⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️
🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️

Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!


... 1- Sanık .. hakkında mağdur ..'a yönelik kasten yaralama, sanık ...'ın mağdur .. yönelik kasten yaralama, sanık ...’ün mağdur ..’a yönelik hakaret, sanık ..’ın mağdur ..’e yönelik kasten yaralama suçları yönünden CMK.nun 23l/5 maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK.nun 231/12. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olup temyizi kabil bulunmadığı ve gereği itiraz merciince yerine getirildiğinden, bu hükümlerin inceleme dışı tutulmasına karar verilmiştir. 2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık .. ve suça sürüklenen çocuk .’ın mağdur ..’ı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliğini tayin, suça sürüklenen çocuk .. yönünden cezayı azaltıcı nedenlerden tahrike yaş küçüklüğü ile takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, sanık .. yönünden takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan .. müdafiinin suçun tasarlanarak işlendiğine, cezanın az olduğuna, suça sürüklenen çocuk .. müdafiinin suç vasfına yönelen, sanık .. ve müdafiinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; a- Mağdur ..’ın olay günü aynı iş yerinde birlikte çalıştıkları suça sürüklenen çocuk ..'ın teyzesinin kızı ve sanık ..'ın ise eşinin yeğeni olan . ...

... nan deliller karar yerinde incelenip, sanık ..'ın kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin eksik incelemeye, suç niteliğine, TCK.nun 25 ve 27/2. maddelerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrikin varlığına yönelen, katılanlar vekilinin eksik incelemeye ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanık .. ile maktul ..'nın tan ...

... ırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şeklî gerçeklik hakimdir. Daha ziyade iddia ve ispata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar iddia etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ispat şartı aranmamaktadır. Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ...

... un (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia v ...

... ri, aralarında önceye dayalı anlaşmazlıklar bulunduğu, olay günü çıkan tartışma sonrasında sanığın katılana hitaben, "kahpe, oruspu, senin gibi köpeği mi doyuracağım, seni öldüreceğim" diyerek tehdit ve hakaret edip boğazını sıktığı olayda; tehdit içeren sözlerin yaralama eyleminin irade açıklaması niteliğinde olup eylemin bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken bu hususların dikkate alınması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrıca tehdit suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, 2. Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınan Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/113 Esas ve 2009/286 Karar sayılı ilamına konu taksirle öldürme suçunun kasıtlı bir suç olmaması sebebiyle kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 58/4. maddesi gereğince anılan ilamın tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydında yazılı mahkûmiyetleri arasında tekerrür uygulamasına konu edilebilecek en ağır mahkumiyeti olan Nevşehir 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/1825 Esas ve 2011/531 Karar sayılı ilamı ile kasten yaralama suçundan hükmedilen 5 ay hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilme ...

... e kendiliklerinden son verip olay yerinde ayrıldıkları da göz önüne alındığında, sanıkların kastlarının yaralamaya yönelik olduğu, kastlarının yoğunluğu, darbe sayısının fazlalığı dikkate alınarak üst sınıra yakın ceza tayini ile kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulmak suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR 1. Sanık ... müdafinin temyiz istemi yönünden; Sanık ... müdafiinin kanunî süresi içinde temyiz başvurusunda bulunduktan sonra sanığın 12.06.2023 ve 14.06.2023 tarihli dilekçeler ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz istemleri yönünden; Gerekçe bölümünde yer alan (3) numaralı ...

... . HUKUKÎ SÜREÇ Meşru savunma kapsamında kasten öldürme suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eylemini kanunun hükmünü yerine getirirken sınırın kast olmaksızın aşılması suretiyle işlediğinin kabulü ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/1 ve 27/1. maddeleri yollamasıyla aynı Kanun’un 85/1, 27/1, 62, 50/4, 52/2 ve 54. maddeleri uyarınca 22.680 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye ilişkin Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.03.2019 tarihli ve 90-136 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 06.12.2019 tarih ve 1125-1357 sayı ile duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak sanığın kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemi nedeniyle TCK' nın 87/4-2, 62, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.04.2021 tarih, 1271-6088 sayı ve oy çokluğu ile; "…Oluşa ve dosya kapsamına göre; maktul ... hakkında Karasu ilçesinde meydana gelen çok sayıda hırsızlık olaylarının şüphelisi olarak Karasu Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla yakalama emri çıkarıldığı, maktulün yakalama emri uyarınca İstanbul’da yakalanarak Karasu ilçesine getirildiği, kolluk nezaretinde sorguya sevkedilerek sulh ceza hakimliği duruşma salonunda bekletildiği sırada nezaret eden polis memurunu itekleyip yaralanmasına da sebebiyet vererek duruşma salonunun penceresinden atlayıp kaçtığı, sanığın ise olay günü izinli olmasına rağmen emniyet müdürlüğünde düzenlenen seminere katılmak üzere emniyet binasında bulunduğu, maktulün kaçtığı haberinin emniyete ulaşması üzerine kolluk amirinin emriyle gruplar halinde yakalama çalışmaları başlatıldığı, amiri tarafından kendisine emir verilen sanığın yanında bulunan iki memur ile birlikte maktulün kaçtığı istikamette araştırma yaptıkları sırada, maktulü otluk ve çalılık alanda gördükleri ‘dur’ ihtarında bulunmalarına rağmen maktulün kaçmaya devam ettiği, sanık ve arkadaşlarının ikaz amaçlı havaya ateş ettikleri ancak maktulün ihtar ve ateş etmelerine kayıtsız kalarak kaçmaya devam ettiği bunun üzerine sanığın maktulü yakalamak amacıyla vücudunun alt kısmını hedef alarak peşpeşe iki el ateş ettiği, birinci atışın sağ bacak diz üstü arka iç kısmına isabet ettiği, onu takip eden ikinci atışın ise birinci atışın etkisiyle yere düşmekte olan maktulün sırt sağ tarafına isabet ederek arkadan öne, aşağıdan yukarıya, sağdan sola seyirle sol omuz ön yüzünden çıktığı ve bu atışın ölüme neden olduğu anlaşılmaktadır. Olaydan sonra maktulün sağ elinde ses ve gaz tabancası tespit edilmiş ise de, maktulün içinde bulunduğu durum, kaçtığı ve vurulduğu yerler nazara alındığında bu tabancanın olayla ilişkisi bulunmadığı kabul edilmiştir. Sanığın 2559 sayılı Yasanın 16. maddesi kapsamında maktulü yakalamak amacıyla ve yakalayacak ölçüde silah kullanma yetkisi bulunduğu, başka türlü yakalanamayan maktulün yaralayarak yakalanmasının sağlanması durumunda eylemin TCK’nin 24/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Başka bir deyişle sanık maktule yaptığı ilk atışın sonucunu bekleyip onu yaralı halde yakalasaydı bu fiilden sorumlu tutulmayacaktı. Sanığın yerine getirdiği kamu görevinin mahiyeti, maktulün yakalama emrine rağmen duruşma salonundan nezaret eden görevliyi de etkisiz hale getirerek kaçması, dur ihtarlarına ve uyarı atışlarına kayıtsız kalarak kaçmaya devam etmesi ve eylemin hukuka uygunluk nedeni içinde başlamış olmasının hukuksal bir değeri bulunmadığı düşünülemez. Bu nedenle Sanığın eyleminin herhangi bir olayda hasmını yaralamak isterken onun ölümüne neden olan herhangi bir failden farklı olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte sanığın maktulü yaralayarak yakalamasına imkan veren yasal düzenleme nazara alındığında hem yaralama kastıyla hareket ettiği hem de bu fiilden tam olarak sorumlu olduğunun kabulü kendi içinde bir çelişki oluşturmaktadır. Ne var ki, sanık bu ölçüyü aşarak ilk atışla yaralanan maktule yersiz olarak ikinci bir atış daha yapıp onun ölümüne neden olmuştur. Sanık tarafından ardarda iki el ateş edilmiştir. Bu durumda sanık hukuka uygunluk nedeni içinde başladığı eylemi sürdürerek hukuka uygunluk sınırını aşmıştır. O hâlde sınırın aşılmasının kusurlu olup olmadığı ile kusurun niteliğinin tespit ve tayini önem arz etmektedir. Önce ...

... ulunmadığı halde eylemlerine kendiliklerinden son verip olay yerinde ayrıldıkları da göz önüne alındığında, sanıkların kastlarının yaralamaya yönelik olduğu, kastlarının yoğunluğu, darbe sayısının fazlalığı dikkate alınarak üst sınıra yakın ceza tayini ile kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulmak suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR 1. Sanık ... müdafinin temyiz istemi yönünden; Sanık ... müdafiinin kanunî süresi içinde temyiz başvurusunda bulunduktan sonra sanığın 12.06.2023 ve 14.06.2023 tarihli dilekçeler ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz istemleri yönünden; Gerekçe bölü ...

... da bu fıkra hükmü uygulanır" biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, ... ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz" düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir. TCK.nun 43/1. maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. 5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli olan unsurların üzerinde ayrıntılı olarak durulmasında yarar bulunmaktadır. a) Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi; Aynı suç 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinde; “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır” denmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Öğretide de “aynı suçtan anlaşılması gerekenin, aynı suç tipi olduğu”, kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceği, suçun ism ...

... Gebze 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.02.2024 tarihli ve 2023/775 Esas, 2024/80 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-a, 29, 62 ve 52/2. maddesi uyarınca 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla, 5271 sayılı Kanun'un 272/3-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 01.02.2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.10.2024 tarihli ve 2024/21013 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.11.2024 tarihli ve KYB-2024/109408 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.11.2023 tarihli ve KYB-2024/109408 sayı ...

... nrasında, sanık olay yerinden uzaklaşırken müştekinin bıçakla sanığa saldırdığı, sanığın ise olay yerinde görüp aldığı ağaç kürek ve sandalye ile müştekiye karşı kendini savunarak vurduğu, bunun etkisiyle alkollü olan müştekinin düşüp başını sert zemine vurarak yaralandığı olayda, sanığın yasal savunma içinde hareket ettiği anlaşıldığından ceza verilmesine yer olmadığına ve beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 05.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2006/3782 E., 2007/758 K. KASTEN YARALAMA 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 35 ] 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ] "İç ...

... ADAM ÖLDÜRME KASTEN YARALAMA SONUCU ÖLÜM 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ] 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 86 ] "İçtiha ...

... ADAM ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS KASTEN YARALAMA 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 35 ] 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ] 5237 S. ...

... andıkları bıçağı salladığı esnada araya giren maktulün bacağına bir kez isabet ettirerek kan kaybından ölümüne sebebiyet verdiği olayda, sanığın eylemi 5237 sayılı TCK'nın 30. maddesinde hedef yanılgıya yer verilmiş olmasına göre Vedat'ı silahla kasten yaralamaya teşebbüs, maktulü ise olası kastla yaralama sonucu ölüme neden olma suçlarını oluşturacağı dikkate alındığında; buna göre sanığın her bir eylemi yönünden uygulamanın denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı gösterilmesi, lehe olan yasanın tespiti gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Kabule göre de; a) Uygulamanın 5237 sayılı TCK'nın 86/3-e maddesi delaletiyle 87/4. fıkra 2. cümle, 29, 65, 53. maddeleri uyarınca yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde 87/4. fıkra 1. cümle, 29, 62, 53. maddeleri uygulanara ...

... AKSIZ TAHRİK KASTEN ÖLDÜRME KASTEN YARALAMA 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 29 ] 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ] 5237 S ...

... KASTEN ADAM ÖLDÜRME KASTEN YARALAMA OLASI KAST 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 82 ] 5237 ...

... DLİ PARA CEZASI KASTEN ÖLDÜRME KASTEN YARALAMA TEKERRÜR TEŞEBBÜS 5237 S. ...

... çocukları için açılan nafaka davasının 06.10.2004 tarihinde yapılan duruşması sonrasında adliye dışında taraflar arasında çıkan kavgada mağdur-katılanın kızı Sevda'nın, sanık Cemile'nin oğlu Mehmet'i bıçakla vurarak öldürdüğü, kayınvalidesi Cemile'yi ise beş gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaraladığı, Sevda hakkında kasten adam öldürme ve kasten yaralama, Şerafettin hakkında kavgada ölene el uzatma, eşi Nural hakkında ise 6136 sayılı Yasa'ya aykırılık suçlarından kamu davası açıldığı, Bursa İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21.06.2005 tarih ve 378/130 sayılı kararı ile, Sevda'nın adam öldürme ve kasten yaralama suçlarından mahkumiyetine, Şerafettin ve eşi Nural'ın ise beraatlerine karar verildiği, Yargıtay Birinci Ceza Dairesi'nin 09.10.2006 tarih ve 2005/3129 esas, 2006/4186 karar sayılı ilamı ile sanıklar Şerafettin ve Nural hakkında verilen beraat kararlarının onanarak kesinleştiği, sanık Sevda hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin ise, suçların sübut ve vasıflarının kabul edilmesi suretiyle 5252 sayılı TCK'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 9. maddesi uyarınca lehe yasanın tespiti ve ona göre uygulama yapılması, kabule göre de karma uygulama yapılması gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği; Olay günü, katılan Şerafettin ve arkadaşı tanık Fettan bankta otururlarken, sanıklar İbrahim ve Tayfun'un, ellerinde bıçaklar olduğu halde katılanın yanına geldikleri, sanık İbrahim'in elindeki bıçağı katılana göstererek "seni yakaladım" dediği ve sanık Tayfun ile birlikte mağdur-katılana "elimizden kurtulamazsın, senin ölümün elimizden olacak" şeklinde beyanda bulundukları, bu sırada olay yerine sanık Cemile ve gelini tanık Semra'nın geldikleri, sanık Cemile'nin, oğlu sanık İbrahim'e "daha ne duruyorsun, vursana" dediği ve İbrahim'in elinden aldığı bıçakla katılanın göğüs, sırt ve batın bölgelerini doğrudan hedef alarak, altı isabetle batına nafiz ve hepatik fleksurada mezen-terde yaralanma oluşturacak şekilde yaraladığı ve oğulları sanıklar İbrahim ve Tayfun'a dönerek, "Mehmet'im rahat uyu, senin kanını yerde bırakmadım" diye bağırmaya başladığı, sanıklar İbrahim ve Tayfun'un ise katılana vurarak darp ettikleri, olay yerine güvenlik güçlerinin intikal etmesi üzerine sanıkların eylemlerine devam edemedikleri olayda; a-) Sanık Cemile'nin eylemi Sevda'nın babası katılan Şerafettin'i kan-gütme saiki ile adam öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu halde, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 82/1-j, 35, 62 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, b-) Sanıklar İbrahim ve Tayfun'un ise, ellerinde bıçak olduğu halde katılanın yanına geldikleri, sanık İbrahim'in katılana ...

... AKSIZ TAHRİK KASTEN ÖLDÜRME KASTEN YARALAMA 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ] 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 82 ] 5237 S ...

... KASTEN ÖLDÜRME KASTEN YARALAMA TEŞEBBÜS 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ] 5237 S ...

... kasten öldürmekten, Kadem'i silahla yaralamaktan sanık Hayrullah'ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi)'nden verilen 26.07.2006 gün ve 64/445 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahiller vekili tarafından istenilmiş, sanık duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle, sanık hakkında du-ruşmalı, müdahillerin temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1) Sanık Hayrullah hakkında, mağdur Kadem'i kasten yaralama suçundan tayin edilen adli para cezası, hüküm tarihinde CMUK'nm 305. maddesine göre kesin olduğundan, bu suçtan kurulan hükme yönelik vaki temyiz talebinin CMUK'nm 305, 317. maddeleri nedeniyle reddine karar verilmiştir. 2) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın kasten insan öldürme ...

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2007/6057 E., 2008/6954 K. KASTEN YARALAMA TEŞEBBÜS UZLAŞMA YAŞ ...

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2009/2063 E., 2009/4128 K. KASTEN YARALAMA LEHE KANUN UYGULAMASI ÖLÜME SEBEBİYET VERECEK ŞEKİLDE KASTEN TAKSİR ...

... KASTEN ÖLDÜRME KASTEN YARALAMA OLASI KAST 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 82 ] 5237 ...

... ASTEN BIÇAKLA YARALAMA KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS KASTEN YARALAMA 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 35 ] 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ] 5237 S. ...

... AST KASTEN ÖLDÜRMEYE KALKIŞMA KASTEN YARALAMA "İçtihat Metni" A.Yüce ...

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2008/394 E., 2009/6639 K. KASTEN YARALAMA SONUCU ÖLÜME NEDEN OLMA OLASI KASTLA ADAM ÖLDÜRME "İçtihat Metni" Olası ...

... tıran mağdurla, sanık ve ailesi arasında başlayan tartışma sırasında karşılıklı hakaret edip birbirlerini basit şekilde darp ettikleri, bu esnada mağdura elindeki orakla saldıran sanığın, mağdurun sırtından ve kolundan yaraladığı, sırtındaki yaralanmaların kesi şeklinde, sol koldaki yaralanmaların ise sol ulna açık kırığına neden olup hayat fonksiyonlarını 3.derecede etkiyecek nitelikte olduğu ve hayati tehlike yaratmadığı, yere düşen mağdura karşı engel durum olmadığı halde sanığın eylemine devam etmediği, olay yerinde bulunanlarca mağdurun hastaneye kaldırıldığı olayda; Sanığın, ani gelişen kavga sırasında mağdurun hayati bölgelerini hedef aldığının belirlenememesi, engel sebep bulunmadığı halde mağdurun yaralandığını gören sanığın eylemine kendiliğinden son vermesi, olay öncesi aralarında öldürmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmaması, mağdurdaki yaraların yeri ve niteliği dikkate alındığında, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği anlaşıldığı halde, silahla kasten yaralama suçundan ceza tayin edilmesi yerine öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 20.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

... e yönelik suçlarının sübutunun kabulünde, sanık ...’in mağdur ...’e yönelik suç niteliğinin tayininde isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir. 4- Sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...’e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümler yönünden; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan silinme koşulları oluşmamış mahkumiyeti bulunduğundan, 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin yasal olarak uygulanması olanağının bulunmadığı değerlendirilmiştir. 5- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...’in mağdurlar ... ve ...’i kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar ... ve ...’in mağdurlar ... ve ...’e yönelik kasten öldürme ...

... a sonuçlarına uygun şekilde 6136 sayılı yasaya aykırılık suçunun niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin vesaireye ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, a-) 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), b-) Kasten yaralama suçundan kurulan hüküm açısından; Dosya içeriğine göre, olay günü sanık ile mağdurun birlikte Selen Müzikhol'de alkol aldıktan sonra mağdurun ...

... , ancak kendi evinde kullandığı telefonun faturasını ödemediği, ...’ın, amcası olan sanıktan alacağını tahsil etmesini istediği, sanığın birkaç kez parayı istemesine rağmen ...’nin ödeme yapmadığı gibi sanığın evine telefon açıp hakaret ettiği, bu sözlere kızan sanığın, olay yerine gelerek silahını çıkarıp, mağdur ... ile oturan ...’ye “seni öldüreceğim” diyerek ateş edip karnından vurduğu, sonra da mağdur ...’e yönelttiği tabanca ile atışlarına devam ederek ...’i her iki bacağından vurduğu, silah seslerini duyan ... ve ...’in, dükkana girerek sanığı etkisiz hale getirmeye çalıştığı, ...’in sanığı arkadan kavradığı, silahı almak için uğraştığı, sanığın omzunun üstünden ...’in göğüs bölgesine ateş etmek isterken alnından kendisini vurduğu, diğer yöne çevirdiği tabanca ile yine omuz hizasından ...’e ateş etmek istediği, ancak tabancanın tutukluk yaparak merminin patlamadığı, olaydan sonra ele geçen tabanca üzerinde yapılan incelemede şarjörün boşalmış, bir adet merminin ise namlu içinde sıkışmış olduğunun, sanığın toplam yedi el ateş ettiğinin belirlendiği, alınan ekspertiz raporuna göre namluda sıkışan merminin dip tablasında tabancaya ait iğne izi olduğunun saptandığı, ... ve ...’in engellemesi neticesinde, tabancasında mermi kalmayan sanığın etkisiz hale getirildiği olayda; Sanığın, mağdur ...’i öldürme kastıyla ateş ettiği, tanık .... ve mağdur ...’in engel olması nedeniyle eylemini tamamlayamadığı tüm dosya kapsamından anlaşıldığı halde, öldürmeye teşebbüsten cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, B) Mağdur ...’i kasten yaralama ve 6136 Sayılı Yasa’ya aykırılık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde ise; sanığın sabıka kaydında yer alan ilamların silinme koşullarının oluşup oluşmadığı da göz önüne alınarak, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesi uyarınca değiştirilen 5271 sayılı CMK nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında; ceza miktarının üst sınırının 2 yıla çıkartılması, soruşturulması ve kovuşturu ...

... lince, .... ve ..... yönünden CMUK 310. maddesinde kabul edilen yasal süreden sonra temyiz edilmiş ise de, hüküm fıkrasında Anayasa’nın 40/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 232/6 maddelerine aykırı şekilde yasa yoluna başvuru şekli gösterilmediğinden, hükmün süresinde temyiz edildiği kabul edilmiştir. 2- 6136 sayılı Yasa’ya aykırılık suçundan 24.11.2004 tarih ve 598/255 sayılı ilamla kurulan mahkumiyet hükmü, Dairemizin 06.04.2006 tarih ve 855/1214 sayılı ilamı ile, temyiz edenlerin sıfatı ve temyiz içeriklerine göre inceleme dışı bırakılarak kesinleştiği halde, bu suçtan yeniden kurulan hüküm hukuki değerden yoksun sayılmış ve inceleme dışı bırakılmıştır. 3- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın kasten insan öldürme ve mağdur ...’ya yönelen kasten yaralama suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelikleri tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma kararına uyularak verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin takdire yönelen, müdahiller vekilinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle; A) Sanığın, mağdur ...’yı kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine dair hükmün ONANMASINA, B-a) Öldürme suçu yönünden; sanığın, eşinin maktul tarafından ... zamandır taciz edildiğin ...

... nce meydana gelen olay nedeni ile tartışmaya başladıkları, sanığın, mağduru göğüs ve el bölgesinden toplam iki bıçak darbesiyle yaşamsal tehlike yaratacak şekilde yaraladığı, eylemine devam etme imkanı varken kendiliğinden son verdiği olayda; yaraların niteliği ve olayın oluşu birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kastının öldürmeye yönelik olmadığı anlaşıldığı halde; kasten yaralama suçundan, ancak 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi dikkate alınarak, temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 25/01/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

... kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-d, 168/3, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.09.2020 tarihli ve 15-264 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 22.04.2022 tarih ve 1670-933 sayı ile; kasten yaralama suçuna ilişkin istinaf başvurusunun reddine, nitelikli yağma suçuna ilişkin ise istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 04.03.2024 tarih, 6356-2960 sayı ve oy çokluğu ile; "Yağma suçunun unsuru niteliğindeki basit kasten yaralama suçu açısından; sanık hakkında ilk derece mahkemesinde üst soya karşı basit kasten yaralama suçundan verilen adli para cezası kaldırılarak sanık hakkında her iki suç yönünden kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede: ...Sanığın olay günü saat 10.00 sularında müşterek konutlarında bulundukları sırada annesi olan mağdur ...'dan 50,00 TL para istediği, aldığı olumsuz yanıt üzerine mağdur ...'ın sol koluna yumruk attığı, kendisine müdahale eden babası olan mağdur ...'un başına yumruk atarak onu da basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı ve ardından mağdur ...'ın üzerinde bulunan 50,00 TL parayı alarak evden ayrıldığı olayda; sanığın, olayların başından beri özgülediği kastı doğrultusunda mağdur ...'a karşı geliştirdiği eylem ve söylemini bir aşamada engellemeye kalkan mağdur ...'a yönelik fiilinin de mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçunun unsurunu oluşturduğu düşünülmeden, sanık hakkında nitelikli yağma suçunun yanında ayrıca kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğu," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ... ise "İnceleme sonucu Heyet tarafından varılan bozma kararına katılmakla birlikte Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kesinleşen ve temyize getirilmeyen, temyiz edils ...

... sten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi uyarınca 4 ay; mala zarar verme suçundan TCK'nın 151/1. maddesi uyarınca 4 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına; her iki suç yönünden aynı Kanun'un 53. maddesi gereğince hak yoksunluklarına ilişkin Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.05.2019 tarihli ve 260-470 sayılı hükümlerin, hükümlü tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 17.09.2019 tarih ve 1403-1179 sayı ile isnat edilen suçların uzlaştırma kapsamında olması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesinden sonra yargılamaya devam eden Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesince 28.01.2020 tarih ve 553-63 sayı ile; müsnet suçlardan hükümlünün TCK’nın 86/2, 151/1 ve 52. maddeleri uyarınca ayrı ayrı olmak üzere 2400 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kesin nitelikteki hükümlere karşı hükümlünün, yargılamanın yenilenmesine ilişkin talepte bulunması üzerine Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesince 02.03.2020 tarihli ve 553-63 sayılı ek karar ile istem reddedilmiş, vaki itiraza istinaden inceleme yapan Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesince 27.04.2020 tarih ve 246 değişik iş sayı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Merci kararına karşı Adalet Bakanlığınca 24.11.2022 tarih ve 16636-2022 sayı ile kanun yararına bozma is ...

... AR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, silahla kasten yaralama, silahla kasten yaralamaya teşebbüs, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, tehdit, silahla tehdit, mala zarar verme, kamu malına zarar verme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili davanın başka bir yer ağır ceza mahkemesine nakli Adalet Bakanlığının 5271 sayılı ...

... yılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak DÜŞMESİNE, III-Sanıklar ... ve ... Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Verilen Beraat Kararına Yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısının; Sanık ... Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararına Yönelik Sanığın Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde; Müteveffa mağdur ... aşamalarda verdiği beyanlarda, kardeşi olan ...'in inceleme dışı sanık ...'nın abisinden borç para aldığını, sanıkların borcun ödenmediğini iddia ederek kedisinden tahsil etmek istediklerini, olay tarihinde san ...

... nığın, maktulün kızı ile 2013 yılında evlendiği, bir süre sonra eşi ile arasında geçimsizlik başladığı, çıkan anlaşmazlıklara maktul ve ailesinin de müdahil oldukları, olay tarihinden iki ay önce sanık ve eşi arasında yaşanan tartışmadan sonra maktul ve oğlu ...’ın sanığın evde bulunmadığı esnada sanığın ikametine geldikleri, sanığın annesi ve ağabeyi ile tartışmaya başladıkları, tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile sanığın kardeşi ...'ın bıçakla yaralandığı, olay nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında maktulün tutuklanarak 49 gün cezaevinde kaldığı ve olay tarihinden 10 gün önce tahliye edildiği, sanığın 24.05.2019 tarihinde mahkemeye başvurarak; maktul ve oğullarının, ağabeyini bıçakladıklarını ve kendisini tehdit ettiklerini belirterek koruma kararı talep ettiği, mahkemece bu talebin kabul edildiği, sanığın yargılamanın tüm aşamalarında gerek bizzat gerekse de müdafii aracılığıyla olayı maktulün, ağabeyini bıçaklamasının meydana getirdiği hiddet nedeniyle gerçekleştirdiğini savunduğu anlaşılan dosyada; Sanığın eylemini maktulden kaynaklanan ve kardeşine yönelen silahla kasten yaralama şeklindeki haksız eyleminin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında gerçekleştirdiği ve hakkında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan, haksız tahrike ilişkin Yargıtay uygulamaları ile belirlenen şartlarla çelişen ve şüpheden sanık yararlanır ilkesini de açıkça ihlal eden bir gerekçe ile direnme kararı verilmesinde isabet olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesi direnme kararına konu hükmün, sanığın kasten öldürme suçundan cezasından asgari oranda haksız tahrik nedeniyle indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2023 tarihli ve 27-40 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, hükmün sanığın kasten öldürme suçundan cezasından haksız tahrik nedeniyle asgari oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihli müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

... basit yaralamadan ibaret haksız söz ve davranışlarda dahi haksız tahrik nedeniyle alt sınırdan indirim uygulandığı göz önüne alındığında, ilk olayda sanığın birisi müstakilen öldürücü nitelikte 5 bıçak darbesiyle yaralandığı, batın bölgesindeki yaralanması nedeniyle hayati tehlike geçirdiği ve sol böbreğini kaybettiği, sanık ile katılan arasındaki husumetin bu olaydan sonra derinleşerek devam ettiği, iki olay arasında geçen sürenin haksız tahrik oranını etkileyecek nitelikte olmadığı," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık ve müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2023 tarihli ve 86084 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 01.06.2023 tarih ve 2729-3797 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Özel Dairece, sanık hakkında katılana yönelik 26.05.2016 tarihli kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin miktar itibarıyla reddine; katılan hakkında aynı tarihli sanığa yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise onanmasına karar verilmiş olup temyizin ve direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle yapılan indirim oranının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 09.07.2019 tarihli ve 15652 sayılı raporda; katılanın baş, boyun, bacak ve baldır ile iki adet göğüs bölgesinde olmak üzere toplamda altı bıçak darbesiyle yaralanmış olduğu, g ...

... a Dairesince 06.04.2021 tarih ve 1717- 6085 sayı ile; "(…) b) (…) Sanıklar ... ve sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik teşebbüs aşamasında kalan tasarlayarak ve töre saiki ile kasten öldürme suçuna teşebbüs, sanıklar ..., ... hakkında bu suça azmettirmeden kurulan hükümlerin;(…) Mağdur ...’a yönelik olarak öldürme eyleminin icra hareketlerine başlanmadığının kabulü ile ... haricindeki sanıkların mağdur ...’a yönelik eylemden beraatlerine karar verilmesi, sanık ...’in maktulü öldürmesi sırasında araya giren mağduru engellemek amacıyla bir bıçak darbesi vurması şeklindeki eylemi de kasten yaralama olarak vasıflandırılarak sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde bütün sanıklar hakkında nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüsten mahkûmiyet kararları verilmesi, c) Sanık ... hakkında maktul ...'yı nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden; her ne kadar maktul ...’a yönelik eylem diğer sanıklar yönünden töre saikiyle gerçekleştirilmiş ise de, sanık ...’in mağdur ile evli olup maktulle mağdur arasındaki ilişkiyi yeni öğrendiği, maktulün sanığın eşi ile ilişkiye girmek ve bu ilişkiyi uzun bir zaman sürdürmek suretiyle evlilik birliğinin gerektirdiği sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesine iştirak etmesi, sanığın eşi ile birlikte evi terk etmeleri, müşterek çocuğun da maktulden olduğu iddiaları karşısında sanık açısından somut olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle sanık ...'in münhasıran töre saikiyle hareket etmediğinin kabulü ile sanık hakkında maktule yönelik eylem nedeniyle TCK’nin 29. maddesi uyarınca yasada öngörülen sınırlar dâhilinde makul düzeyde indirim uygulanmak suretiyle TCK'nin 82/1-a maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile aynı Kanunun 82/1-k maddesinin de uygulanması," isabetsizliklerinden bozulmasına, dosyanın İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise 24.12.2021 tarih ve 191-484 sayı ile; "(…) Olay sırasında, sanık ...'in maktule vurmaya başladığı, mağdur ...'ın sanık ...'i engelleyemediği, ...'in salladığı bıçağın bu sırada mağdur ...'a da isabet ettiği, sanık ...'in mağdur ...'ın boğazına sarıldığı, mağduru boğmaya çalıştığı, sonrasında ise mağduru sürükleyerek olay yerinden uzaklaştırmaya çalıştığı, olay yerinin yakınındaki tarlalardan geçerek olay yerinin uzağında bir tarlada durduğu ve hakkında yakalama kararı infaz edilmediği için tefrik kararı verilen ...'in bu sırada sanık ...'i aradığı, maktul ve mağdurun öldürülüp öldürülmediğini sorduğu, sanığın ise ‘...'ı öldüreyim mi’ diye sorduğu, telefonu kapattıktan sonra mağdurun konuşmak istemesi üzerine, bu kez sanığın ...'i aradığı, mağdur ile ...'in görüştükleri, ...'in mağdura ‘Madem kaçtın, çocuğu neden götürdün, seni öldüreceğimizi bilmiyor muydun?’ dediği, jandarma ekiplerinin gelerek mağduru kurtardıkları, her ne kadar mağdur ... kovuşturma aşamasında önceki anlatımlarının aksine sanıkları suçtan kurtarmak için sadece ...'in suçlu olduğu şeklinde beyanlarda bulunmuş ise de soruşturma aşamasındaki beyanında dayısı ...'in telefonda sanık ...'e kendisini kastederek ‘Onun da işini bitir.’ dediğini, sanık ...'in telefonu kapatıp ön cebine koyduğunu ve elleriyle kendisinin boğazına sarıldığını, bağırmaması için de ağzını kapattığını, bu esnada jandarma görevlilerinin geldiğini ve bu şekilde sanık ...'in elinden kurtulduğunu, jandarma görevlileri gelmemiş olsaydı sanık ...'in aldığı talimat doğrultusunda kendisini öldüreceğini beyan ettiği, yine mahkememizce olay yerinde yapılan keşif işlemi sırasında dinlenen tutanak tanığı ...'ın, olay günü kuru dere yatağının bulunduğu kısımdan toprağın yar yaptığı bölümde, yarın altına çömelmiş vaziyette isimlerinin sonradan ... ve ... olduğunu öğrendiği kişileri gördüğünü ve ...'ın sol tarafındaki ...’ın omzuna kolunu atmış vaziyette olduğunu, ‘Dur, jandarma!’ diye bağırınca, ...'ın oturduğu yerden kalkıp ‘Beni kurtarın.’ diyerek kendisine doğru koşmaya başladığını ve arkasına geçtiğini beyan ettiği hususları dikkate alındığında aslında jandarma görevlileri gelmese sanık ... önceden alınan karar gereğince mağdur ...'a yönelik öldürme eylemine devam edecekti. Kaldı ki tüm tarafların akraba oldukları bu olayda mağdur ... ve maktul ...'ın öldürülmesi için önceden karar alınmış ve alınan karar doğrultusunda da öldürülmek üzere bir kısım sanıklar tarafından arabayla götürülmüşlerdir. Arabanın bozulması üzerine, olayın meydana geldikleri yerde durmak zorunda kalınmış, sanık ..., alınmış olan karar gereğince eyleme geçmiş ve önce maktul ...'a yönelik olarak bıçakla saldırmaya başlamış, hatta mağdur ... da, ...'in salladığı bıçakla yaralanmış, bu sırada sanık ... de mağdur ...'a yönelik olarak öldürme eyleminin icra hareketlerine başlamış ancak bu eylemi arabanın olduğu yerde değil, oradan uzakta bir yerde devam ettirebilmek için mağduru sürükleyerek oradan götürmüş ve jandarmanın gelmesiyle de yakalanmıştır. (…) Sanık ...'ın eşi ... ile maktul ... arasındaki ilişkiyi öğrendiği ve tepki vermediği, öğrenmesinin ardından da maktulün kendileriyle kalmasına izin verdiği ve durumu kabullendiği, buna göre sanık ...'in, eşi olan mağdur ...'ın maktul ile ilişkisi nedeniyle herhangi bir hiddet veya şiddetli elem duymadığı, sadece çocuğun kendisinden olup olmadığı hususunun üzerinde durduğu, dolayısıyla maktul ...'ın öldürülmesi eyleminde bir anlık hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında hareket etmediği, öğrendiği ilişkiyi kabullenmesine rağmen tüm kişilerin akraba oldukları bu olayda mağdur ve maktul arasındaki bu ilişkinin diğer akrabalar tarafından öğrenildiği ve töreye ...

... Sanık hakkında kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından kurulan hükümlerin kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir. Yağma suçu yönünden sanık hakkında kurulan hükme yönelik yapılan ön inceleme neticesinde; kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Karşıy ...

... da; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, ... ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz" düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir. 5237 sayılı TCK'nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. TCK'nun 43/1. maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” hükmü yer almakta olup, hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, bağımsız yargı denetimine açık olan devlettir. Yargı organları da yargılama yaparken hukuk devleti ilkelerine dolayısıyla anayasa ve kanunlara uygun olarak hareket etmelidirler. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde hüküm altına alınan "adil yargılanma hakkı" kişilerin hukuk devleti kuralları içinde yargılanmasını öngörür. Bu kurala aykırılık, işlemin adil olmasını engeller. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce verilen kararlarda; ajan veya polis memurlarınca, uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin olarak kişiyi suça azmettirme veya teşvik etme yoluyla elde edilen delillerin kullanılması “adil yargılama hakkının ihlali” olarak kabul edilmiştir. (AİHM’nin Burak Hun/Türkiye Davası, 15.12.2009 gün ve 17570/04 sayılı kararı ve Sepil/Türkiye Davası, 12.11.2013 gün ve 17711/07 sayılı kararı) Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Adli kolluk görevlilerince 13.06.2012 tarihinde sanıktan esrar satın alınmasından sonra 14.06.2012 tarihinde aynı gö ...