılması hâlinde ise, somut olayda bir hukuka uygunluk sebebi mevcuttur, ama hukuka uygunluk sınırı aşılmıştır. Böyle hâllerde sınırı aşan fiil, hukuka aykırı olur. Sınırın aşılması kasten ya da taksirle olabilir. Eğer kişi sınırı kasten aşmışsa, artık hukuka uygunluk sebebinin varlığı önemli değildir. Kişi kasten işlediği suçtan sorumlu olur. Hukuka uygunluk sebebi taksirle de aşılmış olabilir. Yukarıda da açıkladığımız gibi kanun hükmü gereği görevini ifa etmekte olan zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlileri, zor kullanma yetkilerini taksirli bir biçimde aşar ve ölüm meydana gelirse TCK'nın 27. maddesinin 1. fıkrası hükmü uygulama alanı bulur ve sınırı aşan kimse taksirle öldürmeden 27. maddenin 1. fıkrası uyarınca sorumlu tutulur. Meşru müdafaada sınır kasten aşıldığında, örneğin, meşru savunmada bulunan kişi vaki saldırıyı defetmek için saldırganı öldürmenin şart olmadığını bile bile ve sırf tecavüze uğramış olması fırsatından yararlanarak saldırganı öldürdüğü takdirde hukuka aykırılığın kalkmayacağı ve failin bu maddedeki herhangi bir ceza indiriminden yararlanamayacağı ş ...

... gerekçe ile teşdid uygulanması, haksız tahrik indirimi uygulanmaması, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmaması, 58 inci maddesinin uygulanması hukuka, uygulama ve yerleşmiş içtihatlara aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Olay tarihinde temyize gelmeyen sanık ... ile birlikte sanığın her ne kadar mağduru darp ve tehdit edere 2 adet cep telefonunu aldıkları sabit ise de; sanık ...'ın da amacın katılanın ...

... , haksız tahrik ve diğer lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Katılanın arkadaşı ... ile temyiz dışı sanık ...'ın telefonda tartıştıkları, telefonu eline alan katılanın ... ile görüşüp, nerede olduklarını sorduğu, sanıkları ...

... ilişkiye girdiği, aralarında herhangi bir akrabalık ve duygusal bağ bulunmadığı, sanığın, fuhuş yapmamasını istediği maktülenin bunu kabul etmemesinde sanığa karşı herhangi bir haksız tahrik bulunmadığı halde TCK.nun 51/1. maddesinin uygulanarak sanığa eksik ceza tayini, b)Hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 7. ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9. maddesi hükümleri uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup re'sen temyize tabi bulunan hükmün (BOZULMASINA), sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına 27.04.2006 ...

... f alıp ateş ettiği istikamette kendi babası olan maktülün de bulunduğunu görmesine ve onun da isabet alabileceğini öngörmesine rağmen, babasını sakınmadan yaptığı ateşler sonucu onu vurup öldürmesinde haksız tahrik indiriminden yararlanamayacağı da gözetilerek 5237 sayılı TCK.nun 21. maddesinin 2. cümlesinde belirtilen ağırlaştırılmış müebbet hapsin, müebbet hapse tahvili ve 62. mad ...

... me suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan müdahiller vekilinin olayda haksız tahrik bulunmadığına, sanık O……. müdafiinin olayda meşru müdafaa bulunduğuna vesaireye ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle re'sen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 3- Sanık S.... hakkında kurulan hükümle ilgili incelemede; Oluşa ve delillere göre; sanığın eylemi, etkili eyleme etkili eylemle karşılık vermekten ibaret olduğu, meşru savunmada aşırıya kaçmadığı ...

... soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanıklar Kemal ve Salih'in suçlarının niteliği tayin, takdire ve tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle kısmen kabul kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre sanık İlhan hakkında kurulan hükümde bozma nedeni dışında verilen hükümlerde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık İlhan müdafıinin 5237 sayılı TCK'nın 25 ve 27/2. maddelerinin uygulanması gerektiğine, suç vasfına, tahrikin derecesine vesaireye, sanık Salih müdafıinin sübuta vesaireye, katılan Kemal vekilinin eksik soruşturmaya, haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, A)Sanıklar Kemal ve Salih hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), B)Sanık İlhan hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Oluşa ve dosya içeriğine göre, olay günü sanık İlhanla maktul arasında başlayan kavgada, sanığın 128 cm. uzunluğunda, 3 cm. kalınlığındak ...

... ün, 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 7/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesi gereğince yeniden ele alınıp, duruşma açılarak ve bozmaya uyularak yapılan uyarlama sonucu kurulan hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılanlar vekilinin haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 30.06.2006 tarih ve 2006/10-124-165 sayılı uyarlama yargılamasında kazanılmış hak olmayacağına ilişkin kararı da dikkate alınarak; 1-Oluşa ve kabule göre; Sanığın eniştesi olan Vedat ile aralarında çıkan tartışma sırasında, eniştesini kendisinden uzakta tutmak maks ...

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2007/6042 E., 2008/1638 K.

HAKSIZ TAHRİK
KASTEN ÖLDÜRME
KASTEN YARALAMA
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 29 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 82 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 86 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 87 ]
"İçtihat Metni"

A.C..'ı kasten öldürmekten, A.Cem'i kasten öldürmeye tam derecede teşebbüsten sanık ...

... yı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle kısmen kabul, kısmen reddedilmiş/incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri ve bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan sanık Cemil ve katılan Selçuk müdafıinin sanıklar Cemil ve Seçkin hakkında kurulan hükümlerde suç vasfına, katılan Mehmet vekilinin sanık Cemil hakkında kurulan hükümde suç vasfına ve haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine, katılan sanık Seçkin müdafıinin sanık Cemil hakkında kurulan hükümde haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine, sanık Seçkin hakkında kurulan hükümlerde meşru müdafaa hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve haksız tahrikte indirim miktarının azlığına, Cumhuriyet Savcısının sanık Cemil'in katılan Seçkin'e yönelik eyleminde suç vasfının yaralama olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle; A-) Sanık Cemil hakkında 6136 sayılı Yasa'ya aykırılık suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına (ONANMASINA), B-) a-) Sanık Cemil hakkında, katılan Mehmet'i yaralama ve katılan Seçkin'i öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; aa-) Katılan Mehmet'i yaralama ve katılan Seçkin'i öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerde, tekerrüre esas nitelikte sabıkası bulunduğu halde, tekerrür hükümleri uygulanmamak suretiyle yazılı şekilde eksik ceza tayini, bb-) Katılan Seçkin'i öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-c maddesinde belirt ...

... e bu suretle eylemlerinin, sanık Cemile'nin kangütme saiki ile adam öldürmeye teşebbüs eylemine yardım eden sıfatıyla iştirak suçunu oluşturduğu anlaşıldığı halde, eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 39/1. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 82/1-j, 35, 62 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, B-) Kabule göre de, a-) Katılan Şerafettln'den kaynaklanan ve sanıklar lehine tahrik oluşturacak herhangi bir haksız hareket bulunmadığı halde, kurulan hükümlerde haksız tahrik hükmü uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini, b-) 5237 sayılı TCK'nın 35. maddesi uyarınca teşebbüs hükmünün uygulanmasında, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre alt ve üst sınırlar arasında bir ceza tayin edilmesi gerekirken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden "takdiren" denilmek suretiyle ceza tayin edilmesi, c-) 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca bel ...

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2007/1742 E., 2008/2636 K.

HAKSIZ TAHRİK
KASTEN ÖLDÜRME
KASTEN YARALAMA
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 82 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 86 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 87 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 21 ]
"İçtihat Metni"

Abdullah ile Ayfer'i kasten öldürmeye tam derecede teşebbüsten, memura mukavemetten ...

... sanığın işlettiği kahvehaneye alkollü gelerek, bağırıp çağırarak müşterileri rahatsız edip, yolda karşılaştığı sanığa tehdit ve hakaretlerini sürdürdüğü; olay günü de "senin limitin doldu" diyerek sanığın üzerine yürüdüğü, kaçan sanığı kovaladığı, bu sırada sanığın üzerinde bulunan kısa namlulu tüfeği çıkarıp maktule birden fazla ateş ederek yaraladığı olayda, haksız tahrikin ulaştığı boyut dikkate alınarak, 12-18 yıl arasında bir ceza öngören 29. maddenin uygulanması sırasında, alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza tayini yerine 18 yıl hapse hükmedilmesi, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 09.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

... ayriresmi birlikte yaşadıkları, aralarında geçimsizliğin bulunduğu, olay günü sanık ile evlerinde misafir olarak bulunan tanık Gülnur arasında ağız münakaşası yaşandığı, sanığın maktuleye ve annelerine küfür etmesine kızan tanık Gülnur'un da, sanığın annesine küfür etmesi ile sanığın, tanığa tokat attığı, maktulenin araya girip, kardeşi tanığa vurmamasını söylediği, bunun üzerine sanığın maktuleyi de darp ettiği; bu aşamadan sonra, seslere gelen komşu tanıklar Nurcan ve Ümit/in anlatımlarıyla da doğrulandığı üzere, kapı önünde çay içen sanığın kapıya gelen sebzeciden bir şeyler alınması için eve doğru seslenmesi üzerine içeriden, tanık Gülnur'un küfür ettiği ve buna sinirlenen sanığın evin içinden tabancasını alıp gelerek, kaçmakta olan tanık Gülnur ve maktulenin arkasından tabancası ile yakın mesafeden maktuleye doğru ateş ederek, başından isabetle öldürdüğü anlaşılmakla; olayda maktuleden kaynaklanan herhangi bir haksız hareketin bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, 2- Sanığın adli sicil kaydının esas mahkeme ilamlarının kesinleşme ve infaz şerhli suretleri getirtilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı olup, sanık müdafii ve müdahil vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmekle kısmen re'sen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 09.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

... kiye ile kızı Hatice'yi öldürmekten sanık Dursun, işbu suçlara katılmaktan sanıklar Yüksel, Mehmet, Hayati ile Musa, izinsiz silah taşımaktan adları geçen sanıklar Dursun ve Mehmet'in yapılan yargılanmaları sonunda; hükümlülüklerine ilişkin (Elazığ Birinci Ağır Ceza Mahkemesi)'nden verilen 05.12.2006 gün ve 662/503 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş ve hüküm kısmen re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan, dava dosyası C.Başsavcılığı'ndan tebliğ-name ile Dairemize gönderilmekle duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Maktul Rukiye'den kaynaklanan haksız tahrik teşkil eden söz ve davranışlar nedeniyle eşi Dursun lehine makul miktarda tahrike dayalı indirim yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile azami miktarda indirim ile eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Dursun, Musa, Mehmet, Yüksel ve Haya ...

... sanıklar Hasan, Serkan, Tamer ve Yılmaz müdafiinin usule, sanıklar Serkan ve Yılmaz hakkında kurulan hükümlerde sübuta, sanık Hasan hakkında öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümde suç vasfına, ağır haksız tahrik hükmünün ve 5237 sayılı TCK'nın 36. maddesinin uygulanması gerektiğine, sanık Tamer hakkında öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümde suç vasfına, 5237 sayılı TCK'nın 36. maddesinin uygulanması gerektiğine, teşdiden ceza tayininin yersizliğine, Cumhuriyet Savcısının sanık İmran hakkında kurulan hükümde sübuta ve suç vasfına, katılan Gültekin ve katılan sanık Mehmet vekilinin, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde takdiri indirim hükmünün uygulanmasının yersizliğine, sanıklar Yılmaz, Tamer, Serkan, Hasan ve Şevki hakkında kurulan hükümlerde tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğine, katılan sanık Mehmet hakkında 6136 sayılı Yasa'ya aykırılık suçundan kurulan hükümde verilen cezanın paraya çevrilerek ertelenmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle; A-) Sanıklar Hasan ve Tamer'in 6136 sayılı Yasa'ya aykırılık suçundan mahkumiyetlerine dair kurulan hükümler ile, sanık İmran'ın beraatine dair kurulan hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), B-) Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanıklardan Oktay'ın kardeşi Oğuz'un 13.06.2004 tarihinde öldürülmesi olayı ile ilgili olarak, katılan Gültekin ve katılan sanık Mehmet'in kardeşleri M.Gürkan hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14.07.2004 tarih ve 2004/788 Esas sayılı iddianamesi ile adam öldürme suçundan kamu davası açıldığı ve davanın derdest olduğu, Oğuz'un öldürülmesinden birkaç gün sonra Oğuz'un kardeşi sanık Oktay, akrabası sanık Şevki, amcasının oğlu sanık ...

... ıyla 448, 62, 59, 81/1-3, 448, 62, 65/3, 59 maddeleri gereğince kurulup Yargıtay 1. Ceza Dairesince ONANMAK suretiyle kesinleşen hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK nun 7 ve 5252 sayılı TCK nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9. maddesi uyarınca yeniden duruşma açılarak bozma kararına uyulup yapılan uyarlama sonucu kurulan hükümde bozma nedeni dışında kanuna aykırı cihet görülmediğinden, hükümlüler müdafiinin haksız tahrik indirimi uygulanması ve teşebbüs nedeniyle daha az ceza verilmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine Ancak; Sanık Nedim ’un, kardeşi Adem’in işten çıkartıldığını öğrenmesi üzerine silahlı olarak ve sanık Mustafa ile birlikte Taş ...

... e ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri ve bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin 86/3-e maddesinin uygulanmaması gerektiğine, haksız tahrikte indirim oranına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın, bıçakla mağduru sol koltuk altı, sol kürek kemiği ve sol kulak üst bölgesinden yaraladığı, darbelerden bir tanesinin ...

... me suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede sü-buta, yasal savunmaya, suç vasfına, müdahil vekilinin suç vasfına, haksız tahrik indirimi uygulanamayacağına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Olaydan 2-3 gün önce mağdur Kadem'in, sanığın gıyabında eşine küfür etmesi, sanığın da bunu öğrenmesi üzerine kavga etmeleri nedeni ...

... k temyiz itirazlarının incelenmesinde; Oluşa ve kabule göre, sanık Ahmet'e ilişkin haksız tahrik indiriminin asgari düzeyde tutulması gerekirken, yazılı şekilde 1/2 oranında indirim yapılarak eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2-A) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Ahmet'in kasten yaralama suçu ...

... re verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin eksik soruşturmaya, öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Oluşa ve dosya içeriğine göre; mağdure-kablan Yükselin sanığın kız kardeşi, maktule Gülşenln ise Yükselin kızı olduğu, evli ol ...

... u kabul edilmiş, katılanlar vekilinin eksik incelemeye, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının yersizliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; Ancak; Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanığın, K... Taksi Durağına bağlı olarak, maktulün ise ...

... addesi gereğince cezalandırılmaları gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek kasten adam öldürme suçundan aynı Yasa'nın 81. maddesi ile hüküm kurulması, b)Olay tarihinde evli ve reşit olan Gülbahar ile maktul Murat'ın yaşam tarzlarının sanıklara yönelik haksız fiil oluşturmayacağı gibi, maktulden gelen ve haksız tahrik oluşturan herhangi bir söz ve davranış bulunmadığı, töre saikiyle öldürme olayında haksız tahrik hükümlerinin sanıklar hakkında uygulanamayacağı düşünülmeden, tahrik hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini, B- Sanık Ercan'ın 6136 sayılı Yasa'ya aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden; Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazı bu ned ...

... e suçunun sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin haksız tahrikin ağır olduğuna yönelen, müdahiller vekilinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak; Sanığın, maktulün sorumlu olduğu marketten hırsızlık yaparken aynı markette çalışan tanık Hasgül tarafı ...

... ul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede yasal savunmaya, yasal savunmada sınırın aşılmasına dair hükmün uygulanması gerektiğine, müdahil vekilinin haksız tahrik indirimi uygulanamayacağına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın, toprak ocağından kamyonuyla toprak almak için sıra bekleyen maktulün önüne geçtiği, buna kızan maktulün kamyonuyla geri mane ...

... l, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde "6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçunun niteliği tayin, cezayı azaltıcı haksız tahrik ve takdiri indirim nedenlerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerek-çelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz di-lekçesinde ve duruşmalı incelemede meşru müdafaaya, tahrikin derecesine, müdahiller vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, a)"6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçu yönünden kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, b)"Öldürme" suçu yönünden; Maktulün, sanığın kiracısı olduğu, aynı binada oturdukları, evin kiralanmasından sonra aralarında anlaşmazlıkl ...

... nden yaklaşık 8 yıl geçtikten sonra silahla öldürdüğü olayda, sanığın intikam almak görev bilinciyle hareket etmediği, yerleşik Yargıtay içtihadına göre öldürenin öldürülmesinin kan gütme saikini oluşturmayacağı düşünülmeden, tasarlayarak insan öldürme yerine yazılı şekilde hüküm ku-rulması, b) Sanık Akın'ın dedesinin maktul tarafından öldürülmesinin sanık açısından haksız tahrik oluşturacağının düşünülmemesi, 2- Sanık Akın hakkında 6136 sayılı Yasa'ya aykırılık suçu yönünden; Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendir ...

... unun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun takdire ve tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle kısmen kabul, kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafii-lerinin 5237 sayılı TCK'nın 27. maddesinin uygulanması gerektiğine ve suç vasfının taksirle öldürme olduğuna, katılanlar vekilinin suç vasfına ve haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; Ancak; Oluşa, toplanan kanıtlara ve dosya içeriğine göre; olay günü sabahın erken saatlerinde 4 ayrı at arabası ile gelerek sa ...

... kasten insan öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Yasa’ya aykırılık suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı haksız tahrik ve takdiri indirim sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar ..... ve ....’in kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde sanık .... yönünden bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin sübuta, haksız tahrikin ağır olduğuna, müdahil vekilinin eksik incelemeye, beraat eden sanıkların eyleminde sübut olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, A) Sanıklar ... ve ...’in beraatlerine ilişkin hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, B) Sanık ...’in mahkumiyetine dair hükümlerin incelenmesinde; a) Sanığın ateş etmesiyle batın bölgesinden yaralanan müdahilin acil ameliyata alındığı, ince barsak lezyonuna neden olan mermi çekirdeğinin hayati tehlike oluştu ...

... n uygulanması sırasında, üst sınıra yakın bir ceza tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde 10 yıl hapis cezası verilmesi, 2- Mağdurun sanığa başkanı neden aradığını sorması dışında sanık lehine mağdurdan kaynaklanan haksız tahrik oluşturan bir eylem bulunmadığı halde, sanığın cezasından TCK.nun 29.maddesi gereğince indirim yapılması, Yasaya aykırı olup Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu nedenle yerinde olduğundan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 19/01/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

... ın sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık ...’in “kasten öldürme”, sanık ...’nin “hakaret” ve “yaralama” suçlarının niteliği tayin, sanık ...’in mağdur ...’ye yönelik eyleminde cezayı azaltıcı haksız tahrik ve takdiri indirim sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede meşru savunmaya, suç vasfına; sanık ... müdafiinin, sanık sıfatıyla sübuta, suç vasfına, takdiri indirim sebepleri ile erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hükümlerinin uygulanması, müdahil sıfatı ile suç vasfına, haksız tahrik hükmünün uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle; A. Mağdur sanık ...’nin “hakaret” ve “yaralama” suçlarından kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA, B. Dosya kapsamına göre; sanıkla mağdur ... arasında kız meselesinden dolayı husumet olduğu, olay günü sanıkla mağdur ...’nin bu nedenle tartıştıkları, bu sırada olay yerinde bulunan maktul ...’in müdahale edip olayı ay ...

... e ...’ın suçlarının sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık ... müdafiinin meşru savunmaya, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine, sanık ... müdafiinin sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Dosya kapsamına göre, sanıkların eğlenmek amacıyla gittikleri barda fotoğrafçılık yapan mağdur ...’dan fotoğr ...

... le, 26.09.2000 tarihinde sanık ...’i öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmasına karar verilen mağdur ...’in bu eyleminin, sanık lehine haksız tahrik oluşturacağının düşünülmemesi; b-)Sanığın, kullandığı otomobil ile öldürme kastıyla mağdura çarptığı, ancak ölüm sonucunun gerçekleşmediği olayda; 765 sayılı TCK. lehe kabul edilerek yapılan uygulamada eylemin tam teşebbüs aşamasında kaldığı ve buna göre lehe yasa karşılaştırması yapılması gerektiği gözetilmeden, eksik teşebbüs hükmünün uygulanması suretiyle eksik ceza tayini; Yasaya aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kısmen değişik gerekçe ile tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), CMUK.nun 326. maddesi uyarınca ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 20.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

... n şekilde takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık ... müdafiinin usule, eksik soruşturmaya, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılmasına dair hükümler ile haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine, teşdiden ceza tayininin yersizliğine, kamu hizmetlerinden kısıtlılık süresine vesaireye yönelen; sanık ... müdafiinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; Ancak; Oluşa, dosya içeriğine ve bozma öncesi temyiz kapsamı dışında kalarak hakkındaki hüküm kesinleşen ... ...’ın kolluktaki samimi anlatımlarına göre; 2003 yılında işlediği iddia olunan baş ...

... meye teşebbüse yardım ..., sanık ...’in mağdurlar ... ve ...’i kasten yaralama suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, takdire ve tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...’e yönelik, sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...’e yönelik silahla tehdit suçundan açılan davalar ile ilgili olarak elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin suçların vasıflarına vesaireye yönelen, sanık ... müdafiinin bir nedene dayanmayan, sanık ... müdafiinin sübuta, suç vasfına vesaireye, katılan-sanık ... ile katılan ... vekilinin; sanık ... hakkında meşru savunma hükümlerinin uygulanması ve verilen cezaların ertelenmesi gerektiğine, sanıklar ..., ... ve ... hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle; a) Sanık ...’in mağdurlar ... ve ...’i kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına, sanıklar ... ve ...’in katılan ...’e, sanık ...’in katılanlar ... ve ...’e yönelik silahla tehdit suçlarından beraatlerine dair kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), b) Sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...’i kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar ... ve ... hakkında mağdurlar ... ve ...’i kasten öldürmeye teşebbüse yardım ... suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Sanık ...’in av tüfeği ile hedef alıp etkili mesafeden birden çok kez ateş ederek mağdurlar ... ve ...’i öldürmeye teşebbüs etti ...

... ığı anlaşılmakla, hedef alınan vücut bölgesi, darbe sayısı, şiddeti ve meydana gelen yaralanmaların niteliği dikkate alındığında, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği halde, suç vasfında hataya düşülerek kasten yaralama suçundan hüküm kurulması, bb-) Küfürden ibaret ilk haksız hareketin kimden geldiğinin belirlenememesi karşısında, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan kasten yaralama suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 21/01/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

... nun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim ve eleştiri nedeni saklı kalmak kaydıyla haksız tahrik sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde ...’ye yönelen eyleminde eleştiri ve düzeltme, diğer hususlarda bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin suç vasfına, teşebbüs nedeniyle alt sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine, haksız tahrikin ağır olduğuna, takdire yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle; A) 5237 sayılı TCK nun 53. maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılan sanık hakkında velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından getirilen kısıtlamanın 53/3 fıkrası uyarınca şartla tahliye tarihine kadar geçerli olduğunun hüküm fıkrasının mahsus bölümüne eklenmesine karar vermek suretiyle CMUK 322 maddesindeki yetkiye istinaden DÜZELTİLEN mağdur-müdahil ...’yi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyete dair hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, tayin edilen cezaya ve tutuklulukta geçen süreye göre sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, B) Sanığın, mağdur ... ’a yönelen eyleminden kurulan beraat hükmünün incelenmesinde; Sanık ile ... ve ...’nin annesi...’nin, önceden ortak olarak emlakçı dükkanı çalıştırdıkları, daha sonra sanığın ortaklıktan ayrıldığı, sanığın yeğeni ... ile ...’nin de bir ara ortak dekorasyon işi yaptığı, ...’nin, ... adına kayıtlı olan ...

... u kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ve tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçeler ile reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yasal savunmaya ve haksız tahrik indiriminin azami hadden yapılması gerektiğine vesaireye, katılan vekilinin suç vasfına, haksız tahrik bulunmadığına, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; Ancak; Sanığın, ... 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2004 tarih ve 04/172-275 karar sayılı ilamı uyarınca 6136 sayılı Yasanın 13/1, 647 sayılı Yasanın 4 ve ...

... sokakta taciz edildiğini, olaydan 20 gün kadar önce kendisine anlattığını, kendisinin de “İstanbul’da kadınların taciz edilmesinin normal olduğunu, olmazsa evi taşıyabileceklerini yada araya hatırlı birini koyarak maktülle konuşacağını eşine söylediğini ifade ettiği; olay günü maktülün evine giden sanığın, İSKİ çalışanı olduğunu söyleyerek kapıyı açtırıp içeri girdiği, evin salon kısmında baş başa görüşmeye başladıkları, sonrasında maktülün polisi aramak istemesi üzerine tabancasını çıkartıp ateş ederek maktülü öldürdüğü olayda; Haksız hareketlerin ulaştığı boyut dikkate alınarak, haksız tahrik nedeniyle yapılacak indirimin hak ve nesafet kuralları, ceza adaletinin temini açısından makul bir düzeyde tutulması gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde üst sınırdan (2/3 oranında) indirim yapılarak eksik ceza tayini, b) Mağdur ...’ı kasten yaralama suçundan kurulan hükümde; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesi uyarınca değiştirilen 5271 sayılı CMK nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında; ceza miktarının üst sınırının 2 yıla çıkartılması, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlarla ilgili sınırlandırmanın da kaldırılması nedeniyle yerel mahkemece yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması C) Öldürme suçu yönünden; bozma nedeni dikkate alınarak; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9 maddesine göre, 765 sayılı Türk Ceza Yasası ile 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının olayla ilgili bütün hükümlerinin yargı denetimine olanak verecek biçimde uygulanması, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, lehe olan hükmün b ...

... p, sanığın kasten insan öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı haksız tahrik sebebinin derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma kararına uyularak verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, müdahiller vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın sabıka kaydı dört sayfadan ibaret iken, dosya içinde bulunan ve bir sayfası ...

... nığın suçunun sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin, 5237 sayılı TCK’nun 25, 27/2, ve 36.maddelerin uygulanması gerektiğine, haksız tahrikin varlığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Olay günü konuşmak amacıyla bir araya gelen mağdur ve sanığın, alkol alıp aralarında daha önc ...

... sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı tahrik ve takdiri indirim sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya bozma üzerine verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir nedene dayanmayan, katılan vekilinin haksız tahrik bulunmadığına, takdiri indirim nedeni bulunmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; a) Oluşa ve dosya içeriğine göre; mağdurun, ...’den alacağını istediği sırada aralarında tartışma ...

... temyiz edenin yine usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olduğundan hukuka aykırılık sebeplerini de başvurusunda göstermesi gerekir. Ancak maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu nihai olarak söyleme yetkisinin, doğrudan mahkemelere ait olması nedeniyle gösterilen bu sebepler, usule ilişkin aykırılıklarda olduğu gibi temyiz incelemesinin sınırlarını çizemez. Yargıtay yalnız gösterilen hukuka aykırılıkları değil tüm maddi hukuka aykırılıkları tespit ederek temyiz edenin sıfatını da dikkate almak suretiyle hükmü bozar. Yargıtayın maddi hukuk normlarının tümünü göz önünde tutup inceleme yapması gerektiği hususu doktrinde de (Serap Keskin Kiziroğlu, Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Temyiz Yasa Yoluna İlişkin Değişikliklere Bakış, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Kasım-Aralık, 2017, s. 182 vd.), savunulmaktadır. Erdem ve Kavlak'a göre,"...kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği yönünde bir irade ortaya konulduğu sürece incelemenin maddi hukuka ilişkin tüm hukuka aykırılıklar yönünden yapılabileceği, bu bağlamda, Yargıtayın olayda meşru savunma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yapılan bir temyiz istemi karşısında bu istemi yerinde bulmasa bile haksız tahrikin koşullarının gerçekleştiği ve bu nedenle de cezanın indirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozabilir." (Mustafa Ruhan Erdem, Cihan Kavlak, Ceza Muhakemesinde Temyiz İncelemesinin Kapsamı ve Sınırları, Yargıtay Dergisi, Ekim, 2018, Sayı: 4, s. 1434 ve 1472), Çetintürk de; "Muhakeme hukukuna ilişkin aykırılıklardan farklı olarak, maddi hukuka ilişkin denetimin, hükmün tüm yönleriyle incelenmesini gerektirdiği, maddi hukukun yanlış uygulandığına ilişkin genel bir ifade içeren temyiz dilekçesinde açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi, dosyaya yansıyan delillere göre suçun unsurlarının oluşmaması, sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması, suçun vasfının yanlış belirlenmesi, suçun nitelikli hâllerinde yapılan hata sonucu cezanın yanlış belirlenmesi veya teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması sonucu sanığın ceza alması veya almaması ya da hak ettiğinden az veya çok ceza alması durumlarında Yargıtayın bu hukuka aykırılığı bozma nedeni yapabileceği" (Ekrem Çetintürk, Ceza Muhakemesinde Temyiz Kanun Yolunda Maddi (Fiili) Sorunun İncelenmesi, Terazi Hukuk Dergisi, Mart 2019, s. 466-489) düşüncesindedir. Şu hâle göre, istemin; sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı (maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmediği), suçun unsurlarının oluşmadığı, suç vasfının yanlış belirlendiği, hukuka uygunluk nedenleri, teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması nedeniyle sanığın hukuka aykırı biçimde cezalandırıldığı veya cezanın yanlış belirlendiği şeklindeki maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıklara dayanması durumunda Yargıtay, maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu söyleme nihai yetkisinin, doğrudan kendisine ait olması nedeniyle sebeple ve gerekçedeki hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, tüm hukuka aykırılıkları saptayarak hükmü bozacaktır. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanığın, 17.03.2023 tarihinde tebliğ edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik aynı tarihli temyiz dilekçesinde; "…Verilen cezadan müzdarım olduğumu, çünkü o dönem tedavi kapsamında olduğum, etkisinde olduğum fakat ağır bir şekilde kullanmadığım, kendimi hastaneye giderek beyan ettiğim tedavi için bu maruz sebebimden dolayı çok üzgün ve mahcubum, saygılarımı sunarak beraatimi, dosyamın kapsamında temizlenip silinmesi talep ederek mahcubiyetimi özür beyan ederek gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim." ifadelerine yer vererek, doğrudan olayın sübutuna ilişkin delillerin usulüne uygun bir değerlendirmeye tabi tutulmadığını ileri sürmüş ve maddi hukukla ilgili normların tatbikinde de isabet bulunmadığına işaret etmiş olmasına göre, maddi hukuka aykırılık iddiasının varlığı bakımından yeterli bir temyiz nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği ve açıklanan sebeplerle sanığın temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeninin bulunduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 19.10.2023 tarihli ve 7811-8917 sayılı, temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesinin 1. fıkrası uyarınca redd+i kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, sanık tarafından yapılan temyiz başvurusunun incelenmesi için Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

... 499 Esas, 2024/474 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve sanık müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; olayda haksız tahrik koşullarının oluşmadığına, sanığın cez ...

... kasten öldürme suçundan ise tasarlayarak işlediklerine dair somut bir delil bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kasten öldürme suçundan cezalandırılmaları gerektiği belirtilerek hükümlerin bozulması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Nedenleri 1. Usule, 2. Sübuta, 3. Nitelikli kasten öldürme yönünden suç vasfına, 4. Haksız tahrike, İlişkindir. B. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz Nedenleri Süb ...

... /2846 Esas, 2022/2181 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili, katılan Kurum vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması ...

... lunmadığından bahisle suç vasfına, meşru savunmaya, meşru savunmada sınırın aşılmasına ve haksız tahrikin derecesine ilişkindir. 2.Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle, haksız tahrik ve takdiri indirime ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gere ...

... ddeden yararlanabilecek, buna karşılık saldırının etkisinin yanında, saldırıdan kaynaklanmış olsa bile, öfke gibi nedenlerle sınır aşıldığında ise aynı korumadan faydalanılması söz konusu olmayacaktır. Başka bir deyişle, failin amacı, saldırının defedilmesinden çok, kin duygusunu tatmine yönelik ise meşru savunmada sınırın aşılması değil, ancak haksız tahrik söz konusu olabilecektir. İnsanın dış dünyaya yansıyan davranışlarını esas alan ceza hukuku, onun davranışlarında iç dünyasının, o anki ruh hâlinin ve genel psikolojik özelliklerinin önemi bulunduğunu kabul ederek bu psikolojik durumlara belli bir hukuki değer vermektedir. Bu itibarla modern ceza hukuku sadece işlenen suçu değil, suçun işlenmesinde etkili olan nedenleri göz önünde bulundurarak cezalandırma yoluna gitmektedir (Devrim Aydın, Yeni ...

... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 01.11.2023 tarih ve 15363-6709 sayı ile; "Maktul ... sanığın kardeş oldukları, olay günü aralarında çıkan tartışma sırasında sanığın maktulün boğazını sıkmak suretiyle öldürdüğü olayda, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunun tespit edilemediği gözetilerek, mahkemece Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih 2002/4-238 esas ve 2002/367 karar sayılı kararı gereğince şüpheli kalan bu hâlin sanık lehine değerlendirilerek, haksız tahrik nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla kadar ceza öngören 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi gereğince asgari düzeyde bir ceza indirimi yapılması yerine yazılı şekilde fazla ceza tayininin, hukuka aykırı bulunduğu" gerekçesiyle bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; sanığın cezasından haksız tahrik nedeniyle indirim yapılmaması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 25.12.2023 tarih ve 151564 sayı ile; "(…)Maktulden kaynaklanan doğrudan sanığa yönelik haksız herhangi bir eylem bulunmadığı gibi sanığın haksız tahrike ilişkin iddialarını destekleyen başkaca herhangi bir delil de bulunmadığı, dolayısıyla ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda da bir belirsizlik bulunmadığından, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanması koşullarının mevcut olmadığı," bu nedenle hükmün onanması gerektiği görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 03.04.2024 tarih, 9667-2344 sayı ve oy çokluğu ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yar ...

... rine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.10.2022 tarih ve 12983-8117 sayı ile; “Sanık ...'ın halasının kızı olan ... ile imam nikâhıyla birlikte yaşadıkları ve ortak iki çocuklarının bulunduğu, sanık ...'ın İzmir iline çalışmaya gittiği dönemde maktul ...'ın sanık ...'ın imam nikâhlı eşi ...'le gönül ilişkisi yaşamaya başladıkları ve çocukları bırakarak birlikte kaçtıkları olayda, ilk haksız hareketin maktul ...'den sanık ...'a yöneldiğinin kabulünün gerektiği, sanık ... lehine haksız tahrik koşullarının oluştuğu, bu bağlamda kendisine yönelik haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında üzerine yüklenen suçu işleyen sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi gereğince makul oranda haksız tahrik indirimi yapılması gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması,” isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiş; Daire Üyeleri ... ve ...; “(…)Bu çerçevede maktul ...’den kaynaklanan ve sanık ...’a yönelen hukuk kuralları ile korunan hiçbir haksız davranış bulunmamaktadır. Resmî eş yönünden dahi aldatma fiiline katıldığı için üçüncü kişiye karşı tazminat davası açılması kabul edilmezken, gayriresmî bir birlikteliğin bozulduğu gerekçesiyle kurulan yeni birlikteliğin hukuken haksızlık olarak değerlendirilmesi kanaatimizce mümkün görülmediğinden, tanık ...’in yaşı küçük çocuklarını bırakması ise maktul ...’den kaynaklanan bir haksızlık olmadığından sanık ... hakkında tasarlayarak öldürme suçundan kurulan hükümde TCK’nin 29. maddesi uyarınca makul düzeyde haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğine ilişkin bozma nedenine katılmamaktayız.” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi ise 03.02.2023 tarih ve 2-38 sayı ile; “(…)Dosya kapsamına göre; 2005 yılında sanık ...’in, 1988 doğumlu olan tanık ... ile dini nikâh kıyarak birlikte yaşamaya başladığı, beyanlara göre müşterek iki çocuklarının bulunduğu, birçok suçtan sabıka kaydı olan ve sürekli alkollü içki içen sanığın birlikte yaşadığı ...’e şiddet uyguladığı, olay tarihinden yaklaşık dört yıl önce tanık ...’in kendisine karşı şiddet uygulanmasından dolayı birlikte yaşadığı sanık ...’ı terkederek Adana’da ikamet eden babasının yanına taşındığı, bir süre sonra da İzmir’de ikamet eden kardeşlerinin yanına gittiği, İzmir ilindeyken ... ile akrabası olan maktul ... arasında bir gönül ilişkisinin kurulduğu ve olay tarihinden yaklaşık üç ay önce ... ile ...’in kaçarak birlikte yaşamaya başladıkları anlaşılmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 2017/5 Esas 2018/7 Karar sayılı kararında evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı manevi tazminat isteminde bulunulamayacağına karar vermiştir. Yargıtay anılan karar ile resmi nikâh akdi yaparak evlenen kişilerin eşlerine karşı sadakat yükümlülüğü ...

... ğın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.07.2021 tarihli ve 138-318 sayılı, re'sen istinaf incelemesine tabi hükmün, sanık müdafii, katılanlar vekilleri ve Cumhuriyet savcısı tarafından da istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 12.11.2021 tarih ve 1363-2509 sayı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın TCK’nın 81/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiştir. Hükmün, sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.11.2022 tarih ve 2156-8778 sayı ile; "Maktul ve kardeşinin olay öncesinde sanıktan borç almaları ve bu nedenle de sanığın borç batağına sürüklenmesi, yine olay günü maktulün, kendisi ve eşine küfür ettiğine ilişkin yargılamanın hiçbir aşamasında çelişki içermeyen sanık savunmaları ve olayı gören tanığın bulunmaması karşısında, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu hâlin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından somut olayda sanık lehine TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiği gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 20.01.2023 tarih ve 1975-92 sayı ile; "...Devir tarihinden bir yıl sonra 180 adet kuzunun ekonomik değeri karşılığında küçükbaş hayvanlarını maktule satan sanığın, borcun kısa sürede ödenmesi amacıyla bir kısım krediler çektiği, maktulü bu borçlara kefil olarak gösterip taksitlerin maktul tarafından ödenmesini sağladığı, ödeme güçlüğüne düşen maktulün tarlasını satıp son olarak elinde kalan 80 adet hayvanı da sanığa geri verdiği ve borcuna karşılık karın tokluğuna sanığın yanında çalıştığının anlaşılması karşısında, sanığın, maktul ve kardeşine borç vermesi nedeniyle ekonomik darlığa düştüğü yolundaki Özel Daire kabulünün dosya kapsamı ile örtüşmediği; diğer taraftan, sanığın ilk savunmalarında maktulün kendisine ve eşine hakaret ettiğinden bahsetmemesi, bilakis tüm aşamalarda tartışmanın çıkış sebebine ilişkin olarak çelişkili ve tutarsız ifadelerde bulunması dikkate alındığında, kendisini suçtan kurtarmaya dönük yargılama aşamasında değişen beyanlarına itibar edilemeyeceği, bu nedenle hakkında TCK’nın 29. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı," şeklindeki gerekçe ile bozma ilamına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2023 tarihli ve 23173 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 02.11.2023 tarih ve 4268-6742 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararına konu hükmün, sanık tarafından hakkında haksız tahrik maddesinin uygulanması gerektiği; katılanlar vekillerince de eylemin tasarlayarak kasten öldürme suçunu oluşturduğu nedenleriyle temyiz edilmesinden sonraki aşamada sanığın temyiz talebinden feragat ettiği anlaşılmakla birlikte, CMK'nın ...

... k ...’ın nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-a, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.12.2020 tarihli ve 471-411 sayılı, resen istinafa tabi olan hükmün sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 29.04.2021 tarih ve 347-534 sayı ile; "…Sanığın, maktulü öldürmek amacıyla hazırlık yapmak için evin etrafında dolaştığı iddiasının sanığın savunmasının aksine kesin ve şüpheden uzak bir şekilde gerekçeli kararda yeterince tartışılmaksızın, kasten öldürme yerine tasarlayarak öldürme suçundan ceza tayini; sanık hakkında takdiri indirim uygulanmaması gerekirken, herhangi bir kişiselleştirme yapılmaksızın kanun metnindeki ifadeler yazılarak yasal olmayan gerekçe ile cezasında takdiri indirim yapılmak suretiyle eksik cezaya hükmolunması," nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesince 27.01.2022 tarih ve 359-71 sayı ile; sanığın kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, resen istinafa tabi olan hükmün sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 12.04.2022 tarih ve 491-600 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.12.2022 tarih ve 7675-9875 sayı ile; "Haksız tahrik hükümlerini düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesinin sanık lehine uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayini," isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 26.01.2023 tarih ve 27-40 sayı ile; "…Sanık mahkememiz huzurunda eylemini maktulün daha önce yapmış olduğu tehditler ile ağabeyinin yaralamasının verdiği öfkenin etkisiyle de gerçekleştirdiğini beyan etmiş ise de; soruşturmada alınan savunmalarında bu olaydan duyduğu hiddet veya şiddetli elemin etkisi ile bu olayı gerçekleştirdiğine dair bir beyanda bulunmaması, maktul hakkındaki sanığın kardeşine yönelik eylemine ilişkin soruşturmanın maktulün ölümü sebebiyle takipsizlik ile sonuçlanması ve bu hâliyle işbu soruşturmaya konu eylemin sübut bulmaması ve iddia edilen eylemin üzerinden zaman geçtikten sonra, yani olayın sıcaklığıyla değil soğuma sürecinden sonra sanığın harekete geçmesi ile haksız tahrikin şartlarından birisi failin içinde bulunulan elem ve derin üzüntü hâli ile hareket etmesi şartı olmasına karşın somut olayda sanığın adeta intikam hissiyle ve soğukkanlı hareket ederek eylemini gerçekleştirmesi hususları nazara alındığında, bu yöndeki savunmasının cezanın sonuçlarını hafifletmek amacına matuf olduğunun açık olduğu, öldürme olayının kaynağının sanık ile eşi ... arasında evlilikten kaynaklı meydana gelen anlaşmazlıklar olduğu, maktül ve oğlunun, sanığın kardeşini yaralama olayını gerçekleştirdiklerinin ispatlanamadığı, olay öncesinde 8 yıllık evlilik süresinde taraflar arasında çok sayıda olay gerçekleştiğinden hangi tarafın ilk haksız hareketi yaptığının tespitinin mümkün olmadığı, tahrik hükümlerinin uygulanırlığının tespiti için olay anının baz alınması gerektiği, olay anına ilişkin kamera görüntülerinde sanığın üzerinde taşıdığı silah ile maktule doğru koşarak ilk haksız eylemi gerçekleştirdiğinin görüldüğü, bu suretle ilk haksız hareketin sanıktan sadır olduğu kanaatine varıldığı, her ne kadar maktulün taşıdığı silahtan da bir el ateş edildiği tespit olunmuş ve sanık savunmasında ilk atışı maktulün yaptığını beyan etmiş ise de maktulün sanığın eylemine karşılık vermek ve kendini korumak amacıyla silahını ateşlediği değerlendirilmiş, izlenen kamera görüntülerinden sanığın olay öncesinde hızla maktule yönelmesi de gözetildiğinde kastının açık olduğu bu yönü ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas, 367 sayılı Kararının uygulanırlığının kalmadığı, TCK’nın 29. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, anılan bu nedenlerle sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu hükmün sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2023 tarihli ve 34713 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.11.2023 tarih ve 4349-7134 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Direnme kararının kapsamına göre inceleme sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Suçun sübutuna ve niteliğine ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine iliş ...

... ğın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 35/2, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.02.2019 tarihli ve 157-67 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonucunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 06.11.2020 tarih ve 855-2396 sayı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın TCK’nın 81/1, 35/2, 29, 62, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye karar verilmiştir. Hükmün, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.12.2021 tarih ve 7078-14951 sayı ile; "Katılana yönelik yaklaşık bir yıl üç ay önce gerçekleşen birinci olaydaki husumet nedeniyle sanık hakkında haksız tahrikten TCK'nın 29. maddesi gereğince asgari oranda indirim yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde (1/2) oranında indirim yapılarak eksik ceza tayin edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 13.05.2022 tarih ve 190-966 sayı ile; "...Hakaret veya basit yaralamadan ibaret haksız söz ve davranışlarda dahi haksız tahrik nedeniyle alt sınırdan indirim uygulandığı göz önüne alındığında, ilk olayda sanığın birisi müstakilen öldürücü nitelikte 5 bıçak darbesiyle yaralandığı, batın bölgesindeki yaralanması nedeniyle hayati tehlike geçirdiği ve sol böbreğini kaybettiği, sanık ile katılan arasındaki husumetin bu olaydan sonra derinleşerek devam ettiği, iki olay arasında geçen sürenin haksız tahrik oranını etkileyecek nitelikte olmadığı," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık ve müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2023 tarihli ve 86084 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 01.06.2023 tarih ve 2729-3797 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Özel Dairece, sanık hakkında katılana yönelik 26.05.2016 tarihli kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin miktar itibarıyla reddine; katılan hakkında aynı tarihli sanığa yönelik te ...

... . HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'in tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-a, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, müsadereye, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.11.2021 tarihli ve 364-418 sayılı resen istinafa tabi olan hükme yönelik sanık, müdafi ve katılanlar vekilleri tarafından da istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 01.04.2022 tarih ve 1016-1295 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafi ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.12.2022 tarih ve 7892-9874 sayı ile; ''...Dosya kapsamına göre; sanık ile tanık ...'ın evli oldukları, aralarındaki geçimsizlik nedeniyle 2020 yılı Ocak ayında ayrı yaşamaya başladıkları, bu süreçten sonra ...'ın sanığın da akrabası olan maktul ile cinsel ilişki boyutuna varan bir gönül ilişkisi kurduğu, olaydan bir süre önce sanığın, maktul ile ...'ın birlikte yaşadığı Uşak iline maktulü öldürmek amacıyla geldiği, olay günü sosyal medya hesaplarından maktulün yerini tespit ettiği, sonrasında, maktul ve ... parkta gezerken karşılarına çıkıp hiçbir şey söylemeden maktulün vücudunun öldürücü bölgelerine tabanca ile ateş ettiği, tabancanın tutukluk yapması üzerine bu kez bıçağını çıkartıp maktulü bıçaklayarak öldürdüğü olayda, maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan davranışlar dikkate alınarak, 18 yıl ila 24 yıl arasında ceza verilmesi gerektiğini belirleyen 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinin uygulanması sırasında asgari düzeyde bir indirim yapılarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayini...'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince 31.01.2023 tarih ve 35-43 sayı ile; ''...Sanıktan gördüğü şiddet üzerine ...'ın evi terk etmesi, yine ...'ın ... ile yaşamaya başladığının sanık ve ailesi tarafından öğrenilmesinden sonra maktulün ailesi ile barışmaya yönelik birtakım görüşmelerin gerçekleşmesi, bu bağlamda ve barışma karşılığında bedel olarak sanık ile tanık ...'in kızının evlendirilmesine karar verilmesi, ancak evlilik gerçekleşmeyince tekrar yapılan görüşmelerde bu defa da bedel olarak altın karşılığında anlaşmaya varılması, hatta ilk talep edilen altın miktarı çok bulununca bunda azaltmaya gidilmiş olunması ve bu her bir görüşmenin sanığın bilgisi ve rızası dahilinde gerçekleşmesi, yine bedel konusunda da sanığın rıza göstermesi, bu görüşmeler boyunca geçen sürecin uzunluğu, aynı şekilde sanığın ...'dan olma çocuklarını yanına alıp memleketine dönmesi ve bu süreçte maktulün ailesinin göndereceği altınları beklemesi, yine son olarak maktulün aile fertlerinin öldürme olayı öncesinde, yukarıda açıklandığı üzere, kendisine birtakım laflar söylediği hususunun soyut nitelikte kalmış olmasına bağlı olarak artık haksız tahrik durumunun ortadan kalktığı ve sanık hakkında uygulanamayacağı değerlendirilmiştir. Bu açıklamalara ek olarak; barışma karşılığı 80 altının ödenmemiş olması durumu da atılı suç açısından haksız tahrik hükümlerinin uygulanması sonucunu ortaya koymayacaktır. Öyle ki, artık aradaki uyuşmazlık ...'ın ... ile yaşamaya başlaması ve sanığı terk etmesi durumundan uzaklaşmış ve bu durum karşılığı taraflar arasındaki bedel konusuna ilişkin hale gelmiştir. Bu bağlamda, önce tanık ...'in kızı ile evlenme mevzuu, bu gerçekleşmeyince istenilen ve karşı tarafça çok bulunan ve miktarı düşürülen altın'ın talep edilen tarihte sanığa teslim edilmemiş olması öldürme ya da silahla tehdit suçu açısından haksız tahrik sebebi olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. ...Ayrıca mağdur ...'ın şiddete uğraması nedeni ile aile konutunu terk etmesi, bu olayların geçmişi anlamındaki ...'ın anlatımı, evden ayrılan ...'ın maktulle beraberlik yaşamaya başlaması, maktulün ve ...'ın bebek beklemeleri, sanık ile maktulün fiilen Ocak 2020'den beri ayrı yaşamaları, taraflar arasındaki boşanma davası birlikte değerlendirildiğinde, aile hukuku anlamındaki 'sadakat yükümlülüğü' kurumunun sanık lehine bir tahrik nedeni olamayacağının anlaşılması, Aynı şekilde, dosya arasındaki mesaj dökümlerinde görüleceği üzere, maktul ile sanık arasındaki küfür tehdit vb. sözel haksız hareket anlamında da ilk haksız hareketin sanıktan kaynaklı olması, maktulün, eşi ile boşanma aşamasında olan ve eşi olan sanıkla Ocak 2020'den beri ayrı yaşayan maktulden bebek beklemesi, yani maktulün ...' ın doğuracağı çocuğun babası olması hususları da göz önüne alındığında, sanık bakımından haksı ...

... iki ile kasten öldürme suçuna teşebbüs, sanıklar ..., ... hakkında bu suça azmettirmeden kurulan hükümlerin;(…) Mağdur ...’a yönelik olarak öldürme eyleminin icra hareketlerine başlanmadığının kabulü ile ... haricindeki sanıkların mağdur ...’a yönelik eylemden beraatlerine karar verilmesi, sanık ...’in maktulü öldürmesi sırasında araya giren mağduru engellemek amacıyla bir bıçak darbesi vurması şeklindeki eylemi de kasten yaralama olarak vasıflandırılarak sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde bütün sanıklar hakkında nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüsten mahkûmiyet kararları verilmesi, c) Sanık ... hakkında maktul ...'yı nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden; her ne kadar maktul ...’a yönelik eylem diğer sanıklar yönünden töre saikiyle gerçekleştirilmiş ise de, sanık ...’in mağdur ile evli olup maktulle mağdur arasındaki ilişkiyi yeni öğrendiği, maktulün sanığın eşi ile ilişkiye girmek ve bu ilişkiyi uzun bir zaman sürdürmek suretiyle evlilik birliğinin gerektirdiği sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesine iştirak etmesi, sanığın eşi ile birlikte evi terk etmeleri, müşterek çocuğun da maktulden olduğu iddiaları karşısında sanık açısından somut olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle sanık ...'in münhasıran töre saikiyle hareket etmediğinin kabulü ile sanık hakkında maktule yönelik eylem nedeniyle TCK’nin 29. maddesi uyarınca yasada öngörülen sınırlar dâhilinde makul düzeyde indirim uygulanmak suretiyle TCK'nin 82/1-a maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile aynı Kanunun 82/1-k maddesinin de uygulanması," isabetsizliklerinden bozulmasına, dosyanın İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise 24.12.2021 tarih ve 191-484 sayı ile; "(…) Olay sırasında, sanık ...'in maktule vurmaya başladığı, mağdur ...'ın sanık ...'i engelleyemediği, ...'in salladığı bıçağın bu sırada mağdur ...'a da isabet ettiği, sanık ...'in mağdur ...'ın boğazına sarıldığı, mağduru boğmaya çalıştığı, sonrasında ise mağduru sürükleyerek olay yerinden uzaklaştırmaya çalıştığı, olay yerinin yakınındaki tarlalardan geçerek olay yerinin uzağında bir tarlada durduğu ve hakkında yakalama kararı infaz edilmediği için tefrik kararı verilen ...'in bu sırada sanık ...'i aradığı, maktul ve mağdurun öldürülüp öldürülmediğini sorduğu, sanığın ise ‘...'ı öldüreyim mi’ diye sorduğu, telefonu kapattıktan sonra mağdurun konuşmak istemesi üzerine, bu kez sanığın ...'i aradığı, mağdur ile ...'in görüştükleri, ...'in mağdura ‘Madem kaçtın, çocuğu neden götürdün, seni öldüreceğimizi bilmiyor muydun?’ dediği, jandarma ekiplerinin gelerek mağduru kurtardıkları, her ne kadar mağdur ... kovuşturma aşamasında önceki anlatımlarının aksine sanıkları suçtan kurtarmak için sadece ...'in suçlu olduğu şeklinde beyanlarda bulunmuş ise de soruşturma aşamasındaki beyanında dayısı ...'in telefonda sanık ...'e kendisini kastederek ‘Onun da işini bitir.’ dediğini, sanık ...'in telefonu kapatıp ön cebine koyduğunu ve elleriyle kendisinin boğazına sarıldığını, bağırmaması için de ağzını kapattığını, bu esnada jandarma görevlilerinin geldiğini ve bu şekilde sanık ...'in elinden kurtulduğunu, jandarma görevlileri gelmemiş olsaydı sanık ...'in aldığı talimat doğrultusunda kendisini öldüreceğini beyan ettiği, yine mahkememizce olay yerinde yapılan keşif işlemi sırasında dinlenen tutanak tanığı ...'ın, olay günü kuru dere yatağının bulunduğu kısımdan toprağın yar yaptığı bölümde, yarın altına çömelmiş vaziyette isimlerinin sonradan ... ve ... olduğunu öğrendiği kişileri gördüğünü ve ...'ın sol tarafındaki ...’ın omzuna kolunu atmış vaziyette olduğunu, ‘Dur, jandarma!’ diye bağırınca, ...'ın oturduğu yerden kalkıp ‘Beni kurtarın.’ diyerek kendisine doğru koşmaya başladığını ve arkasına geçtiğini beyan ettiği hususları dikkate alındığında aslında jandarma görevlileri gelmese sanık ... önceden alınan karar gereğince mağdur ...'a yönelik öldürme eylemine devam edecekti. Kaldı ki tüm tarafların akraba oldukları bu olayda mağdur ... ve maktul ...'ın öldürülmesi için önceden karar alınmış ve alınan karar doğrultusunda da öldürülmek üzere bir kısım sanıklar tarafından arabayla götürülmüşlerdir. Arabanın bozulması üzerine, olayın meydana geldikleri yerde durmak zorunda kalınmış, sanık ..., alınmış olan karar gereğince eyleme geçmiş ve önce maktul ...'a yönelik olarak bıçakla saldırmaya başlamış, hatta mağdur ... da, ...'in salladığı bıçakla yaralanmış, bu sırada sanık ... de mağdur ...'a yönelik olarak öldürme eyleminin icra hareketlerine başlamış ancak bu eylemi arabanın olduğu yerde değil, oradan uzakta bir yerde devam ettirebilmek için mağduru sürükleyerek oradan götürmüş ve jandarmanın gelmesiyle de yakalanmıştır. (…) Sanık ...'ın eşi ... ile maktul ... arasındaki ilişkiyi öğrendiği ve tepki vermediği, öğrenmesinin ardından da maktulün kendileriyle kalmasına izin verdiği ve durumu kabullendiği, buna göre sanık ...'in, eşi olan mağdur ...'ın maktul ile ilişkisi nedeniyle herhangi bir hiddet veya şiddetli elem duymadığı, sadece çocuğun kendisinden olup olmadığı hususunun üzerinde durduğu, dolayısıyla maktul ...'ın öldürülmesi eyleminde bir anlık hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında hareket etmediği, öğrendiği ilişkiyi kabullenmesine rağmen tüm kişilerin akraba oldukları bu olayda mağdur ve maktul arasındaki bu ilişkinin diğer akrabalar tarafından öğrenildiği ve töreye aykırı bir davranış olarak kabul edilmesi nedeniyle de öldürme kararının alındığı dikkate alındığında sanık ... söz konusu eylemde bir anlık hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında değil tam aksine töre saiki ile öldürmede aranan görev bilinciyle hareket etmiştir.” şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek sanıkların önceki hükümler gibi cezalandırılmalarına karar vermiştir Hükümlerin sanıklar müdafileri, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.05.2022 tarihli ve 33628 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.12.2022 tarih ve 5739-9602 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Özel Dairenin bozma kararından sonra Yerel Mahkemece inceleme dışı sanık ... hakkında maktul ...’ya yönelik nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirme, mağdur . ...

... k ...’in maktul ...’ye yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba; sanık ...’in maktuller ..., ... ve ...’ye yönelik kasten öldürme suçuna yardımdan aynı Kanun’un 81/1, 39/1-2-c, 29, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 kez 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin kısmen resen temyize tabi olan hükümlerin sanıklar müdafileri, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.05.2019 tarih ve 2679-2923 sayı ile; "(…) Maktuller tarafından, sanıklara yönelik olarak haksızlık teşkil eden eylemlerin, olaydan önceki günlerde ve olay günü araçla sanıkların işlettikleri dükkanın önündeki yolda drift yapmaktan ibaret olduğu anlaşılan olayda, 1/4 ile 3/4 arasında indirim oranı öngören TCK.nin 29. maddesinin sanıklar hakkında uygulanması sırasında, asgari düzeyde indirim yapmak yerine, sanık ... hakkında maktullerin tümüne yönelik işlenen suçlarda asgari oranda ceza tayini yerine asgari oranın üzerinde indirim yapılarak eksik ceza tayini, Sanık ...’un ise maktul ...’i haksız tahrik oluşturan önceki eylemlerinin etkisi altında kalarak öldürdüğü anlaşıldığından yerinde olmayan gerekçe ile hakkında TCK’nın 29. maddesinden indirim yapılmayarak fazla ceza tayini," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 24.12.2019 tarih ve 279-577 sayı ile; sanık ...’in maktul ...’ye yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 29, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; sanık ...’in maktuller ..., ... ve ...’ye yönelik kasten öldürme suçuna yardımdan aynı Kanun’un 81/1, 39/1-2-c, 29, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 kez 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin kısmen resen temyize tabi olan hükümlerin sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.10.2021 tarih ve 4576-13449 sayı ile; "(…) Sanıklar ... ve babası ...'un olay yerinde market işlettikleri, maktuller..., ... ve...'in de aynı mahalle ve caddede 54 numaralı yerdeki binada oturdukları, maktullerin kullandıkları beyaz renkli Şahin marka oto ile olay tarihinden yaklaşık on gün öncesinden itibaren zaman zaman cadde üzerinden hızla geçip el frenini çekerek ‘spin’ diye tabir edilen ani dönüşler yaptıkları, sanıkların ise müştekilerin bu hareketlerinden rahatsız oldukları, olayın olduğu saatte de maktullerin yine araçla cadde üzerinde patinaj çektikleri, sanıkların bu olaya sinirlenerek maktullerle konuşmaya gittikleri aralarında çıkan tartışma sonucunda sanık ...'un üç maktulü de öldürdüğü, sanık ...'un oğlu sanık ...'un tüm aşamalarda yanında olduğu, ona engel olmayarak sanık ...'a suçun işlenmesine yardım eden olarak iştirak ettiğinin anlaşıldığı olayda; Maktullerden dosyaya yansıyan haksız tahrik oluşturacak herhangi bir durum bulunmadığı anlaşıldığından sanıklar ... ve ... lehine 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesi uyarınca tahrik nedeniyle ceza indirimi yapılması suretiyle eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozu ...

... gılama sonunda 26.10.2020 tarih ve 415-270 sayı ile; suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 82/1-a, 29, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir. Hükmün suça sürüklenen çocuk ve katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan inceleme sonunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/2. maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına, suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nın 82/1-a, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 23 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba hükmedilmiştir. Hükmün suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.02.2022 tarih ve 11176-773 sayı ile; "(…) Suça sürüklenen çocuk ...'ın, maktul ...'in babasının öldürüldüğü dosya da yargılanması nedeniyle, tevettür altında hareket ettiği ve maktul ...'in yargılandığı davanın sonuçlanmamasıyla birlikte, maktul ...'in suça sürüklenen çocuk ...'ın babası ...'nin öldürülmesi olayına ilişkin masum olduğunu gösterir kesinleşmiş bir beraat kararının bulunmadığı ve aralarında süregelen husumetin varlığı göz önünde bulundurulduğunda; suça sürüklenen çocuk ... hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca asgari düzeyde indirim yapılarak ceza tayini yerine, yazılı şekilde haksız tahrik hükümleri uygulanmayarak hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ...; olayda haksız tahrik bulunmadığı, bu nedenle hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ise 25.05.2022 tarih ve 1069-1221 sayı ile; "(…) Suça sürüklenen çocuğun ailesi ile maktulün ailesi arasında süregelen bir husumetin varlığının haksız tahrik hükmünün uygulanmasını gerektirir bir neden olmaması, maktulün suça sürüklenen çocuğun babasının öldürülmesi olayına karıştığına ve suça sürüklenen çocuğun babasını öldüren oğlunu azmettirdiğine ilişkin somut bir delilin bulunmaması, bu konudaki iddianın soyut iddiadan ibaret olması, maktulün, olay öncesinde suça sürüklenen çocuk hakkında ‘Babası öldü sıra ...'a gelecek.’ dediğine dair iddianın kahvehanede konuşulan dedikodudan ibaret olması, tanık ...'nin soruşturma aşamasında bu iddia ile ilgili beyanının olmaması, maktulün suça sürüklenen çocuğa yönelik olarak doğrudan tehditte bulunduğuna dair somut bir delil bulunmaması ve suça sürüklenen çocuğun haksız tahrik koşullarında hataya düştüğünün kabulüne ilişkin koşulların gerçekleşmemesi karşısında, somut olayda; suça sürüklenen çocuk ... lehine haksız tahrik koşullarının gerçekleşmediği," gerekçesiyle bozmaya direnerek suça sürüklenen çocuğun 26.05.2021 tarihli hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Hükmün suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2022 tarihli ve 108296 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 30.11.2022 tarih, 8760-9449 sayı ve oy çokluğuyla direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Suça sürüklenen çocuğun suçunun sübutu ile suç niteliğine ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda, Yargıtay 1. Ceza Dairesi çoğunluğu ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuk hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarını ...