⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️
🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️

Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!


... Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...’ın, maktul ...’i nitelikli kasten öldürme, 6136 sayılı Yasaya muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç nitelikleri tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebeplerin niteliği ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürmeye yardım suçlarından elde edilen delillerin hükümlülüklerine yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınarak beraatlerine hükmedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin; sübuta, delil yetersizliğine, katılan vekilinin; sanıklar ... ve Muzaffer’in beraatlerine ilişkin ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık ...’ın 6136 sayılı Yasaya muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürmeye yardım suçlarından beraat hükümlerinin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise; Sanık ...’ın uzun seneler Almanya’da yaşadığı, 2012 yılında suç işlemesi sebebiyle sınırdışı edilerek Türkiye ...

... ırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şeklî gerçeklik hakimdir. Daha ziyade iddia ve ispata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar iddia etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ispat şartı aranmamaktadır. Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ...

... un (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia v ...

... 2 esas 2012/84 karar sayılı ilamı aşağıda şekilde ortaya çıkmıştır; '... Ulaşılan Kanaat : Tüm dosya kapsamı, dosya içerisinde bulunan deliller ile sanık savunmaları, tanık beyanları, Bağkur Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporlar ile soruşturma aşamasında düzenlenen tutanaklar ve yargılama aşamasında İstanbul adli Tıp Kurumu ile Ankara Ağır Ceza Mahkemesi aracılığı ile alınan bilirkişi raporları hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda; her ne kadar sanıklar ......, ......, ....., ......, ....., ....., Alattin Edip Yazgan isimli sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı cezalandırılmaları istemi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de; bu sanıkların savunmalarında üzerlerine atılı bulunan suçları işlemediklerini suçsuz olduklarını savundukları, bu sanıklardan bazılarının suça konu olan eczaneleri kendilerinin işletmediğini, bu eczaneleri muvazaalı olarak başka kişilere devrettiklerini, yalnızca görünüşte eczanenin sahibi olarak gözüktüklerini, savundukları, bir kısmının ise eczanelerin bizzat kendilerinin işlettiklerini ancak üzerlerine atılı bulunan suçları işlemediklerini savun ...

... I : 2023/9101 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muh ...

... alı bilgisayar çıktılarından 2006 yılında 24 adet, 2007 yılında da sanık ...'ın görev yaptığı süre içinde 19 adet birlik encümen toplantısı yapıldığının anlaşıldığı, ancak sanıkların 2006 yılından 31 adet toplantı karşılığı, 2007 yılında ise 21 adet toplantı karşılığı oturum ücreti aldıkları, ayrıca sanık ...'ın raporlu olduğu günlerdeki encümen toplantı tutanaklarını da imzalayarak adına tahakkuk eden ücretleri aldığı, böylece sanıkların görevleri gereği tasarrufları altında bulunan Birlik paralarını zimmetlerine geçirdiklerinden' bahisle dava açıldığı hâlde gerekçeli kararda sübutu kabul edilen haksız alınan huzur hakları ilgili evrakta sahtecilik suçundan açılmış bir dava bulunmadığı ve bu hususta dava da açtırılmadığı hâlde, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi suretiyle CMK'nın 225. maddesine aykırı davranılması, Sanıklar hakkında, zimmet suçu kapsamında; ... Köylere Hizmet Götürme Birliği kayıtlarının incelenmesinde, Birlik encümen defteri ve imzalı bilgisayar çıktılarından 2006 yılında 24 adet, 2007 yılında da sanık ...'ın görev yaptığı süre içinde 19 adet birlik encümen toplantısı yapıldığının anlaşıldığı, ancak sanıkların 2006 yılından 31 adet toplantı karşılığı, 2007 yılında ise 21 adet toplantı karşılığı oturum ücreti aldıkları, ayrıca sanık ...'ın raporlu olduğu günlerdeki encümen toplantı tutanaklarını da imzalayarak adına tahakkuk eden ücretleri aldığı, böylece sanıkların görevleri gereği tasarrufları altında bulunan Birlik paralarını zimmetlerine geçirdikleri iddiası ile açılan kamu davasında, yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; dosya arasında bulunan 06.01.2010 tarihli Sayıştay emekli uzman denetçilerinden alınan bilirkişi kurulu raporu, sanıkların aşamalarda birbirlerini doğrulayan savunmaları, tanık olarak ifadelerine başvurulan birlik üyelerinin beyanları ile tüm evrak kapsamına göre sanıkların eylemlerinin bütün hâlinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 28.12.2023 tarih, 6189-12725 sayı ve oy çokluğu ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar ... ve ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davası bulunup bulunmadığı, 2- Sanıkların eylemlerinin zimmet suçunu mu yoksa görevi kötüye kullanma suçunu mu oluşturduğu, 3- Eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun ...