⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️ 🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️
Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!
Yönetici Girişi
Yeni Karar Ekle
Mevcut Kararları Yönet
Aşağıdaki arama sonuçlarında **Düzenle** ve **Sil** butonları ile yönetim yapabilirsiniz.
... eşru savunma ve hata hükümlerinin değerlendirilmediğine, olası kast hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, suç vasfının hatalı belirlendiğine, olayın 2935 sayılı OHAL Kanunu'nun yürürlükte olduğu zaman diliminde gerçekleşmiş olduğunun gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Olay günü saat 22.30 sıralarında haber merkezinin silahlı çatışma anonsu üzerine sanık ...'in GMT timinde ring görevini yaptığı sırada mesai arkadaşları ..., ... , ..., ... ... ve ... ... ile birlikte Beyoğlu/Kocatepe Mahallesine intikal ettik ...
... an ve takdiri indirim hükümleri uygulanmaksızın cezalandırılmaları gerektiğine,
3. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ile karar verildiğine, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne, meşru savunma hükümlerinin uygulanmamasının ve sadece haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanıklar ..., ... ve Nabi Hakkında Katılan ...'e (1959 doğumlu) Karşı Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
Sanıkların kavganın hareketli ortamında hedef gözetme imkanları ve katılan ile aralarında öldürmeyi gerektirecek düzeyde bir husumetlerinin bulunmaması, katılanın yaralanmasının niteliği ve özellikle yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak ...
... açıkça gösterildiği, eylemin sanıklar ... ve ... tarafından iştirak iradesi ile fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulmak suretiyle gerçekleştirildiğinin saptandığı, katılandan kaynaklanan saldırı, haksız bir söz ya da ... bulunmadığından sanıklar lehine meşru savunma ya da haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanıklar ile katılan arasında öldürmeyi gerektirecek nitelikte husumet bulunmaması, sanıkların ellerinde bıçak ve kırık cam gibi elverişli aletler bulunmasına rağmen, katılanın yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olması, alınan tanık ve katılan beyanları ile oluş ve dosya kapsamına göre sanıkların mani hal bulunmadığı halde eylemlerine kendiliklerinden son verip olay yerinde ayrıldıkları da göz önüne alındığında, sanıkların kastlarının yaralamaya yönelik olduğu, kastlarının yoğunluğu, darbe sayısının fazlalığı dikkate alınarak üst sınıra yakın ceza tayini ile kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulmak suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
1. Sanık ... müdafinin temyiz istemi yönünden;
Sanık ... müdafiinin kanunî süresi içinde temyiz başvurusunda bulunduktan sonra sanığın 12.06.2023 ve 14.06.2023 tarihli dilekçeler ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temy ...
...
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Meşru savunma kapsamında kasten öldürme suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eylemini kanunun hükmünü yerine getirirken sınırın kast olmaksızın aşılması suretiyle işlediğinin kabulü ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/1 ve 27/1. maddeleri yollamasıyla aynı Kanun’un 85/1, 27/1, 62, 50/4, 52/2 ve 54. maddeleri uyarınca 22.680 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye ilişkin Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.03.2019 tarihli ve 90-136 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 06.12.2019 tarih ve 1125-1357 sayı ile duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak sanığın kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemi nedeniyle TCK' nın 87/4-2, 62, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.04.2021 tarih, 1271-6088 sayı ve oy çokluğu ile; "…Oluşa ve dosya kapsamına göre; maktul ... hakkında Karasu ilçesinde meydana gelen çok sayıda hırsızlık olaylarının şüphelisi olarak Karasu Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla yakalama emri çıkarıldığı, maktulün yakalama emri uyarınca İstanbul’da yakalanarak Karasu ilçesine getirildiği, kolluk nezaretinde sorguya sevkedilerek sulh ceza hakimliği duruşma salonunda bekletildiği sırada nezaret eden polis memurunu itekleyip yaralanmasına da sebebiyet vererek duruşma salonunun penceresinden atlayıp kaçtığı, sanığın ise olay günü izinli olmasına rağmen emniyet müdürlüğünde düzenlenen seminere katılmak üzere emniyet binasında bulunduğu, maktulün kaçtığı haberinin emniyete ulaşması üzerine kolluk amirinin emriyle gruplar halinde yakalama çalışmaları başlatıldığı, amiri tarafından kendisine emir verilen sanığın yanında bulunan iki memur ile birlikte maktulün kaçtığı istikamette araştırma yaptıkları sırada, maktulü otluk ve çalılık alanda gördükleri ‘dur’ ihtarında bulunmalarına rağmen maktulün kaçmaya devam ettiği, sanık ve arkadaşlarının ikaz amaçlı havaya ateş ettikleri ancak maktulün ihtar ve ateş etmelerine kayıtsız kalarak kaçmaya devam ettiği bunun üzerine sanığın maktulü yakalamak amacıyla vücudunun alt kısmını hedef alarak peşpeşe iki el ateş ettiği, birinci atışın sağ bacak diz üstü arka iç kısmına isabet ettiği, onu takip eden ikinci atışın ise birinci atışın etkisiyle yere düşmekte olan maktulün sırt sağ tarafına isabet ederek arkadan öne, aşağıdan yukarıya, sağdan sola seyirle sol omuz ön yüzünden çıktığı ve bu atışın ölüme neden olduğu anlaşılmaktadır.
Olaydan sonra maktulün sağ elinde ses ve gaz tabancası tespit edilmiş ise de, maktulün içinde bulunduğu durum, kaçtığı ve vurulduğu yerler nazara alındığında bu tabancanın olayla ilişkisi bulunmadığı kabul edilmiştir.
Sanığın 2559 sayılı Yasanın 16. maddesi kapsamında maktulü yakalamak amacıyla ve yakalayacak ölçüde silah kullanma yetkisi bulunduğu, başka türlü yakalanamayan maktulün yaralayarak yakalanmasının sağlanması durumunda eylemin TCK’nin 24/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Başka b ...
... an ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanıklar ... ve ... tarafından iştirak iradesi ile fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulmak suretiyle gerçekleştirildiğinin saptandığı, katılandan kaynaklanan saldırı, haksız bir söz ya da ... bulunmadığından sanıklar lehine meşru savunma ya da haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanıklar ile katılan arasında öldürmeyi gerektirecek nitelikte husumet bulunmaması, sanıkların ellerinde bıçak ve kırık cam gibi elverişli aletler bulunmasına rağmen, katılanın yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olması, alınan tanık ve katılan beyanları ile oluş ve dosya kapsamına göre sanıkların mani hal bulunmadığı halde eylemlerine kendiliklerinden son verip olay yerinde ayrıldıkları da göz önüne alındığında, sanıkların kastlarının yaralamaya yönelik olduğu, kastlarının yoğunluğu, darbe sayısının fazlalığı dikkate alınarak üst sınıra yakın ceza tayini ile kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulmak suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
1. Sanık ... müdafinin temyiz istemi yönünden;
Sanık ... müdafiinin kanunî süresi içinde temyiz başvurusunda bulunduktan sonra sanığın 12.06.2023 ve 14.06.2023 tarihli dilekçeler ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanıklar ... ...
... karşılık vermekten ibaret olduğu, meşru savunmada aşırıya kaçmadığı anlaşıldığı halde, 5237 sayılı TCK'nun 25 maddesi uyarınca hakkında ceza tertibine yer olmadığına ve beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde ölümle biten kavgaya katılma suçundan hüküm kurulması,
Yasaya aykırı olup sanık S……. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sanık hakkında kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına (BOZULMASINA), 11.12.200 ...
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2005/4811 E., 2007/2533 K.
MEŞRU SAVUNMA
SINIRIN AŞILMASI
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 27 ]
5237 ...
...
ADAM ÖLDÜRME
MEŞRU SAVUNMA
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 25 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ]
5237 S ...
...
KASTEN ÖLDÜRME
MEŞRU SAVUNMA
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 25 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ]
5237 S ...
...
KASTEN ÖLDÜRME
MEŞRU SAVUNMA
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 25 ]
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ]
"İçtih ...
... denilmektedir.
Görüldüğü gibi Savcılık, maktul Hacı ...’u öldürenin ... olduğunu, ölenin kardeşi ...’ın meşru savunma koşulları içinde ...’i öldürmeye teşebbüs ettiğini, ...’in de ...’a öldürmek kastıyla ateş ettiğini ancak isabet ettiremediğini, suçun kasten öldürmeye teşebbüs aşamasında kaldığını açıklayarak ve bu aç ...
... ın sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık ...’in “kasten öldürme”, sanık ...’nin “hakaret” ve “yaralama” suçlarının niteliği tayin, sanık ...’in mağdur ...’ye yönelik eyleminde cezayı azaltıcı haksız tahrik ve takdiri indirim sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede meşru savunmaya, suç vasfına; sanık ... müdafiinin, sanık sıfatıyla sübuta, suç vasfına, takdiri indirim sebepleri ile erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hükümlerinin uygulanması, müdahil sıfatı ile suç vasfına, haksız tahrik hükmünün uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle;
A. Mağdur sanık ...’nin “hakaret” ve “yaralama” suçlarından kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA,
B. Dosya kapsamına göre; sanıkla mağdur ... arasında kız meselesinden dolayı husumet olduğu, olay günü sanıkla mağdur ...’nin bu nedenle tartıştıkları, bu sırada olay yerinde bulunan maktul ...’in müdahale edip olayı ay ...
... e ...’ın suçlarının sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık ... müdafiinin meşru savunmaya, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine, sanık ... müdafiinin sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dosya kapsamına göre, sanıkların eğlenmek amacıyla gittikleri barda fotoğrafçılık yapan mağdur ...’dan fotoğr ...
... n şekilde takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık ... müdafiinin usule, eksik soruşturmaya, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılmasına dair hükümler ile haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine, teşdiden ceza tayininin yersizliğine, kamu hizmetlerinden kısıtlılık süresine vesaireye yönelen; sanık ... müdafiinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Oluşa, dosya içeriğine ve bozma öncesi temyiz kapsamı dışında kalarak hakkındaki hüküm kesinleşen ... ...’ın kolluktaki samimi anlatımlarına göre; 2003 yılında işlediği iddia olunan baş ...
... meye teşebbüse yardım ..., sanık ...’in mağdurlar ... ve ...’i kasten yaralama suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, takdire ve tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...’e yönelik, sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...’e yönelik silahla tehdit suçundan açılan davalar ile ilgili olarak elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin suçların vasıflarına vesaireye yönelen, sanık ... müdafiinin bir nedene dayanmayan, sanık ... müdafiinin sübuta, suç vasfına vesaireye, katılan-sanık ... ile katılan ... vekilinin; sanık ... hakkında meşru savunma hükümlerinin uygulanması ve verilen cezaların ertelenmesi gerektiğine, sanıklar ..., ... ve ... hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
a) Sanık ...’in mağdurlar ... ve ...’i kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına, sanıklar ... ve ...’in katılan ...’e, sanık ...’in katılanlar ... ve ...’e yönelik silahla tehdit suçlarından beraatlerine dair kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
b) Sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...’i kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar ... ve ... hakkında mağdurlar ... ve ...’i kasten öldürmeye teşebbüse yardım ... suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanık ...’in av tüfeği ile hedef alıp etkili mesafeden birden çok kez ateş ederek mağdurlar ... ve ...’i öldürmeye teşebbüs etti ...
... temyiz edenin yine usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olduğundan hukuka aykırılık sebeplerini de başvurusunda göstermesi gerekir. Ancak maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu nihai olarak söyleme yetkisinin, doğrudan mahkemelere ait olması nedeniyle gösterilen bu sebepler, usule ilişkin aykırılıklarda olduğu gibi temyiz incelemesinin sınırlarını çizemez. Yargıtay yalnız gösterilen hukuka aykırılıkları değil tüm maddi hukuka aykırılıkları tespit ederek temyiz edenin sıfatını da dikkate almak suretiyle hükmü bozar. Yargıtayın maddi hukuk normlarının tümünü göz önünde tutup inceleme yapması gerektiği hususu doktrinde de (Serap Keskin Kiziroğlu, Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Temyiz Yasa Yoluna İlişkin Değişikliklere Bakış, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Kasım-Aralık, 2017, s. 182 vd.), savunulmaktadır. Erdem ve Kavlak'a göre,"...kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği yönünde bir irade ortaya konulduğu sürece incelemenin maddi hukuka ilişkin tüm hukuka aykırılıklar yönünden yapılabileceği, bu bağlamda, Yargıtayın olayda meşru savunma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yapılan bir temyiz istemi karşısında bu istemi yerinde bulmasa bile haksız tahrikin koşullarının gerçekleştiği ve bu nedenle de cezanın indirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozabilir." (Mustafa Ruhan Erdem, Cihan Kavlak, Ceza Muhakemesinde Temyiz İncelemesinin Kapsamı ve Sınırları, Yargıtay Dergisi, Ekim, 2018, Sayı: 4, s. 1434 ve 1472), Çetintürk de; "Muhakeme hukukuna ilişkin aykırılıklardan farklı olarak, maddi hukuka ilişkin denetimin, hükmün tüm yönleriyle incelenmesini gerektirdiği, maddi hukukun yanlış uygulandığına ilişkin genel bir ifade içeren temyiz dilekçesinde açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi, dosyaya yansıyan delillere göre suçun unsurlarının oluşmaması, sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması, suçun vasfının yanlış belirlenmesi, suçun nitelikli hâllerinde yapılan hata sonucu cezanın yanlış belirlenmesi veya teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması sonucu sanığın ceza alması veya almaması ya da hak ettiğinden az veya çok ceza alması durumlarında Yargıtayın bu hukuka aykırılığı bozma nedeni yapabileceği" (Ekrem Çetintürk, Ceza Muhakemesinde Temyiz Kanun Yolunda Maddi (Fiili) Sorunun İncelenmesi, Terazi Hukuk Dergisi, Mart 2019, s. 466-489) düşüncesindedir.
Şu hâle göre, istemin; sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı (maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmediği), suçun unsurlarının oluşmadığı, suç vasfının yanlış belirlendiği, hukuka uygunluk nedenleri, teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması nedeniyle sanığın hukuka aykırı biçimde cezalandırıldığı veya cezanın yanlış belirlendiği şeklindeki maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıklara dayanması durumunda Yargıtay, maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu söyleme nihai yetkisinin, doğrudan kendisine ait olması nedeniyle sebeple ve gerekçedeki hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, tüm hukuka aykırılıkları saptayarak hükmü bozacaktır.
B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme
Sanığın, 17.03.2023 tarihinde tebliğ edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik aynı tarihli temyiz dilekçesinde; "…Verilen cezadan müzdarım olduğumu, çünkü o dönem tedavi kapsamında olduğum, etkisinde olduğum fakat ağır bir şekilde kullanmadığım, kendimi hastaneye giderek beyan ettiğim tedavi için bu maruz sebebimden dolayı çok üzgün ve mahcubum, saygılarımı sunarak beraatimi, dosyamın kapsamında temizlenip silinmesi talep ederek mahcubiyetimi özür beyan ederek gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim." ifadelerine yer vererek, doğrudan olayın sübutuna ilişkin delillerin usulüne uygun bir değerlendirmeye tabi tutulmadığını ileri sürmüş ve maddi hukukla ilgili normların tatbikinde de isabet bulunmadığına işaret etmiş olmasına göre, maddi hukuka aykırılık iddiasının varlığı bakımından yeterli bir temyiz nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği ve açıklanan sebeplerle sanığın temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeninin bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 19.10.2023 tarihli ve 7811-8917 sayılı, temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesinin 1. fıkrası uyarınca redd+i kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, sanık tarafından yapılan temyiz başvurusunun incelenmesi için Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
... unsurlarının oluşmadığına, sanığın öldürme kastının bulunmadığına, eyleminin meşru savunma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, haksız tahrikin derecesine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Olay tarihinden önce sanık ve maktulün birbirlerini tanıdıkları, olay tarihinde tanık ...'in maktulün eski eşi sanığın ise sevgilisi olduğu, sanık ve tanık ...'in sanığın ...
... lunmadığından bahisle suç vasfına, meşru savunmaya, meşru savunmada sınırın aşılmasına ve haksız tahrikin derecesine ilişkindir.
2.Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle, haksız tahrik ve takdiri indirime ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gere ...
... anığın eylemini, mazur görülebilecek heyecan, korku ve telaşla meşru savunmada sınırın aşılması suretiyle gerçekleştirdiği" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 21.03.2022 tarih, 942-2157 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın maktule yönelik eyleminde TCK’nın 27/2. maddesinde belirtilen meşru savunmada sınırın aşılması şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya içeriğinden;
Sanığın 17.11.2015 tarihinde saat 02.00 sıralarında 155 polis imdat hattını arayarak iş yerine gelip kendisinden haraç isteyen bir şahsı vurdu ...
... n izin vermediği hâlleri ifade etmektedir.
Uyuşmazlığın çözümlenmesi açısından, mağdurenin rızası hilafına işlenmesi halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağında tereddüt bulunmayan sanığın eyleminin, 15 yaşından küçük mağdurenin rızasıyla yapılması halinde, gösterilen bu rızanın fiili kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından hukuka uygun hale getirip getirmeyeceği üzerinde durulmalıdır.
5237 sayılı TCK'nun esas aldığı ve suçun bir haksızlık olarak adlandırıldığı suç teorisinde suçun unsurları; maddi unsurlar, manevi unsurlar ve hukuka aykırılık unsuru olmak üzere üç başlık altında toplanmaktadır.
Uyuşmazlıkla yakından ilgili olan hukuka aykırılık, suçu oluşturan haksızlığın niteliği olup hukuka aykırılık ile kastedilen husus fiilin hukuk sistemiyle çatışması ve hukuk sistemine aykırı olmasıdır. 5237 sayılı Kanunda bazı suç tanımlarında “hukuka aykırı olarak”, “hukuka aykırı başka bir davranışla”, “hukuka aykırı diğer davranışlarla”, “hukuka aykırı yolla”, “hukuka aykırı yollarla” gibi ifadelere yer verilmiştir. Suçun unsurlarından birisi olması hasebiyle "hukuka aykırılık" kavramına madde metninde ayrıca yer verilmesiyle, failin olayda bir hukuka uygunluk nedeni olmadığını ve eyleminin hukuka aykırı olduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
5237 sayılı TCK'nda hukuka uygunluk sebepleri;
a- Kanunun hükmünü yerine getirme (m.24/1),
b- Meşru savunma (m.25/1),
c- İlgilinin rızası (m.26/2),
d- Hakkın kullanılması (m.26/1),
Olarak kabul edilmiştir.
İlgilinin rızası, 5237 sayılı TCK'nun “Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası” başlıklı 26. maddesinin ikinci fıkrasında; “Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez” şeklindeki düzenleme ile bir hukuka uygunluk nedeni olarak ...