⚖️Yüksekkaya Law Office⚖️ 🏛️İçtihat Arama Motoru️🏛️️
Sadece Hukuk Büromuzca Kullanılan ve Önemli Görülen Kararlar Eklenmektedir!
Yönetici Girişi
Yeni Karar Ekle
Mevcut Kararları Yönet
Aşağıdaki arama sonuçlarında **Düzenle** ve **Sil** butonları ile yönetim yapabilirsiniz.
... anan deliller karar yerinde incelenip, sanık ..'ın eşi olan maktül .. ile maktül ..'a yönelik eylemi, sanık ..'ın maktül .. yönelik eylemi, sanık ..'ın maktül .'a yönelik eylemi ile maktül ..'ı tasarlayarak kasten öldürme, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık ...'ın maktül ..'ı tasarlayarak kasten öldürme, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarının niteliğini tayin, takdire ilişen cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri ve bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık .. müdafiinin maktül ..'ın öldürülmesi suçuna iştirak etmediği, maktül .. öldürülmesinde tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanık .. müdafiinin sübuta sanık .. ve müdafiinin sübuta, katılan .. müdafiinin sanıklar hakkında TCK'nun 62. maddesinin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanık .. ile maktül .. resmi nikahli olarak evli oldukları ve Avusturya'da yaşadıkl ...
... n öldürme kararının şarta bağlı olmadan alınması, ruhsal dinginliğe ulaşıldığını kabule elverişli makul bir süre geçmesine karşın eylem kararlılığından dönülmemesi ve belli bir hazırlık yapılarak sebat ve ısrarla bir plan dahilinde öldürme fiilinin gerçekleştirilmesi gerekmekte olup, bu yönde sanığın suçu tasarlayarak işlediğine ilişkin dosyada delil bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın 5237 sayılı TCK'nin 81/1. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine, suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde tasarlayarak kasten öldürme suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirdiğinden, sanık müdafiinin yerinde görülen temyiz sebeplerinin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 25/06/2020 tarih ve 2019/2521 (E), 2020/771 (K) sayılı "istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair" hükmünün CMK'nin 302/2. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 304/2-b. maddesi gereğince “İstan ...
... andırıldığı ancak sanık tarafından bu durumun kabul edilmediği, maktulün sanık tarafından tehdit edilmeye başlandığı, bu nedenle maktulün başvurusu üzerine kolluk amiri tarafından koruma kararı verildiği ve bu kararın Kayseri 6. Aile Mahkemesinin 16.07.2019 tarih ve 2019/360 Değişik İş sayılı kararı ile onaylandığı, sanığın bu kararı suç tarihinden kısa süre önce 28.07.2019 tarihinde ihlal ettiği, bu nedenle alınan maktul beyanı, sanık tarafından tanık ...’e gönderilen mesajlar, sanığın tabancayı olaydan 1 hafta önce tedarik ettiğine ilişkin beyanı,olay günü ve öncesinde maktulü takip ettiği, olay anında saklanarak eylemini gerçekleştirmek için uygun zamanı beklediği olayda, sanığın maktulü öldürme kararını,maktulü takibi sonucu başka bir erkek şahsın aracına bindiğini görmesi üzerine önceden verip, tasarlamayı kabule elverişli makul süre içerisinde vermiş olduğu kararda sebat edip kararından dönmeyerek yapmış olduğu plan dahilinde ve soğukkanlılıkla eylemini gerçekleştirmek suretiyle maktulü öldürdüğü anlaşılmakla, tasarlamanın şartları bulunduğu ve maktule yönelik eyleminin TCK'nın 82/1-a maddesi gereğince tasarlayarak kasten öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK'nın 81. maddesi uyarınca hüküm kurulması suretiyle suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülmesi,
2-) Davada kendisini vekil vasıtasıyla temsil eden katılan Aile,Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Bozmayı geretirmiş olup, katılan Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dosya ...
... aları, suç aletinin ele geçirilememesi, tanık beyanları, hep birlikte değerlendirildiğinde sanıkların maktulü öldürmek için plan yaptıkları, bu plan dahilinde makul süre geçmesine rağmen kararlarından vazgeçmeyip kararlarını gerçekleştirebilmek için çeşitli hazırlıklar yaptıkları ve eylemlerini bu plan çerçevesinde gerçekleştirdiklerine dair dosya içerisinde yeterli ve kesin delil bulunduğu, dolayısıyla sanıklar hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan hüküm kurulması gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek kasten öldürme suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin açıklanan nedenlerle sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 307/5. maddesi gereğince ceza miktarı yönünden kazanılmış hakları gözetilerek CMK 302/2 maddesi gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek aynı Kanunun 304/2. maddesi uyarınca takdiren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 24/02/2021 gününde oy birliği ile karar verildi.
... e ve soğukkanlılıkla eylemini gerçekleştirmek suretiyle maktulü öldürdüğü anlaşılmakla, tasarlamanın şartları bulunduğu ve eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 82/1-a maddesi gereğince tasarlayarak kasten öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı Kanunun 81. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
bb) Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK'nun 53. maddesinin iptal edilen bölümlerinin değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş olup, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 15/01/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.
... ı gerektiğine ilişkindir.
2. Katılanlar ve katılan Kurum vekillerinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan ceza verilmesi gerektiği ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
3. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; usule aykırı yargılama yapıldığına, haksız tahrik indiriminin azami oranda yapılması ger ...
... onomik değeri karşılığında küçükbaş hayvanlarını maktule satan sanığın, borcun kısa sürede ödenmesi amacıyla bir kısım krediler çektiği, maktulü bu borçlara kefil olarak gösterip taksitlerin maktul tarafından ödenmesini sağladığı, ödeme güçlüğüne düşen maktulün tarlasını satıp son olarak elinde kalan 80 adet hayvanı da sanığa geri verdiği ve borcuna karşılık karın tokluğuna sanığın yanında çalıştığının anlaşılması karşısında, sanığın, maktul ve kardeşine borç vermesi nedeniyle ekonomik darlığa düştüğü yolundaki Özel Daire kabulünün dosya kapsamı ile örtüşmediği; diğer taraftan, sanığın ilk savunmalarında maktulün kendisine ve eşine hakaret ettiğinden bahsetmemesi, bilakis tüm aşamalarda tartışmanın çıkış sebebine ilişkin olarak çelişkili ve tutarsız ifadelerde bulunması dikkate alındığında, kendisini suçtan kurtarmaya dönük yargılama aşamasında değişen beyanlarına itibar edilemeyeceği, bu nedenle hakkında TCK’nın 29. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı," şeklindeki gerekçe ile bozma ilamına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2023 tarihli ve 23173 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 02.11.2023 tarih ve 4268-6742 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararına konu hükmün, sanık tarafından hakkında haksız tahrik maddesinin uygulanması gerektiği; katılanlar vekillerince de eylemin tasarlayarak kasten öldürme suçunu oluşturduğu nedenleriyle temyiz edilmesinden sonraki aşamada sanığın temyiz talebinden feragat ettiği anlaşılmakla birlikte, CMK'nın 307. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." düzenlemesi ile 05.03.1941 tarihli ve 50-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, katılanın münhasıran kendi şahsi haklarına hasrettiği temyiz istemi üzerine sanık lehine bozma yapılamayacağı ilkesi dışında temyiz edilen hükmün sanık lehine veya aleyhine bozulmasına bir engel bulunmaması ve CMK'nın 265. maddesinin gerekçesinin "Cumhuriyet savcısı aleyhe kanun yoluna başvurduğunda, bunu inceleyen yetkili merci istemle bağlı olmaksızın kararı şüpheli veya sanığın lehine bozabilir veya değiştirebilir. Bu ilke davaya katılanın başvurusunda da geçerlidir." şeklinde açıklanmış olması göz önüne alındığında, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu döneminde olduğu gibi, CMK döneminde de katılan sıfatını almış olanların, şahsi hakla sınırlı olmamak şartı ile kanun yollarına başvurarak sanık hakkında kurulan hükmün yeniden incelenmesini isteme haklarının bulunduğu, sanığın aleyhine olacak şekilde temyiz edilen hükmün de isteme bağlı olmaksızın sanığın lehine bozulabileceği veya düzeltilebileceği anlaşılmakla, sanık ...'in kanun yolları aşamasında temyiz isteminden feragat etmiş olmasının, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün direnme kararı vasfını etkilemeyeceği gibi "davasız yargılama olmaz" ilkesine uygun olarak katılanlar vekilinin sanık aleyhine olmakla birlikte bir temyiz talebinde bulunmuş olması karşısında, ortada Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün nitelikte bir direnme kararının mevcut olduğu ve temyiz istemi ile bağlı olmaksızın direnme kararına konu hükmün sanığın lehine de bozulabileceği belirlenerek yapılan değerlendirme sonucunda;
Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Çoban olan maktulün, kardeşi katılan ... ile birlikte 2015 yılında sanıktan 200.000,00 TL karşılığında 200 adet küçükbaş hayvan satın aldığı ve taraflarca bedelin bir yıl sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığı, katılanın beyanına göre 180 adet kuzunun satışından elde edilen paranın sanığa verilerek borcun yerine getirildiği, maktulün 2016 yılında sanıktan 100 adet daha küçükbaş hayvan aldığı, sanığın iddiasına göre bu borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle, katılan tarafın beyanına göre ise borcun vaktinde ...
... . HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık ...'in tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-a, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, müsadereye, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.11.2021 tarihli ve 364-418 sayılı resen istinafa tabi olan hükme yönelik sanık, müdafi ve katılanlar vekilleri tarafından da istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 01.04.2022 tarih ve 1016-1295 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafi ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.12.2022 tarih ve 7892-9874 sayı ile; ''...Dosya kapsamına göre; sanık ile tanık ...'ın evli oldukları, aralarındaki geçimsizlik nedeniyle 2020 yılı Ocak ayında ayrı yaşamaya başladıkları, bu süreçten sonra ...'ın sanığın da akrabası olan maktul ile cinsel ilişki boyutuna varan bir gönül ilişkisi kurduğu, olaydan bir süre önce sanığın, maktul ile ...'ın birlikte yaşadığı Uşak iline maktulü öldürmek amacıyla geldiği, olay günü sosyal medya hesaplarından maktulün yerini tespit ettiği, sonrasında, maktul ve ... parkta gezerken karşılarına çıkıp hiçbir şey söylemeden maktulün vücudunun öldürücü bölgelerine tabanca ile ateş ettiği, tabancanın tutukluk yapması üzerine bu kez bıçağını çıkartıp maktulü bıçaklayarak öldürdüğü olayda, maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan davranışlar dikkate alınarak, 18 yıl ila 24 yıl arasında ceza verilmesi gerektiğini belirleyen 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinin uygulanması sırasında asgari düzeyde bir indirim yapılarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayini...'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince 31.01.2023 tarih ve 35-43 sayı ile; ''...Sanıktan gördüğü şiddet üzerine ...'ın evi terk etmesi, yine ...'ın ... ile yaşamaya başladığının sanık ve ailesi tarafından öğrenilmesinden sonra maktulün ailesi ile barışmaya yönelik birtakım görüşmelerin gerçekleşmesi, bu bağlamda ve barışma karşılığında bedel olarak sanık ile tanık ...'in kızının evlendirilmesine karar verilmesi, ancak evlilik gerçekleşmeyince tekrar yapılan görüşmelerde bu defa da bedel olarak altın karşılığında anlaşmaya varılması, hatta ilk talep edilen altın miktarı çok bulununca bunda azaltmaya gidilmiş olunması ve bu her bir görüşmenin sanığın bilgisi ve rızası dahilinde gerçekleşmesi, yine bedel konusunda da sanığın rıza göstermesi, bu görüşmeler boyunca geçen sürecin uzunluğu, aynı şekilde sanığın ...'dan olma çocuklarını yanına alıp memleketine dönmesi ve bu süreçte maktulün ailesinin göndereceği altınları beklemesi, yine son olarak maktulün aile fertlerinin öldürme olayı öncesinde, yukarıda açıklandığı üzere, kendisine birtakım laflar söylediği hususunun soyut nitelikte kalmış olmasına bağlı olarak artık haksız tahrik durumunun ortadan kalktığı ve sanık hakkında uygulanamayacağı değerlendirilmiştir.
Bu açıklamalara ek olarak; barışma karşılığı 80 altının ödenmemiş olması durumu da atılı suç açısından haksız tahrik hükümlerinin uygulanması sonucunu ortaya koymayacaktır. Öyle ki, artık aradaki uyuşmazlık ...'ın ... ile yaşamaya başlaması ve sanığı terk etmesi durumundan uzaklaşmış ve bu durum karşılığı taraflar arasındaki bedel konusuna ilişkin hale gelmiştir. Bu bağlamda, önce tanık ...'in kızı ile evlenme mevzuu, bu gerçekleşmeyince istenilen ve karşı tarafça çok bulunan ve miktarı düşürülen altın'ın talep edilen tarihte sanığa teslim edilmemiş olması öldürme ya da silahla tehdit suçu açısından haksız tahrik sebebi olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
...Ayrıca mağdur ...'ın şiddete uğraması nedeni ile aile konutunu terk etmesi, bu olayların geçmişi anlamındaki ...'ın anlatımı, evden ayrılan ...'ın maktulle beraberlik yaşamaya başlaması, maktulün ve ...'ın bebek beklemeleri, sanık ile maktulün fiilen Ocak 2020'den beri ayrı yaşamaları, taraflar arasındaki boşanma davası birlikte değerlendirildiğinde, aile hukuku anlamındaki 'sadakat yükümlülüğü' kurumunun sanık lehine bir tahrik nedeni olamayacağının anlaşılması,
Aynı şekilde, dosya arasındaki mesaj dökümlerinde görüleceği üzere, maktul ile sanık arasındaki küfür tehdit vb. sözel haksız hareket anlamında da ilk haksız hareketin sanıktan kaynaklı olması, maktulün, eşi ile boşanma aşamasında olan ve eşi olan sanıkla Ocak 2020'den beri ayrı yaşayan maktulden bebek beklemesi, yani maktulün ...' ın doğuracağı çocuğun babası olması hususları da göz önüne alındığında, sanık bakımından haksı ...
... elik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden beraatine ilişkin hüküm ise Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03.07.2024 tarihli ve 8775-4933 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
Direnme kararının kapsamına göre inceleme; sanık ... hakkında maktul ...’ya yönelik nitelikli kasten öldürme, sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ...’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Sanık ...’ın maktul ...’ya yönelik eyleminin, tasarlayarak ve töre saiki ile kasten öldürme suçunu mu yoksa haksız tahrik altında tasarlayarak kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun,
2- Sanıklardan ...’ın TCK’nın 38. maddesi delaletiyle, sanık ...’ın ise TCK’nın 37. maddesi delaletiyle, mağdur ...’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçuna iştirak edip etmediklerinin,
3- Sanık ...’ın mağdur ...’a yönelik eyleminin teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun,
Belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
22.08.2017 tarihli olay yeri inceleme raporundan; 20.08.2017 tarihinde İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, ... Mahallesi’nde, yol kenarında bir erkek cesedi bulunduğunun ihbar edilmesi üzerine olay yerine gidildiği, ...’ya ait olduğu öğrenilen cesedin tarla ile yol arasındaki bir yamaçta yüzükoyun yatar hâlde olduğu, cesedin mahalle yoluna 12 metre, ... Mahallesi’ne 600 metre, Kemalpaşa - Torbalı kara yoluna ise 350 metre mesafede bulunduğu, maktulün ayağında ayakkabılarının olmadığı, kesik izleri bulunan tişörtünün kan içinde oldu ...
... . HUKUKÎ SÜREÇ
Suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-a, 29, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Mersin 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.06.2019 tarihli ve 298-288 sayılı resen istinafa tabi olan hükmün suça sürüklenen çocuk müdafii, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 06.11.2019 tarih ve 4234-2511 sayı ile; eksik araştırma ve usul hükümlerine aykırılık nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mersin 6. Ağır Ceza Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda 26.10.2020 tarih ve 415-270 sayı ile; suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 82/1-a, 29, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir. Hükmün suça sürüklenen çocuk ve katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan inceleme sonunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/2. maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına, suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nın 82/1-a, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 23 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba hükmedilmiştir.
Hükmün suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.02.2022 tarih ve 11176-773 sayı ile; "(…) Suça sürüklenen çocuk ...'ın, maktul ...'in babasının öldürüldüğü dosya da yargılanması nedeniyle, tevettür altında hareket ettiği ve maktul ...'in yargılandığı davanın sonuçlanmamasıyla birlikte, maktul ...'in suça sürüklenen çocuk ...'ın babası ...'nin öldürülmesi olayına ilişkin masum olduğunu gösterir kesinleşmiş bir beraat kararının bulunmadığı ve aralarında süregelen husumetin varlığı göz önünde bulundurulduğunda; suça sürüklenen çocuk ... hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca asgari düzeyde indirim yapılarak ceza tayini yerine, yazılı şekilde haksız tahrik hükümleri uygulanmayarak hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Daire Üyeleri ... ve ...; olayda haksız tahrik bulunmadığı, bu nedenle hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ise 25.05.2022 tarih ve 1069-1221 sayı ile; "(…) Suça sürüklenen çocuğun ailesi ile maktulün ailesi arasında süregelen bir husumetin varlığının haksız tahrik hükmünün uygulanmasını ...